KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/1886 E., 2025/5315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/210 E., 2023/454 K.
Karar Metni
1.645 kelime·8 dk okuma·10 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; babasından intikal eden ve kardeşleri ile yapılan taksim sonucu kendisine düşen, uzun yıllardır tarım arazisi olarak ekip biçtiği iki parça tarlası ve ot biçtiği çayırının kadastro çalışmaları sırasında yanlışlıkla 1 49... parsel sayılı mera parseline dahil edildiğini ileri sürerek keşifte göstereceği kısımların mera sınırlandırmasının iptali ile adına tescilini talep etmiş, aşamada Köy Tüzel Kişiliğini davaya dahil etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırıldığını, meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi keşifteki beyanında; dava konusu taşınmazların yaklaşık 50 yıldır davacı tarafından arpa, buğday ekilmek suretiyle kullanıldığını belirtmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.06.2015 tarihli kararıyla; dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera niteliğinde olmadığı, taşınmazların yaklaşık 40-45 yıldır davacı tarafından arpa ve buğday ekilerek tarım arazisi olarak kullanıldığı, davacının zilyetliğinin davasız ve aralıksız olarak 20 yılı aşkın süredir devam ettiği ayrıca, ... Kadastro Mahkemesinin 2008/83 Esas sayılı dosyasındaki keşif tutanaklarında, komşu 155 nolu parsel için dinlenen tanıkların, bu dava konusu taşınmazları davacının mülkü olarak belirttikleri ve bu durumun davacının iddiasını desteklediği gerekçesiyle davanın kabulüne 1 49... parselde dava konusu (A) ve (B) harfli kısımların tapu kayıtlarının iptali ile son parsel numarası verilerek davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararının süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.03.2018 tarihli ve 2015/17330 Esas, 2018/1617 Karar sayılı kararıyla; usulüne uygun bir mera araştırması yapılmadığı, hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, ziraat bilirkişi raporunun taşınmazın niteliğini ve mera ile ayırıcı unsurlarını ortaya koymakta yetersiz olduğu, komşu köyden tarafsız yerel bilirkişilerin keşifte dinlenmediği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu ve komşu parsellerin tapu kayıtları, kadastro tutanaklarının, 19 73... tarihli hava fotoğraflarının getirtildiği, jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda dava konusu (A) ve (B) harfli kısımların komşularında tarımsal faaliyet yapılan parseller olduğu, sınırlarının belirgin olduğu, tarımsal faaliyet olmayan bakiye mera parseli ile toprak renklerinin farklı olduğunun bildirildiği,
yeniden yapılan keşifte komşu köyden dinlenen mahalli bilirkişinin taşınmazların öncesinde davacının babası, sonrasında davacı tarafından ekilip biçildiğini ve hiç mera olarak kullanılmadığını beyan ettiği, 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi heyeti raporunda (A) ve (B) kısımlarının uzun süreli işlenmesi sonucu toprak tekstürünün inceldiği, bakiye mera parseline göre bu kısımların çökerek kot farklı oluştuğu, mera kısmında mera bitkileri varken dava konusu (A) ve (B) harfli kısımlarda tarımsal faaliyet yürütüldüğü ve sınırların belirgin olduğunun bildirildiği,
dava konusu bölümler mera parseli içinde tespit edilmiş ise de yeniden yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları ve hava fotoğrafları incelemesi sonucunda bu kısımların mera vasfı taşımadığı, emek sarf edilerek tarıma elverişli hale getirildiği, sınırlarının meradan kesin ve belirgin şekilde ayrıldığı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre 50 yılı aşkın süredir davacı ve babası tarafından nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla kullanıldığı, hiç mera olarak kullanılmadığı, ...
Kadastro Mahkemesinin 2008/83 Esas sayılı komşu 155 parselin tespitine itiraz davasındaki keşifteki beyanların da eldeki dava konusu taşınmazların davacıya ait olduğunu doğruladığı, aynı çalışma alanında belgesizden edinilen taşınmaz miktarının da aşılmadığı gerekçesiyle (A) ve (B) harfli kısımların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; bozma ilâmına uyulduğu halde gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; kadastro öncesi irsen intikâl, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı mera sınırlandırmasının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; Sivas ili, ... ilçesi, ... köyündeki dava konusu 1 49... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 02.11.2007 tarihinde kadastro komisyonunca kadimden beri ... köyü halkı tarafından mera olarak kullanıldığı, fiili zemin durumunun halen bu vasıfta olduğu gerekçesiyle 1.281.897,38 metrekare yüz ölçümüyle kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırıldığı, askı ilan süresi içinde itiraz edilmeyen sınırlandırmanın 07.05.2008 tarihine kesinleştiği, Mera Komisyonunun 19.12.2013 tarihli ve 420 sayılı kararıyla 1 49... parselin de içinde bulunduğu 45 adet taşınmazın Mera Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca ... köyüne tahsis edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından irsen intikâl, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 1 49... parsel içindeki (A) harfli 1.869,24 metrekare ve (B) harfli 5.219,48 metrekare olan toplam 7.088,72 metrekarelik taşınmaz kısımları hakkında mera sınırlandırmasının iptali ve adına tescil istendiği, Mahkemece dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera vasfında olmadığı, özel mülkiyete konu tarla ve çayır vasıflı taşınmazlardan olduğu ve bu taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne hükmedilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir.
