KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2015/1402 E., 2017/5230 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2017
- Dava türü
- ELATMANIN ÖNLENMESİ
Karar Metni
281 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacı, paydaşı olduğu 1707 ada 4 parsel sayılı taşınmaza ölen oğlunun birlikte yaşadığı davalı ...'nın oturmak suretiyle işgal ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazda davalının davacının rızası ile uzun yıllar oturduğunun sabit olduğu, rızanın son bulduğunun ise davalıya gönderilecek ihtarname ile belirtilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1707 ada 4 parsel sayılı taşınmazda davacının dava dışı kişiler ile paydaş olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, taşınmazdaki evin davalı tarafından davacının muvafakatı ile uzun yıllar kullanıldığı, dava açmakla muvafakatın geri alındığı sabittir.
Öte yandan, Türk Medeni Kanununun 693/son maddesi gereğince paydaşlardan ve Türk Medeni Kanununun 702/4.maddesi uyarınca elbirliği halinde mülkiyette mirasçılardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını isteyebilmesi ve taşınmaza yönelik haksız müdahalelere karşı tek başına el atmanın önlenmesi davası açabilmesi mümkündür.
Bu durumda mahkemece TMK’nın bu açık hükmü karşısında dava dışı paydaşların davaya dahil edilmesi doğru olmamıştır.
Hâl böyle olunca; mahkemece mülkiyet hakkına itibar edilerek, davacının dava açmakla muvafakatını geri aldığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/1402, K. 2017/5230, 11 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama