İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2025/5650 Karar: 2025/7316 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/5650 K.2025/7316)

1. Ceza Dairesi 2025/5650 E. , 2025/7316 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1231 E., 2023/1635 K. SUÇ : Olası kastla öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 28.05.2025 tarihli ve 2024/1324 Esas, 2025/4387 Karar sayılı karar

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2025/5650 E. , 2025/7316 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1231 E., 2023/1635 K. SUÇ : Olası kastla öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 28.05.2025 tarihli ve 2024/1324 Esas, 2025/4387 Karar sayılı karar

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2025/5650 E. , 2025/7316 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1231 E., 2023/1635 K. SUÇ : Olası kastla öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 28.05.2025 tarihli ve 2024/1324 Esas, 2025/4387 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.08.2025 tarihli ve KD - 2023/112001 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi uyarınca yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanığın bonzai tabir edilen uyuşturucu madde alarak, aşırı süratli şekilde araç kullandığı sırada uyuşturucu maddenin etkisiyle aracın kontrolünü kaybettiği ve yol kavşağında kaldırımda yolun karşısına geçmek için bekleyen müteveffa ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiği hususları sabit ise de sanığın aracının hızı net bir şekilde belirlenemediği, bunun dışında sanığın hız tahdit levhası, ana yol tali yol kavşağı levhası, ışıklı uyarı levhası ile uyarılmasına rağmen hızını azaltmayarak seyrine devam etmesi ve kavşakta yeşil ışığın yeni yanmış olması sebebi ile harekete geçmeye başlayan araçların yanından manevra yaparak kavşaktan geçmeye çalışması şeklindeki dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarının yoğun taksir mahiyetinde olduğu, ancak sanığın bu ihlalleri yaparken aracının ön tarafında seyir halinde araç olabileceği ve bu aracın sağından geçmeye kalkıştığında yol dışına kaldırıma çıkarak burada bir yayaya çarpıp ölümüne sebep olabileceği ihtimalini mutlak surette öngördüğü veya öngörmesi gerektiği gibi bir tespitin de yapılamayacağı, olayın gece saat 22.30 sıralarında kaldırım aydınlatmasının çok iyi görüntü vermediği bir anda gerçekleştiği nazara alındığında, sanığın önündeki bir araca çarpmamak için sağa doğru manevra yaptığı sırada aracıyla kaldırıma çıkmak zorunda kaldığında kaldırımda bulunan yaya'yı olay yerine yaklaşırken mutlak bir şekilde gördüğünün de (sürücünün yola dikkatini vermek zorunda olduğu için aynı anda kaldırımı gözetlemesinin beklenemeyeceği) söylenemeyeceği ayrıca kazanın oluş şekli ile savunmanın kapsamına göre, sanığın uyuşturucu madde etkisi altında iken araç kullanmakla kaza yapabileceğini öngörmesine rağmen meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, ancak bu şekilde araç kullanması nedeniyle gerçekleşmesini istemediği fakat öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın olayın meydana gelişinde bilinçli taksirle hareket ettiği, eylemin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığından bahisle onama ilamının kaldırılmasına ve olası kastla öldürme suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay günü sanığın ruhsatı annesi üzerine kayıtlı bulunan 10 LH ... plakalı aracı izinsiz bir şekilde kullanmaya başladığı, kız arkadaşı ... ile buluştukları, birlikte yemek yedikleri, sanığın sonrasında arkadaşı ...'i de araca aldığı ve hep birlikte Edremit istikametinden ..............istikametine doğru gittikleri sırada sanığın hızlı bir şekilde yol aldığı, ............. mevkiinde kavşaklara yaklaştığında sanığın hızını kesmeyerek ve herhangi bir manevra yapmadan kaldırıma çıktığı, kaldırımda bekleyen müteveffa ...'a çarptığı ve ...'ın ölümüne sebebiyet verdiği, kaza mahalini gören güvenlik kameralarına göre, 11.09.2018 tarihinde saat 22:30:54'te müteveffanın yaya kaldırımı üzerinde beklediği esnada E-87 karayolunun .............istikametinden ............. istikametine doğru seyir halindeyken otomobilin hızlı bir şekilde herhangi bir manevra yapmadan direk yaya kaldırımına çıktığı ve ...'a çarptığı, sanığın her ne kadar olay anında yapılan alkol kontrolünde alkollü çıkmasa da sanıktan alınan kan ve idrar numunelerinde ................... Grup Başkanlığı tarafından yapılan inceleme neticesinde idrar numunesinde amfetamin türevleri grubundan, ..................maddelerinin bulunduğunun tespit edildiği, araçta sanıkla birlikte bulunan tanık ...'nın soruşturma aşmasında sıcağı sıcağına alınan ''dönüşte ani hareketler yapmaya başladı ve aniden gaza basmaya başladı, yaklaşık 1 km kadar hızlı gittikten sonra yol güzergahımızda giden bir arabaya çarpacaktı o esnada ............kavşağında direksiyon hakimiyetini kaybetti ve kaldırımda yürüyen ismini bilmediğim bir şahsa çarptı. Hızı yaklaşık 150-160 kilometreydi...'' şeklindeki beyanı, tanık ...'in soruşturma aşamasında alınan ''İda park mevkiinde kırmızı ışıkları geçtikten sonra aracı kullanan arkadaşım... yavaş yavaş hızlanmaya başladı. Yanında oturan ... ...'dan yavaş olmasını istedi ancak... yavaşlamayarak hızına devam etti. Hızının ne kadar olduğunu görmedim ancak tahminen 120-130 km hızla gidiyorduk...'' şeklindeki beyanı, yine olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi olan tanık ...'ın '"aracın ışıkları geçer geçmez yolun sağında bulunan yaya kaldırımına çıktığını ve kaldırımda bulunan bir erkek şahsa çarptığını, çarpmanın etkisiyle bu erkek şahsın 100-150 metre savrulduktan sonra yere düştüğünü...''şeklindeki beyanı, kazaya ilişkin araç üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor, mahkemesince yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu içeriğine göre sanığın asli ve tam kusurlu yayanın ise kusursuz oluşu, kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağı, sanığın aşamalı savunmalarında İbrahimce mahallesinden uyuşturucu madde temin ederek aracı kullandığına ve müteveffaya çarparak ölümüne sebebiyet verdiğine ilişkin ikrar içeren beyanlarının olduğu olayda, Sanığın ruhsatı annesi üzerine kayıtlı bulunan 10 LH ... plakalı aracı izinsiz kullandığı, araçta bulunan tanıklar ...' ve ... ...'IN sanığın benzinlikten çıktıktan sonra uyarılara ve söylemlere kulak asmadığına, vefat eden yayaya çarpmasına kısa bir mesafe kaldığında yine tanıklar tarafından uyarılmasına rağmen yavaşlamadığına yönelik anlatımlarının bulunduğu, sanığın seyir yönünde kaza mahalli öncesinde, yol üzerinde 70 km hız tahdit levhası, ana yol tali yol kavşağı uyarı levhası, yaya geçidi uyarı levhası, sarı ikaz lambası olduğuna ve kaza öncesinde araca ait fren izi tespit edilmediğine dair bilirkişi raporu, sanığın biyolojik örneklerinde sentetik uyuşturucu madde tespit edildiğine dair Adli Tıp Kurumu raporu raporu, vefat edenin kaldırımda beklediği esnada; sanığın hızlı şekilde kullandığı araç ile gelerek herhangi bir manevra yapmadan kaldırıma çıkarak çarptığına dair kamera kaydı çözüm tutanağı, tanık ...'IN sanığın mahal şartlarının çok üzerindeki hız ile seyir ederken; seyir yönündeki trafik ışıklarının sanığın geçişinden hemen önce yeşile döndüğüne dair beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın mahal şartlarının üzerindeki mevcut hızı ile seyir halinde iken, tanıkların uyarılarına rağmen hızını düşürmediği, kaza mahalli ışıklı kavşağa gelmeden önce hız tahdit levhası, ana yol tali yol kavşağı levhası, ışıklı uyarı levhası ile uyarılmasına rağmen hızını azaltmayarak seyrine devam ettiği, kavşakta yeşil ışığın yeni yanmış olması sebebi ile harekete geçmeye başlayan araçların yanından manevra yaparak kavşaktan geçmeye çalıştığı, yol kenarındaki kaldırımda yaya olarak beklemekte olan müteveffa ile aralarında kısa bir mesafe kalmasına ve tanıkların uyarılarına rağmen, manevra ya da fren tedbirine başvurmadan kaldırıma çıkarak mütevvefaya çarptığı olayda, sanığın kaza öncesinde tanıkların uyarılarına aldırış etmeden, aracını kullanmaya devam etmiş olması ile kazayı önlemeye yönelik herhangi bir manevra ya da fren tedbirine başvurmamış olması bu kapsamda sanığın muhtemel neticeyi engelleme çabasının bulunmadığı gibi neticeyi göze almadığına dair bir davranışının bulunmadığı, sanığın anılan kural ihlallerini gerçekleştirirken muhtemel neticeye kayıtsız kalarak sonucu kabullendiği, bu suretle eylemini olası kast altında gerçekleştirmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 28.05.2025 tarihli ve 2024/1324 Esas, 2025/4387 Karar sayılı temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) K A R Ş I O Y Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi bakımından, "doğrudan kasıt", "olası kasıt", "taksir" ve "bilinçli taksir"e değinilerek, birbirlerinden ayırdedici ölçütlerin ortaya konulması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın "Kast" başlıklı 21. maddesi; "(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. (2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. şeklinde düzenlenerek, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kasıt, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kasıt tanımlanmıştır. Olası kastın tanımlandığı TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasının gerekçesinde; “...Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir. Mevzuatımıza giren yeni bir kavram olan olası kastla ilgili uygulamadan bazı örnekler vermek yararlı olacaktır. Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine yeşil ışık yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan sürücü, yaya geçidinden her an birilerinin geçtiğini görmüş; fakat, buna rağmen kavşakta durmamış ve yoluna devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü, meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini öngörerek, bunları kabullenmiştir. Verilen bu örnekte kişinin olası kastla hareket ettiğinin kabulü gerekir.” şeklinde açıklamaya yer verilmiş ve olası kasta ilişkin örnek olaylar gösterilmiştir. Buna göre, doğrudan kasıt; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kasıt söz konusu olacaktır. Olası kasıt ile doğrudan kasıt arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasıttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da, açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise, failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kasıtla hareket ettiği kabul edilmelidir. Olası kastı doğrudan kasıttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama, büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve "olursa olsun" düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kasıtta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 22/2. maddesinde taksir; "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir" şeklinde tanımlanmıştır. Taksirli suçlarda, gerek icrai, gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir. Türk Ceza Kanunu'nda taksir; "basit" ve "bilinçli" taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırdedici ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. Türk Ceza Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasında; "kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi" şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun'un 22. maddesinin üçüncü fıkrasında; "kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır" biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği "kabullenme" ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; "olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir" şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur. Olası kastla bilinçli taksiri ayırt etme konusunda doktrinde “Her ikisi arasındaki ayrımı belirlemek bakımından Frank formülü uygulanmalıdır. Buna göre eğer ‘öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi’ diyebiliyorsak olası kast; ‘neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti’ diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir...Her ikisi arasında bir ayrım yapılabilmesi için her somut olay bakımından failin ayrıca neticeyi göze almış, kabullenmiş sayılıp sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması zorunlu görünmektedir” şeklinde görüşler mevcuttur. (Bahri Öztürk-Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, Seçkin Akademik ve Mesleki Yayınlar, 17. Baskı, Ankara 2017, s. 303-304.) Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kasıt, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Dava konusu olay olayda; sanığın kullanmakta olduğu araçta bulunan tanıklar ...' ve ... ...'ın sanığın benzinlikten çıktıktan sonra uyarılara ve söylemlere kulak asmadığına, vefat eden yayaya çarpmasına kısa bir mesafe kaldığında yine tanıklar tarafından uyarılmasına rağmen yavaşlamadığına yönelik anlatımları, sanığın seyir yönünde kaza mahalli öncesinde, yol üzerinde 70 km hız tahdit levhası, ana yol tali yol kavşağı uyarı levhası, yaya geçidi uyarı levhası, sarı ikaz lambası olduğuna ve kaza öncesinde araca ait fren izi tespit edilmediğine dair bilirkişi raporu, sanığın biyolojik örneklerinde sentetik uyuşturucu madde tespit edildiğine dair Adli Tıp Kurumu raporu raporu, vefat edenin kaldırımda beklediği esnada; sanığın hızlı şekilde kullandığı araç ile gelerek herhangi bir manevra yapmadan kaldırıma çıkarak çarptığına dair kamera kaydı çözüm tutanağı, tanık ...'IN sanığın mahal şartlarının çok üzerindeki hız ile seyir ederken; seyir yönündeki trafik ışıklarının sanığın geçişinden hemen önce yeşile döndüğüne dair beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın mahal şartlarının üzerindeki mevcut hızı ile seyir halinde iken, tanıkların uyarılarına rağmen hızını düşürmediği, kaza mahalli ışıklı kavşağa gelmeden önce hız tahdit levhası, ana yol tali yol kavşağı levhası, ışıklı uyarı levhası ile uyarılmasına rağmen hızını azaltmayarak seyrine devam ettiği, kavşakta yeşil ışığın yeni yanmış olması sebebi ile harekete geçmeye başlayan araçların yanından manevra yaparak kavşaktan geçmeye çalıştığı, yol kenarındaki kaldırımda yaya olarak beklemekte olan müteveffa ile aralarında kısa bir mesafe kalmasına ve tanıkların uyarılarına rağmen, manevra ya da fren tedbirine başvurmadan kaldırıma çıkarak mütevvefaya çarptığı olayda, sanığın kaza öncesinde tanıkların uyarılarına aldırış etmeden, aracını kullanmaya devam etmiş olması ile kazayı önlemeye yönelik herhangi bir manevra ya da fren tedbirine başvurmamış olması dolayısıyla eylemini olası kastla işlediği kanaatine varıldığı ve sanığın olası kastla öldürme suçunu işlediği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan TCK'nın 81/1, 21/2 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ilişkin hükmün onanmasına verilmiş ise de; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin emsal nitelikteki 26.02.20 25... /2774 esas, 2025/2105 karar sayılı ilamı ile "Olay günü, 1.50 promil alkollü bulunan sanık sürücü...'ün sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal içerisinde, azami hız limitinin 70 km olduğu, tek yönlü, asfalt kaplama, aydınlatmanın bulunduğu cadde üzerinde gece vakti seyri esnasında sol şeridi takiben sağında bulunan minibüsü geçerken direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağına doğru yoldan çıkarak burada kaldırım üzerinde bulunan yayalara çarpması sonucu yayalardan ...ve ...in ölümüne, katılan yaya ...'in hayati tehlikeye neden olmaz, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte ve sanığın aracında yolcu olarak bulunan müşteki...ın ise hayati tehlikeye neden olmaz, basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve kırığın hayati fonksiyonlara etkisi orta (2)derece olacak nitelikte yaralanmalarına sebebiyet verdiği olayda, Sanık lehine olmak üzere, iki kişinin ölümü iki kişinin de yaralanması ile sonuçlanan kazada asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilen sanık hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan, TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6, 63 maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verildiği, Olay anındaki hızın azami hız sınırının bir katı veya daha fazla olduğunun tespit edilmesi halinde bilinçli taksir koşullarının oluştuğunun Dairece kabul edildiği,, sanığın sürücü belgesi olmadığı halde ve alkollü olarak trafik kurallarına aykırı araç kullandığı, böylelikle trafik kurallarına aykırı hareket ettiği somut olayda bu şekilde araç kullanarak sanığın trafik kuralları çerçevesinde kendisine yüklenen objektif kriterlere riayet etmediği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu aykırılık neticesinde her ne kadar öngörülen sonuçlar sanık tarafından istenmemiş ise de sanığın herhangi bir kazaya karışabileceğini öngörmesine rağmen eylemine devam ettiği, suçun manevi unsuru olan bilinçli taksirin somut olayda varlığı kabul edilerek sanığın TCK'nın 85/2, 22/3. Maddeleri uyarınca mahkumiyetinin onandığı, Sanığın aracının hızının net bir şekilde belirlenememesi dışında sanığın hız tahdit levhası, ana yol tali yol kavşağı levhası, ışıklı uyarı levhası ile uyarılmasına rağmen hızını azaltmayarak seyrine devam etmesi ve kavşakta yeşil ışığın yeni yanmış olması sebebi ile harekete geçmeye başlayan araçların yanından manevra yaparak kavşaktan geçmeye çalışmasının yoğun taksir mahiyetinde olması, sanığın bu ihlalleri yaparken aracının ön tarafında seyretme ihtimali olan araç olabileceğini ve bu aracın sağından geçmeye kalkıştığında yol dışına kaldırıma çıkarak burada bir yayaya çarpıp ölümüne sebep olabileceğini mutlak surette öngördüğü veya öngörmesi gerektiği gibi bir tespitinde yapılamayacağı, olayın gece saat 22.30 sıralarında kaldırım aydınlatmasının çok iyi görüntü vermediği bir anda sanığın önündeki bir araca çarpmamak için sağa doru manevra yaptığı sırada aracıyla kaldırıma çıkmak zorunda kaldığında kaldırımdaki yayayı olay yerine yaklaşırken mutlak bir şekilde gördüğününde ( sürücüler yola dikkatini vermek zorunda oldukları için kaldırımları aynı anda gözetlemelerinin beklenemeyeceği) söylenemeyeceği, Kazanın oluş şekli ile savunmanın kapsamına göre, meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı ancak gerçekleşmesini istemediği fakat öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 22/3. maddelerindeki taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü görüşünde olduğumdan hükmün onanmasına dair Dairemiz çoğunluğunun kararına katılmıyorum Muhalif Üye ...

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla