İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/4294 Karar: 2025/10749 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/4294 K.2025/10749

10. Ceza Dairesi 2024/4294 E. , 2025/10749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/276 E., 2022/153 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyu

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/4294 E. , 2025/10749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/276 E., 2022/153 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyu

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/4294 E. , 2025/10749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/276 E., 2022/153 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi, aynı Kanun'un 62. ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 02.11.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 11.03.2024 tarihli ve 2023/26593 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31016 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31016 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve aynı Dairenin 24/02/2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/1242 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği, Somut dosya kapsamında; kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair Gaziosmapaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12/05/2015 tarihli kararın sanığa tebliğ edilmediğinden anılan erteleme kararın kesinleşmediği, diğer yandan sanığın ihlal mahiyetinde kabul edilen 11/05/2015 tarihli eyleminin Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2019 tarihli ve 2017/325 esas, 20197579 karar sayılı dosyasında yargılamaya konu edilerek sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve anılan mahkumiyet kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 18/03/2021 tarihli ve 2019/4649 esas, 2021/898 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, inceleme konusu 06/09/2012 tarihli eylem yönünden usulüne uygun verilerek kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunmadığı gibi, söz konusu eylemin Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25/06/2015 tarihli ve 2015/27442 soruşturma, 2015/583 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önce gerçekleşmiş olduğu nazara alındığında, 06/09/2012 tarihli eyleme dair kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması nedeniyle, kamu davasının düşmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 06.09.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2015 tarihli ve 2012/29319 Soruşturma, 2015/652 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, kararın şüpheli yönünden itiraz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak verildiğinin belirtildiği tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, 11.05.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/27442 sayılı dosyası üzerinden soruşturma yapıldığı ve ihlâl nedeni sayıldığından bahisle, erteleme kararının kaldırılarak Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2015 tarihli ve 2012/29319 Soruşturma, 2015/8878 Esas, 2015/8071 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2015/288 Esas, 2016/391 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. ve uygulanma koşulları bulunmadığı halde "6545 sayılı kanunun 68 . maddesi ile değiştirilen TCK 'nın 191. maddesi ve aynı kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasının amir hükmü uyarınca" açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 20.04.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, D. Sanığın denetim süresi içinde 07.09.2019 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan hükmedilen mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 15.03.2022 tarihli ve 2021/276 Esas, 2022/153 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 1. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191.maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12.05.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar içeriğinde, kararın şüpheli yönünden itiraz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak verildiğinin belirtildiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süre ve merciinin gösterilmemesi nedeniyle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun olarak kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından ihlâl kabul edilen 11.05.2015 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden ya da yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde yapılan incelemede, sanığın ihlâl kabul edilen 11.05.2015 tarihli eylemi nedeniyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesinin ardından 14.02.2017 tarihli eylemi ihlâl kabul edilerek Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2017 tarihli, 2015/27442 Soruşturma, 2017/5534 Esas, 2017/5062 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2019 tarihli ve 2017/325 Esas, 20197579 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği ve anılan mahkûmiyet kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 18.03.2021 tarihli ve 2019/4649 Esas, 2021/898 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, ancak söz konusu inceleme dışı dosya kapsamında verildiği anlaşılan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde verilip verilmediğinin ya da kesinleşip kesinleşmediğinin dosyanın fiziki olarak dosya arasında bulunmaması nedeniyle denetlenemediği, incelemeye konu suç tarihi olan 06.09.2012 tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 2. İncelemeye konu dosya kapsamında, 06.09.2012 tarihli eylem nedeniyle Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2015 tarihli kararı ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli üzerine açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2015/288 Esas, 2016/391 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün, uygulanma koşulu bulunmadığı halde hukuka aykırı olarak 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. madde kapsamında açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve yine bu kararın 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi kapsamında takdiren verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olarak da kabul edilemeyeceği anlaşılmakla; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi hükmü gereği zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı; tasfiye niteliğinde olmasına rağmen anılan madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği için, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesinin, uyuşturucu madde kullanma suçları için özel bir düzenleme olması nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde belirtildiği üzere; sanığın erteleme süresi zarfında, "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" ya da "tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması" veya "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması" hâllerinde hakkındaki hükmün açıklanabileceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde işlediği "hırsızlık" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği gerekçesiyle, şartları oluşmadan hükmün açıklanması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi kısmen değişik gerekçeyle yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli ve 2021/276 Esas, 2022/153 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,28.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla