Bir ceza dosyasının kaderi çoğu zaman iddianameden önce, yani soruşturma evresinde şekillenir. Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, hangi mahkemenin görevli olacağının bu evrede hiç düşünülmemesi ve buna bağlı olarak koruma tedbirlerinin yanlış merciden istenmesidir. Bu rehber, CMK ve TCK ekseninde görev sorununun nasıl usule aykırı işlem riskine dönüştüğünü ele alıyor.
Görev sorusu neden iddianameden önce sorulur?
Soruşturmayı Cumhuriyet savcısı yürütür; ancak hâkim kararı gerektiren işlemlerde devreye giren merci ayrıdır. Fiilin hukuki nitelendirmesi, ileride hangi mahkemenin görevli olacağını belirlediği gibi, tutuklama, arama, el koyma ve iletişimin denetlenmesi gibi tedbirlerin hangi hâkimlikten isteneceğini de etkiler. Nitelendirme değiştiğinde dosyanın ağırlığı ve buna bağlı usul güvenceleri de değişir. Bu yüzden ilk şüphe anındaki nitelendirme teknik bir ayrıntı değil, stratejik bir tercihtir.
Usule aykırılığın tipik doğduğu anlar
- Yakalama ve gözaltı işlemlerinde müdafi ile görüşme hakkının tutanağa doğru yansıtılmaması
- Arama ve el koyma işleminin, karardaki kapsamı aşacak biçimde genişletilmesi
- Dijital materyale el konulurken imaj alma ve kopya verme usulünün atlanması
- İfade alınırken isnadın açık biçimde bildirilmemesi
- Gecikmesinde sakınca bulunduğu gerekçesiyle yapılan işlemin sonradan hâkim onayına sunulmaması
Şüpheli ve müdafi tarafında somut kontrol adımları
- Tutanakların tarih, saat ve imza sırası bakımından karşılaştırmalı okunması
- Her koruma tedbiri için kararın kim tarafından ve hangi kapsamla verildiğinin dosyadan çıkarılması
- El konulan dijital verinin bütünlüğüne ilişkin kayıtların talep edilmesi
- Hukuka aykırılık iddiasının yalnızca sonuç değil sebep gösterilerek yazılı biçimde dosyaya girmesi
- Her tedbir için itiraz yolunun ve itiraz merciinin dosya bazında not edilmesi
Görev itirazının doğru zamanlaması
Görev sorunu iddianamenin kabulüyle kovuşturmaya taşınır ve mahkeme görevsizlik kararı verebilir. Ancak soruşturma evresindeki işlemlerin geçerliliği, o işlemi yapan merciin yetkisiyle birlikte tartışılır. Bu nedenle savunmadan beklenen tutum, görev tartışmasını kovuşturmaya bırakmak yerine, tedbir taleplerine karşı çıkarken nitelendirme itirazını da açıkça dile getirmektir.
Delilin akıbeti bakımından fark yaratan şey
Hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil hükme esas alınamaz. Uygulamada belirleyici olan, aykırılığın hangi aşamada ve hangi somut belgeyle ortaya konduğudur. Soyut kalan bir aykırılık iddiası dosyada karşılık bulmaz; buna karşılık tutanak, karar ve tarih bilgisiyle desteklenen bir itiraz, delilin değerlendirilme biçimini doğrudan etkiler.
Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; her soruşturma dosyasının kendi olgu örgüsü vardır. Bir işlemin hukuka uygunluğunu değerlendirmek için dosyanın tamamının avukat tarafından incelenmesi yerinde olur.