Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2023/7435 E. , 2024/8150 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/142 E., 2023/566 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf i
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2023/7435 E. , 2024/8150 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/142 E., 2023/566 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 2861. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2022 tarihli ve 2021/614 Esas, 2022/604 Karar sayılı kararı ile sanığın maktule yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 29, 62/1, 53. maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 22.05.2023 tarihli ve 2023/142 Esas, 2023/566 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; eksik ceza tayinine, haksız tahrik ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, meşru savunmaya, öldürme kastı bulunmadığına İlişkindir. III. GEREKÇE A. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın savunma hakkına riayet edilerek adil bir biçimde yargılandığının anlaşıldığı, eylemin sanık tarafından kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Tüm dosya kapsamına göre; sanık ve maktul arasında alacak verecek meselesi sebebiyle husumet bulunduğu, olay günü olay saatinden 1 saat önce maktulün sanığın kardeşi tanık ...'un yanına gidip, "birini sıktım devirdim, sıra senin kardeşinde, senin kardeşinin de kafasına sıkacağım" dediği ve 1 saat sonra sanığın ikametinin önüne gidip evin önünde birkaç el ateş ettiği, sanığın silah sesini duyması üzerine pencereden baktığı, maktulün sanığa yönelik öldürme tehdidini yineleyerek tüfeğini yeniden ateşlediği, sanığın bu sırada sağ el baş parmağından basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, keşif sırasında beyanı alınan tanık ...'nın ifadesine göre servisle gelen öğrencilerin dağıldığı sırada bu olayın yaşandığı ve kızını korumak maksadıyla bağıran sanığın kardeşi ...'e doğru da maktulün ateş ettiği, maktulün devam eden kendisinin ve başkasının vücut bütünlüğüne ve yaşam hakkına yönelen haksız saldırısına karşı eş zamanlı olarak sanığın ruhsatsız av tüfeği ile maktule doğru ateş ettiği, maktulün almış olduğu isabet sonucu olay yerinden kaçtığı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği anlaşılan olayda; sanığın başka türlü def etme imkanı bulunmayan saldırıdan orantılı bir savunma ile kurtulmaya çalıştığı, gerek kendisinin gerekse komşularının vücut bütünlüğüne ve yaşam haklarına yönelen ve devam eden haksız saldırıyı saldırı ile eş zamanlı olarak def eden sanık lehine 5237 sayılı Kanun'un 25/1. maddesinde düzenlenen meşru savunma koşullarının gerçekleştiği ve bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-d maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin sanığın kaçması gerektiğinden bahsedilerek yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi meşru savunma yönünden yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 22.05.2023 tarihli ve 2023/142 Esas, 2023/566 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyları ve oy çokluğu ile BOZULMASINA, Bozma sebebi gözetilerek sanığın bu suçtan oy birliğiyle TAHLİYESİNE, başka bir suçtan tutuklu ve hükümlü değil ise ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık ...'in maktül ...'ı kasten öldürdüğü iddiasıyla açılan kamu davasında yerel mahkemece sanık hakkında maktulü haksız tahrik altında kasten öldürdüğü kabul edilerek müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karar Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından doğru kabul ederek onanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının lehe ve aleyhe temyiz edilmesi üzerine dosya dairemize gelmiş ve yapılan İnceleme sonucunda sanığın maktule karşı işlediği suçun Türk Ceza Kanunu'nun 25/1 maddesinde düzenlenen meşru savunma koşulları içerisinde gerçekleştirdiği kabul edilerek müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararı oy çokluğu ile bozulmuştur. Yerel mahkeme tarafından verilen ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onaylanan sanığın haksız tahrik altında maktulü öldürdüğü yönündeki kararın doğru olduğu kanaatiyle dairemizin çoğunluk görüşüne muhalifim. Şöyle ki: Sanık ... ile maktul ... arasında ticari bir ilişki nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu sabit olup maktul bu husumet nedeniyle olay günün kendisine ait araçla sanık ...'in yaşadığı mahalleye gelerek aracından inmiş ...'in ve annesinin de bulunduğu sokakta ...'e küfür etmiş, bunu duyan ... koşarak evlerinin ikinci katına çıkmış maktul yanında getirdiği av tüfeği ile toplamda 6 kez ateş ederek o sırada evinin ikinci katının camından bakmakta olan ...'in sağ el 1. parmağına saçma isabet edip basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralanmasına sebebiyet vermek suretiyle ...'i yaralamış bunun üzerine sanık ... evinde bulunan av tüfeği ile kendi savunmasına göre toplam iki el ateş etmek suretiyle maktulün baş, göğüs ve boynunda çok sayıda saçma girişi nedeniyle beyin kanaması geçirip hayatını kaybetmesine sebebiyet vermiştir Olayın başından itibaren sanık ... kendisi ve annesi sokaktayken maktul ...'nin küfür ederek kendi mahallesine gelmesi üzerine kendisinin kaçtığını evin ikinci kat camından baktığını, maktulün kendisini görerek kendisine doğru ateş ettiğini ve parmağından saçmayla yaralandığını bunun üzerine kendisinin de dededen kalan evdeki tüfekle havaya iki el ateş ettiğini söylemiştir Sanık ...'in olay mahallinde toplam 1 adet kartuşunun bulunduğu maktulün ise yanında bulunan tüfekle toplam 6 el ateş ettiği anlaşılmış olmasına rağmen, sanık ... Yerel Mahkemece olay mahallinde yapılan tatbiki keşifte verdiği ifadesinde kendisinin evin ikinci kat penceresinden bakarken elinden saçmayla yaralandığını bunun üzerine evde bulunan av tüfeği ile havaya iki kez ateş ettiğini kabul etmiştir. Dosyaya keşif aşamasına kadar ismi dahi bildirilmeyen ancak ilk defa keşifte hazır bulunup ifade veren tanık ...'nın olay sırasında okul dağılmıştı çocuklar etraftaydı maktulün çocuklara ateş edeceğinden korktum şeklindeki (sanık ...'in aşamalardaki savunmasında hiç bahsetmemiştir.) beyanları her nedense bozmaya esas alınarak sanık ...'in mahallede bulunan kendisi dışındaki başkalarına da maktulün ateş edebileceği şeklindeki bir saldırı altında kaldığı bu nedenle meşru müdafaa sınırları içerisinde bu suçu işlediği dairemizce kabul edilmiş olup bu kabul ne sanık ...'in aşamalarda verdiği ifadeler ne dosya kapsamı ne de olayla örtüşmemektedir. Sanık ... olay sırasında kendisinin ateş ettiğini söylediği kendi evleri ile maktulün vurduğu yer arasındaki mesafe keşif sırasında tutulan tutanak ve krokiye göre 23 metredir, olay mahallinde bulunan tanık beyanlarına göre ise ...'in bulunduğu yer kendi evleri değil ... isimli şahsın evinin 2. katı olup ... buradan ateş etmiş ise buranın maktule masefesi 26 metredir. Sanık ...'in maktul kendisine ateş ederken maktülden (hangi beyan kabul edilirse edilsin) en az 23 metre mesafede ve bir evin 2. katında olup buranın penceresinden maktule bakarken parmağından saçma tanesiyle yaralanmış ancak ... dışında maktülden başka herhangi bir kimseye yönelik maktul tarafından yapılan saldırı olmadığı halde sanık ... maktulü öldürerek maktulden yönelen saldırıyı önleme şeklinde bir zorunluluk olmamasına rağmen maktule pencereden 2 el ateş ederek maktulü kafasından vurmak suretiyle öldürmüştür. Türk Ceza Kanunu'nun 25. maddesi meşru müdafaayı düzenlemektedir. Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş gerçekleşen gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde def etmek zorunluluğu ile işlenen fiillerin meşru müdafaa içinde işlendiği kabul edilmiştir. Somut olayımızda maktulden sanık ...'e yönelik silahla saldırı söz konusudur, ancak o sırada evin 2. katında olan sanığın maktulü öldürmeden de saldırıyı def etmek imkanı olan sanığın kendisine yönelen ve hal ve koşullara göre saldırganı öldürme dışında saldırıyı başka bir şekilde def etme imkanı olmadığını söylemek mümkün değildir, bu nedenle ne meşru müdafaa-i düzenleyen TCK 25. ne de meşru müdafaada sınırın aşılmasını düzenleyen TCK 27/2. maddelerinin şartları itibariyle mevcut oluşmadığı, sanığın haksız tahrik altında maktulü öldürdüğü ve yerel mahkeme kararının doğru olduğu kanaatinde olduğumdan Dairemiz çoğunluğunun bu yöndeki kararına muhalifim KARŞI OY İncelenen davada hukuki uyuşmazlık konusu olan husus sanık eylemin TCK 25 madde mi 27 madde mi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yolundadır. Olay tarihi öncesinde aralarında anlaşmazlık bulunan maktul ve sanığın bu hususta birbirlerine husumet besledikleri olay günü maktulün kendi aracı ile sanığın köydeki ikametine gittiği aracından inerek maktulün önce havaya sonra sanığın ikametine doğru tüfekle birden fazla ateş ettiği tartışmasızdır. Bunun üzerine sanık tek katlı olmayan evinin ikinci katından maktule doğru tüfekle ateş etmiş ve bu atış sonucu maktul hayatını kaybetmiştir. Dosyayı inceleyen çoğunluk eylemin TCK 25 madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine dair karar vermiştir. Öncelikle sanık ve maktulün bulunduğu yerlerin analizi bu incelemede önem arz eder. Zira maktul zeminden iki katlı evlere doğru tüfekle ateş etmektedir. Sanık ise betonarme binanın ikinci katında bulunmaktadır. Maktul sanığın ev kapısından girerek yukarı çıkmaya çalışmamıştır. Yine sanık bir cephesi tümüyle candan olan ve maktulün tüfek atışlarına doğrudan açık olan korunaksız bir alanda değildir. Zaten maktulün atışlarının sanığın evinin içinden herhangi bir zarar verdiği yolunda bir bilgi de yoktur. Dolayısıyla sanık açısından gerçekleşen mutlak bir tehlikeden bahsedilemez. Her ne kadar bir saldırıya uğrayanın kaçma yükümlülüğü ona verilemez ise de mevcut davada sanığın bulunduğu ikinci kat evin yapısal nitelikleri dikkate alındığında kendi canına yönelen mutlak bir sonuçtan bahsedilemez. Fakat evin cephesine yönelen tüfek atışlarının sanıkta bir korku ve telaş yarattığının da kabulü gerekir. Dolayısıyla evin duvar arkasına siper alarak bu korku ve telaş altında maktule ateş eden sanığın savunma duygusunu sınırının aşılması ile son bulduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla sanık hakkında meşru savunma hali TCK 25 madde uyarınca değil ve fakat TCK 27/2 madde uyarınca sınırın aşılması suretiyle gerçekleştiğinin kabulü gerekirken TCK 25 madde uyarınca sanık eylemine cezasızlık hali yükleyen Sayın çoğunluğa iştirak etmiyorum.