Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2022/9726 E. , 2022/9381 K. "İçtihat Metni" (KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ) Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 62. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ... 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2021/250
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2022/9726 E. , 2022/9381 K. "İçtihat Metni" (KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ) Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 62. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ... 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2021/250 Esas, 2021/394 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2022 tarihli ve 2022/101685 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; Sanık ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2020 gün ve 2020/60186 soruşturma, 2020/21887 esas sayılı iddianamesiyle, mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçundan TCK'nin 86/1, 86/3-e, 53, 54 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, ... 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarih ve 2020/311 esas, 2020/815 karar sayılı kararı ile basit yargılama usulü uygulanarak sanığın, TCK'nin 86/2, 86/3-e, 62, CMK'nin 251/3, 52/2-4 maddeleri uyarınca 2240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Basit yargılama usulü uygulanarak verilen bu karara yönelik sanık müdafii tarafından yapılan itiraz üzerine, kovuşturmanın genel hükümlere göre yapılmasına karar verildiği ve ... 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarih ve 2021/250 esas, 2021/394 kararı ile sanığın, TCK'nin 86/2, 86/3-e, 62, 52/2-4 maddeleri uyarınca 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, Sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 25.10.2021 tarih ve 2021/1723 esas, 2021/2684 karar sayılı kararı ile, cezanın tür ve miktarına göre kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığı belirtilerek, CMK'nin 279/1-b maddesi uyarınca talebin reddine karar verildiği, Sanık müdafiinin 22.11.2021 tarihli dilekçe ile kanun yararına bozma isteminde bulunması üzerine, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09.06.2022 tarih ve 94660652-105-06-292-2022 sayılı yazısıyla, ... 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarih ve 2021/250 esas, 2021/394 kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmediğinin bildirildiği, 01.07.2022 tarihli dilekçe ile sanık müdafiinin yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunduğu, S/2 Görülmüştür. Dosyanın yapılan incelemesinde: Mahkeme gerekçesinde: "müştekinin tekel bayii sahibi olduğu, sanıklardan ... ile aidat konusunda tartışmaya başladıkları, daha sonra iş yerine gelen ...' ın da bu tartışmaya katıldığı, daha sonra sanıklar ile müşteki arasında çıkan arbedede sanıklardan ... Camadam 'ın müştekiyi silahtan sayılan sopayla dosya içerisinde yer alan adli rapordan anlaşılacağı üzere yaşamsal tehlikeye neden olmayacak ve BTM ile giderilebilecek şekilde yaraladığı," tespitine yer verilmiş ise de, Sanık aşamalarda suçlamayı kabul etmemiştir. Mağdur ...'ın, eylemi gerçekleştirenin sanık olduğuna ilişkin bir beyanı yoktur. Olaydan bir gün sonra avukat huzurunda alınan beyanında "...beni darp eden olmadı" şeklinde ifadede bulunmuştur. Olayı gören tanık yoktur. Mahkemece kurulan 17.12.2020 tarihli ilk hükümde eylemin silahtan sayılan cam şişeyle gerçekleştirildiği kabul edilmesine karşın, itiraz üzerine kurulan 17.06.2021 tarihli ikinci hükümde, bu kez eylemin sopayla gerçekleştirildiği kabulüne yer verilmiştir. Mağdura ait adli raporda mahkemenin kabulünü doğrulayan eylemin sopayla gerçekleştirildiğine ilişkin bir tespitin yer almadığı görülmüştür. Yine yapılan incelemede, Hükmün açıklanması müessesesinin uygulanması kapsamında hükmün gerekçesi ile kısa karar arasında çelişki bulunduğu belirlenmiştir. Şöyleki, Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümde, "suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, failin güttüğü amaç ve saik ile kusurun ağırlığı" değerlendirilerek seçimlik cezalardan para cezası tercih edilmiştir. "Sanığın geçmişi, sosyal ilişkisi, fiilden sonraki ve yargılama aşamasındaki davranışları ve yaptırımın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri" göz önünde tutularak hüküm kurulurken, sanığın duruşmadaki iyi hali dikkate alınarak takdiri indirim uygulanmıştır. Sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil edecek kayıt yoktur. Bu şekilde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan koşulların oluştuğu, engel bir durumun bulunmadığı tespiti yapılarak hükmün gerekçesinde uygulanmasına karar verilen bu müessesenin, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında uygulanmamasına karar verilerek hükmün gerekçesi ile kısa karar arasında çelişki oluşturulduğu belirlenmiştir. Bu tespitler karşısında, S/3 1) Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmediği, mağdur ...' ın eylemi gerçekleştirenin sanık olduğuna ilişkin bir beyanının bulunmadığı, mağdurun olaydan bir gün sonra avukat huzurunda alınan beyanında "...beni darp eden olmadı" şeklinde ifade verdiği, mahkemece kurulan 17.12.2020 tarihli ilk hükümde eylemin silahtan sayılan cam şişeyle gerçekleştirildiği kabul edilmesine karşın, itiraz üzerine kurulan 17.06.2021 tarihli ikinci kararda bu kez eylemin sopayla gerçekleştirildiği kabulüne yer verildiği, olayı gören tanık bulunmadığı, mağdura ait adli raporda mahkemenin kabulünü doğrulayan eylemin sopayla gerçekleştirildiğine ilişkin bir tespite de yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, atılı suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine kararı verilmesi, 2) ... 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarih ve 2021/250 esas, 2021/394 sayılı kararın gerekçe kısmında, "sanığın kişiliği, suçun işlenmesindeki özellikler, sabıkasız oluşu ile ileride bir daha suç işlemekten çekineceğine dair mahkememize olumlu kanaat geldiğinden CMK'nin 231/5 maddesi uygulanmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" şeklindeki kabul ve tespite rağmen, hükmün esasını oluşturan kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, "yasal şartları oluşmadığından CMK'nin 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" şeklinde karar verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye yol açılması, Yasaya aykırı görülmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.06.2009 gün ve 2009/9-30 esas, 2009/177 karar sayılı kararında "... yasaların ... takdir kullanma olanağı sağladığı hallerde, örneğin aşağı ve yukarı sınırlar arasında temel ceza belirlenirken hatalı takdir kullanılması veya yapılacak artırım ve indirim miktarları saptanırken takdirde yanılgıya düşülmesi gibi durumlarda yasa yararına bozma yasayolu başvurusunda bulunulamayacağı yerleşmiş bir uygulamadır. Öte yandan, kanıtların veya hukuk kurallarının yanlış değerlendirilmelerinden kaynaklanan, hüküm ve kararlardaki hukuki değerlendirme hatalarıyla ilgili olarak yasa yararına bozma yasayoluna başvurulması olanaklıdır." şeklindeki gerekçe, Ceza Genel Kurulu’nun 20.09.1993 gün ve 201-201 sayılı kararında, yargılama hukuku ile maddi hukuk kurallarına aykırılık yanında, mevcut kanıtların mahkumiyet için yeterli olmaması ve kanıt bulunmaması hallerinde de bu yola başvurulmasının olanaklı olduğunun kabul edilmesi, Yine, Ceza Genel Kurulu 14.11.1988 gün ve 427-466 sayılı kararında “sübut bulmayan veya yasal unsurları itibarıyla suç oluşturmadığı görülen bir eylemde, uygulamaya veya sair yasaya aykırılıklara ilişkin hususların yazılı emir üzerine incelenmesini mümkün görüp, yargılamanın temelini ve esas amacını oluşturan sübut ve suçun tekevvün edip etmediğine ilişkin incelemeyi mümkün görmemek hukuken ve mantıken izahı mümkün olmayan bir husustur” şeklindeki kabul ile suçun oluşup oluşmadığının bu yolla denetlenebileceği sonucuna ulaşılmıştır. " tespitleri karşısında, S/4 Yukarıda açıklanan nedenlerin kanun yararına bozma konusu edilebileceği değerlendirildiğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 310. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: TÜRK MİLLETİ ADINA 1) Sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine dair kanun yararına bozma talebi yönünden yapılan incelemede; Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309. ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.) Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık ... hakkında, mahkemece yargılama yapılarak deliller usulünce değerlendirilerek mağdur ...’ı basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralama eyleminden 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e ve 62. maddeleri gereğince 3.000,00 TL S/5 adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, kanun yararına bozmaya konu edilen mahkumiyet kararındaki ileri sürülen hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesindeki hallere dahil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu, mahkemenin de olayda delilleri değerlendirerek sanığı cezalandırdığı ve takdir hakkını bu yönde kullandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 2) Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hususundaki kanun yararına bozma talebi yönünden yapılan incelemede; Hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği halde hükmün gerekçe kısmında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden bahsedilerek hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişkiye neden olunması isabetsizdir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; sanık ... hakkında kasten basit yaralama suçundan ... 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2021/250 Esas, 2021/394 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.