Öncelikle keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların hiçbirinin dava konusu taşınmazın babasının ölümü sonrasında mirasçılar arası taksim ile davacıya isabet ettiğine dair beyanı bulunmadığı, bu suretle davacının aktif dava ehliyeti olup olmadığı, bir başka ifade ile bu yerin taksim, hibe ve mirasçılar arasında pay devri gibi bir tasarrufi işlemle davacıya intikal mi ettiği, yoksa davacının kullanımının tereke adına mı olduğu hususlarının araştırılmadığı, davacının aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilmeden işin esasına girildiği,
zilyetlikle iktisap koşulları oluştuğu kabul edilen bilirkişi raporunda özellikle (B) ile gösterilen kısmın üç tarafının mera ile çevrili olduğu hâlde, bozma sonrası alınan üç kişilik ziraat bilirkişi heyet raporunda dava konusu taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı, mera bütünlüğünün bozulup bozulmadığını belirten ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı, taşınmazın bulunduğu köye ait kadim ve tahsisli mera kayıtları ile meraya ilişkin paftalar İlçe ve İl Özel İdare Müdürlüğü ile Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmadığı,
çekişmeli taşınmaza ait temin edilebilen en eski ortofoto ve uydu fotoğrafları ile memleket haritaları temin edilmeden yalnızca 19 73... tarihli hava fotoğrafları getirilmekle yetinildiği, bozma öncesi ve sonrasında yapılan keşiflerde davada menfaati bulunmayan komşu köylerden yalnızca bir mahalli bilirkişinin dinlenmesi ile yetinildiği, diğer mahalli bilirkişilerin aynı köyden seçildiği anlaşılmıştır.
Hâl böyle olunca, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, taşınmazın davacıya ne şekilde kaldığı hususu davacıdan sorularak açıklattırılmalı;
bu konuda davacıya ispat hakkı tanınmalı, öncelikle davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalı, taşınmazın bulunduğu köye ait kadim ve tahsisli mera kayıtları ile meraya ilişkin paftalar İlçe ve İl Özel İdare Müdürlüğü ile Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmalı, çekişmeli taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto, uydu fotoğrafları, hava fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili yerlerden getirtilmeli, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra Mahkemece mahallinde elverdiğince yaşlı,
tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek aynı köy ve özellikle komşu köyler halkından ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, tüm kadastro tespit bilirkişileri, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın davacıya murislerinden mi intikal ettiği, murislerinden intikal ediyor ise davacıya ne şekilde kaldığı, taksim, bağış, satış yollarından biriyle intikal edip etmediği, taşınmazın mirasçılar arasında yöntemine uygun şekilde taksim edilip edilmediği ve taksimen davacıya isabet edip etmediği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı,
zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip edilmediği hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, kadim mera araştırması yapılmalı, çekişmeli taşınmazın mera parselinden açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olup olmadığı ve meranın bütünlüğünü bozup bozmadığı araştırılmalıdır.
Yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmeli ve tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır.
Ziraat bilirkişileri kurulundan dava konusu taşınmaz bölümünün tarımsal niteliğini, kamu orta malı vasfında mera olup olmadığını, meradan açılıp açılmadığını bildiren, meradan doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, taşınmazdaki zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini duraksamasız şekilde ortaya koyan, komşu parsellerle ve özellikle bakiye mera parseliyle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini belirten, önceki ziraat bilirkişi raporlarını da irdeleyen, ekinde taşınmazın değişik yönlerden ve özellikle mera parseli ile müşterek sınırının bulunduğu bölümlerden çekilmiş renkli fotoğraflar ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine taşınmazı kapsayan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme ve uydu fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunun, mera vasfında olup olmadığının ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalıdır.
Fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı izleyip denetlemeye elverişli ayrıntılı rapor alınmalıdır. Yine varsa tahsisli ve kadim meraya ait kayıt ve belgeler ile harita teknik ve yerel bilirkişi ile tanıklar aracılığıyla zemine uygulanmalıdır.
Taşınmazın kadastro çalışmalarında mera olarak sınırlandırılması nedeniyle yöntemince kadim veya tahsisli mera araştırması yapılarak çekişmeli taşınmazın meranın devamı niteliğinde olup olmadığı tespit edilmeli, taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı gözetilmeli, belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda kadim mera olmadığının, meradan açılmadığının anlaşılması halinde davacı taraf yararına TMK’nın 713/1. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli,
bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1886, K. 2025/5315, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama