Ceza dosyalarında hak kaybının en sık görülen sebebi, esasa ilişkin bir hata değil, başvurunun yanlış kanun yoluna veya yanlış mercie yöneltilmesidir. CMK üç ayrı yol öngörür ve bu yollar farklı kararlara, farklı sürelere ve farklı incelemelere tabidir. Aşağıda bu ayrımın pratikte nasıl kurulacağı ele alınmaktadır.
Üç Yol, Üç Farklı Karar Tipi
İtiraz, kural olarak hâkim kararlarına ve kanunun açıkça öngördüğü mahkeme kararlarına karşı işletilir; tutuklama, adli kontrol ve benzeri koruma tedbirleri bu kapsamdadır. İstinaf, ilk derece mahkemesinin verdiği hükme karşı bölge adliye mahkemesine yapılır ve hem maddi olay hem hukuka uygunluk denetimi içerir. Temyiz ise sınırlı bir alanda ve yalnızca hukuka aykırılık denetimi bakımından gündeme gelir. Bir koruma tedbirine istinaf, kesinleşmiş bir hükme itiraz denemesi, dosyayı ilerletmediği gibi süre de tüketir.
Sürenin Başlangıcı: Yüze Karşı mı, Tebliğle mi?
Hüküm yüze karşı açıklanmışsa süre açıklama tarihinden, yokluğunda verilmişse gerekçeli kararın tebliğinden işlemeye başlar. İstinaf için kural olarak yedi günlük, temyiz için on beş günlük süre öngörülmüştür. Duruşmada beyan edilen kısa süreli başvuru iradesinin ardından gerekçeli başvuru dilekçesinin ayrıca sunulması gerekir. Gerekçeli karar tebliğ edilmeden yazılan başvuru dilekçesi geçerlidir, ancak tebliğ sonrası ek gerekçe sunma imkânı mutlaka kullanılmalıdır.
Mercide Yanılma Hakkı Ortadan Kaldırmaz
CMK, süresi içinde ancak yanlış mercie yapılan başvurunun bu nedenle geçersiz sayılmayacağını, dilekçenin yetkili mercie gönderileceğini kabul eder. Bu kural önemli bir güvence sağlar; ancak sınırsız değildir. Başvurunun süresinde yapılmış olması ve kanun yolunun türü bakımından kabul edilebilir nitelik taşıması gerekir. Yani yanlış adres telafi edilebilir, kaçırılmış süre edilemez.
Layihada Delil Argümanı Nasıl Kurulur
- Hükmün dayandığı deliller tek tek listelenir ve her birinin dosyadaki karşılığı gösterilir.
- Toplanmayan delil varsa, talebin hangi celsede yapıldığı ve nasıl reddedildiği tutanak numarasıyla belirtilir.
- Delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediği ayrı bir başlıkta tartışılır.
- Gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkiler açıkça gösterilir.
- Ceza tayinine, indirim ve artırım sıralamasına ilişkin hesap hataları ayrı kalemde ele alınır.
İnfaz Boyutunu Baştan Hesaplamak
Kanun yolu tercihinin, 5275 sayılı Kanun kapsamındaki infaz sonuçları düşünülerek yapılması gerekir. Denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ve açık kuruma ayrılma hesapları, verilen cezanın türü ve süresine bağlı olarak değişir. Bu hesap yapılmadan alınan başvuru kararları, bazen lehe görünüp fiilen aleyhe sonuç doğurabilir.
Yukarıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır. Karar türü, tebliğ tarihleri ve dosyanın aşaması izlenecek yolu değiştirdiğinden, süre işlemeye başlar başlamaz dosyanın incelenmesi önem taşır.