Aile hukukunda nafaka, hem boşanma sürecinde hem de sonrasında en çok uyuşmazlık doğuran taleplerden biridir. Tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası birbirinden farklı hukuki temellere dayandığından, hangi dava süresi ve hangi talep türünün gündemde olduğunu baştan netleştirmek gerekir. TMK ve HMK çerçevesinde, aile mahkemesi (kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi) yetkilidir.
Nafaka Türlerini Ayırmak
Tedbir nafakası, dava süresince geçici olarak hükmedilir ve dava açılır açılmaz talep edilebilir. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş lehine; iştirak nafakası ise çocuğun bakım ve eğitim giderleri için düzenlenir. Talep dilekçesinde bu ayrım net yapılmazsa, hak kayıpları doğabilir.
Miktar Neye Göre Belirlenir?
Mahkeme nafakayı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, çocuğun ihtiyaçları ve günün koşullarına göre takdir eder. Bu nedenle gelir, gider, kira, eğitim masrafı gibi kalemleri belgeye dayandırmak, talebi soyut bir rakam olmaktan çıkarır. Karşı tarafın gelirini gösteren deliller de mahkemeden istenebilir.
Nafakanın Değiştirilmesi ve Kaldırılması
- Tarafların ekonomik durumunda esaslı değişiklik olması hâlinde artırım veya azaltım istenebilir
- Yoksulluk nafakası alacaklısının yeniden evlenmesi gibi durumlarda kaldırma talep edilebilir
- İştirak nafakası, çocuğun ergin olmasıyla kural olarak sona erer
Süre Yönetimi
Boşanmayla birlikte istenmeyen yoksulluk nafakası, sonradan ayrı bir dava ile de talep edilebilir; ancak bunun için hukukun öngördüğü süre sınırı gözetilmelidir. Birikmiş nafaka alacakları ise icra yoluyla tahsil edilir ve zamanaşımına tabidir.
Nafaka her ailede farklı sonuç doğurur; gelir, çocuk sayısı ve yaşam koşulları belirleyicidir. Talep kurulmadan önce dosyanın bir aile hukuku uzmanıyla değerlendirilmesi hak kaybını önler.