KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2008/12655 E., 2009/5247 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- GÖLYAKA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/12/2006
- Numarası
- 2003/59-2006/142
Karar Metni
799 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanın 447, 448,449,451,452,453 sayılı parsellerini oğulları A..., Y... Ve M... 'ya hibe suretiyle temlik ettiğini sonradan da adı geçenler arasında satışlara konu olduğunu ileri sürerek muvazaa nedeniyle payları oranında iptal tescil olmadığı takdirde tenkis istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davacılardan Y...'un noter mirastan feragat senedi ile miras hakkından feragat ettiği gerekçesiyle Y...' un davasının reddine, diğer davacıların davasının muris muvazaası nedeniyle kabulüne, payları oranında iptal tescile karar verilmiştir.
Karar, birkısım davalılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 5.5.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat İ... A... vs.Avukat A... K... ile temyiz edilen R... D.. , N... A... geldiler davetiye tebliğe rağmen diğer temyiz edenler ile yine diğer temyiz edilenler ve vs.vekili avukat gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin ve asillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacıların miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmiştir.
Getirtilen kayıt ve belgelerden, çekişme konusu altı parça taşınmazın miras bırakan tarafından 15.8.1974 tarihinde oğulları M... , Y... ve A... ’e “hibe” suretiyle temlik edildiği, sonradan da oğulları arasında satış ve intikallere konu edildikleri görülmektedir.
Bilindiği üzere, “hibe” geçerli bir işlem olup bu tür işlemlerde 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı’nın uygulama yeri bulunmadığı, koşullarının varlığı halinde ancak tenkis hükümlerinin uygulanabileceği kuşkusuzdur.
Somut olayda, davacılar kademeli olarak tenkis isteğinde de bulunduklarına göre, tenkis yönünden araştırma yapılmasında zorunluluk vardır.
Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, geçmişe etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır.
Saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi ise, kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesine bağlıdır.Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur.
Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir.
Miras bırakanın Medeni Kanunun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği, bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565. maddesinin 1,2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde, özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek,dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak,
sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir.Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563.maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine hükmedilmelidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2008/12655, K. 2009/5247, 5 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama