Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/8288 E. , 2024/25491 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KANUN YARARINA BOZMA Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/8288 E. , 2024/25491 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KANUN YARARINA BOZMA Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 191/8. maddesi ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun'un 231/8. maddesi uyarınca beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 19.03.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.01.2023 tarihli ve 2022/24716 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/4928 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/4928 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede, Adana 24.Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, cezalandırmaya ilişkin kanun maddeleri ve hükmolunan ceza belirlenmeden doğrudan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için önce bir cezanın belirlenerek bir mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği cihetle, mahkemesince öncelikle 5271 sayılı Kanun’un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulmasını müteakip, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca yapılacak değerlendirme sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.05.2009 tarihli ve 2008/24 Esas, 2009/458 Karar sayılı kararı ile 19.02.2007 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın infazı sırasında, 28.01.2010 tarihinde yapılan idrar tahlilinde uyuşturucu madde kullandığının tespit edilmesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulması üzerine, şüphelinin 28.01.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2010 tarihli ve 2010/10708 Soruşturma, 2010/8239 Esas, 2010/3924 sayılı iddianamesi ile Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.11.2010 tarihli ve 2010/507 Esas, 2010/1658 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu, C. Dairemizin 13.10.2014 tarihli ve 2012/17426 Esas, 2014/10365 Karar sayılı ilâmı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, D. Bozmadan sonra Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.02.2015 tarihli ve 2014/907 Esas, 2015/237 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" düzenlemesinin yer aldığı, Somut olayda, sanık hakkında daha önceden 19.02.2007 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılamada, Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.05.2009 tarihli ve 2008/24 Esas, 2009/458 Karar sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın infazı sırasında, 28.01.2010 tarihli idrar tahlilinde uyuşturucu madde kullandığının tespit edilmesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulması üzerine kamu davası açıldığı, 28.01.2010 tarihli eylemin önceki tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin ihlâli niteliğinde olduğu, ikinci suçtan açılan kamu davasında kovuşturma şartının gerçekleşmediği, Dairemizin 13.10.2014 tarihli ve 2012/17426 Esas, 2014/10365 Karar sayılı bozma ilâmı ile Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.11.2010 tarihli ve 2010/507 Esas, 2010/1658 Karar sayılı kararının bu gerekçe ile bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından; 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi Kanun'a aykırıdır. F. Kabule göre de, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, atılı suçtan öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesindeki "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." ve anılan Kanun'un 232/6. maddesindeki "Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yeniden suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, mahkemece 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırıdır. Sonuç olarak; yukarıda (E) bendinde açıklanan nedenlerle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2015 tarihli ve 2014/907 Esas, 2015/237 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2024 tarihinde karar verildi.