İçeriğe geç
AC

Vasiyetnameye Dayalı Miras Paylaşımında Görevli Mahkeme ve Yetki: Uzlaşma mı Dava mı?

2 Haziran 2026 Miras Hukuku 2 dk okuma 78 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Bir vasiyetname ortaya çıktığında mirasçıların ilk refleksi dava dilekçesi yazmak olur; oysa vasiyetname uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen ilk kırılma noktası, hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğunun doğru saptanmasıdır. Yanlış mercide geçen aylar, çoğu zaman esasa ilişkin en güçlü iddiayı bile işlevsiz bırakır.

Vasiyetname Uyuşmazlığında İlk Ayrım

Vasiyetnameye ilişkin talepler tek bir dava türü değildir. Vasiyetnamenin açılması ve ilgililere okunması, tereke tespiti, defter tutulması gibi işlemler çekişmesiz yargı niteliğindedir. Buna karşılık vasiyetnamenin iptali, tenkis veya mirasçılık sıfatının tartışıldığı talepler çekişmeli yargıya girer. Bu ayrım yapılmadan açılan dosya, görev yönünden reddedilebilir.

Sulh Hukuk mu, Asliye Hukuk mu?

TMK ve HMK sistematiğinde tereke işlemleri ile koruma tedbirleri bakımından sulh hukuk mahkemesi devrededir. Vasiyetnamenin iptali, tenkis ve mirasın paylaştırılması gibi çekişmeli talepler ise asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Aynı olayda hem tereke tespiti hem iptal talebi varsa, bunların ayrı dosyalarda yürütülmesi gerekebilir. Görev kuralı kamu düzenindendir; taraflar anlaşarak değiştiremez ve mahkeme her aşamada resen dikkate alır.

Yetkili Yer: Son Yerleşim Yeri Kuralı

Miras uyuşmazlıklarında yetki, kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesine bağlanır. Taşınmazın bulunduğu il, mirasçıların ikamet ettiği yer veya vasiyetnamenin düzenlendiği noterin bulunduğu şehir tek başına yetki doğurmaz. Uygulamada en sık yapılan hata, taşınmazın bulunduğu yerde dava açmaktır. Bu nedenle dosya açılmadan önce nüfus kayıtları ve adres kayıt sistemi üzerinden son yerleşim yeri belgelendirilmelidir.

Uzlaşma mı Dava mı: Karar Anı

Mirasçılar arasında paylaşımın müzakere ile çözülmesi mümkündür; ancak bu tercih zamanla sınırlıdır. Uzlaşma görüşmeleri uzadıkça, iptal ve tenkis gibi taleplerde süre baskısı büyür. Karar verirken şu ölçütler yol gösterir:

  • Vasiyetnamenin şekil şartlarında tartışma var mı, yoksa yalnızca oran mı konuşuluyor?
  • Terekede satışa konu taşınmaz gibi hızla değer değiştiren kalemler bulunuyor mu?
  • Mirasçılardan biri tereke mallarını fiilen kullanıyor ve iade direnci gösteriyor mu?
  • Anlaşma sağlanırsa bu, tapuda ve banka nezdinde uygulanabilir bir metne dönüşebilir mi?

Yalnızca oran tartışılıyorsa müzakere makul; şekil geçersizliği veya saklı pay ihlali iddiası varsa dava yolu ertelenmemelidir.

Yanlış Mercinin Bedeli

Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildiğinde dosya kendiliğinden doğru mahkemeye gitmez; kanunda öngörülen süre içinde başvuru yapılmazsa dava açılmamış sayılabilir. Bu ihtimale karşı karar tebliğ edilir edilmez başvuru takvimi yazılı hale getirilmeli, harç ve gider avansı hazır tutulmalıdır.

Buradaki açıklamalar genel nitelikte olup her tereke kendi belgeleriyle değerlendirilir. Vasiyetnamenin türü, mirasçı sayısı ve terekedeki mal çeşitliliği sonucu değiştirebileceğinden, adım atmadan önce dosyanızı bir hukukçuyla birlikte incelemeniz yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla