KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/2469 E., 2025/2867 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Karar Metni
938 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı ... vekili ve birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacılar ile davalının babası ...'in kardeş olduğunu, tarafların kök murisi ...'in kız çocuklarından mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak kendisine ait taşınmazları önce oğlu ...'e devrettiğini, ...'in de dava konusu taşınmazları kendi oğlu davalıya satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek dava konusu 104 ada 12 parsel, 115 ada 9 parsel ve 130 ada 24 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; muris ...'un hac vazifesini yerine getirmek ve hayır işlerinde bulunmak için dava konusu taşınmazları satmak istediğini, taşınmazların üçüncü kişilere satılmasının önlenmesi için davalının babası ...'in dava konusu taşınmazları satın aldığını, ...'in borçları nedeniyle dava konusu taşınmazları satmak istediğini, bunun üzerine davalının bedeli mukabilinde taşınmazları satın aldığını, ilk satış işleminin üzerinden 10 yıl geçtiğini, davacı ...'ın da aynı köyde yaşaması nedeniyle taşınmazların satıldığından haberdar olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin dört çocuk sahibi olduğu, davacının murisin kızları, davalının ise murisin torunu olduğu, dosya arasında bulunan araştırma tutanağına istinaden murisin hayatta iken kendisine ait tarlaları ekip biçerek yaşamını devam ettirdiği, bilinen borcunun olmadığı, yaşlılığı döneminde tarlaları ekip biçemeyince kiraya vermek suretiyle geçimini sağladığı, dosya kapsamında murisin dava konusu taşınmazlar dışında köyde kendisinin yaşadığı kötü durumda bulunan evi olduğu, bunun dışında miras malının bulunmadığı,
dinlenen tanık beyanlarında murisin davacı kızları ya da diğer mirasçıları ile arasında dargınlık küskünlük olduğuna dair ya da çocukları arasında ayrım yaptığına dair, kısaca murisin davacı kızlarından mal kaçırma iradesi içinde olduğunu gösterecek bir anlatımlarının bulunmadığı, özellikle davalı tanık ... ...'ın murisin taşınmazları kardeşi ... ...'a devrederken karşılığında para verildiğini bizzat muristen duyduğu,
murisin taşınmazları maddi imkansızlıklar sebebiyle ve aynı zamanda hac ziyaretine gitmek için ...'e sattığına yönelik beyanları kapsamında murisin taşınmazları davacılardan ve özellikle kız çocuklarından mal kaçırmak amacı ile devretmediği,
davalı tanık ... ...'un da murisin bedel karşılığı taşınmazları devrettiği, davacıların durumları olmadığı için taşınmazı almak istemediklerine yönelik beyanı, tanık ... ...'un da ... ...'un beyanlarını destekler nitelikte murisin taşınmazların devrinden elde ettiği gelir ile eşi için hayır işleri yaptığı ve hayır kurumlarına bağış yaptığı yönündeki ifadesi dikkate alındığında murisin mirasçılarından mal kaçırma kastı ile söz konusu tasarruf işlemlerini yaptığı iddiasının kanıtlanamadığı, davacı tanığı ...'ün davacının, murisin tarlaları sattığını muris hayatta iken öğrendiği,
davacının eşinin vefatında ... gelmediği için bu davanın açıldığına yönelik beyanı da gözetilerek mal kaçırma iradesinin davacılar tarafından yöntemince ispatlanamadığı, murisin asıl iradesinin mirasçısından mal kaçırma olmaması nedeniyle muvazaa şartlarının bulunmadığı, davacının muvazaa iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris ...'un diğer mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir bir neden ve muvazaanın varlığı konusunda somut bir olgu ortaya konulamadığı gibi, davanın kabulü halinde hak sahibi olacak mirasçı ...’nin de murisin taşınmazları kendi isteği ile ...'e sattığı, karşılığında para aldığı, evi eski olduğundan ev inşaatına başladığı, hacca gittiği, satışın gerçek olduğu yönünde beyanda bulunduğu,
davacı tarafın temlikin muvazaalı olduğu iddiasını kanıtlayamadığı gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kendi içerisinde çelişkili olduğunu, hem gerekçede murisin kendisine ait tarlalar ile geçimini sağladığı hem de bilinen bir borcunun olmadığı kanaatine yer verdikten sonra sonuç itibariyle murisin davacı kızlarından mal kaçırma kastının olmadığına yer verildiğini, kolluk araştırmasından murisin taşınmazlarını satmasını gerektirecek borcunun olmadığının anlaşıldığını, davalının dava konusu taşınmazları alabilecek maddi yeterliliğinin bulunmadığını, tüm bu hususların muvazaanın varlığını gösterdiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1928 doğumlu ...'un 24.07.2017 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak kızı asıl davada davacı ..., kızı birleştirilen davada davacı ...; çocukları dava dışı ... ve ...'nin kaldığı; murisin ölmeden önce 05.07.2011 tarihinde dava konusu 104 ada 12 parsel, 115 ada 9 parsel ve 130 ada 24 parsel sayılı taşınmazları (eski 418, 525, 495 parsel sayılı taşınmazlar) dava dışı oğlu ... ...'a satış suretiyle devrettiği, ...'in de dava konusu taşınmazları 08.01.2016 tarihinde oğlu davalı ...'a satış suretiyle devrettiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2469, K. 2025/2867, 10 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama