İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2025/1146 Karar: 2025/11412 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2025/1146 K.2025/11412

10. Ceza Dairesi 2025/1146 E. , 2025/11412 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2006/68 E., 2006/175 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, ku

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2025/1146 E. , 2025/11412 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2006/68 E., 2006/175 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, ku

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2025/1146 E. , 2025/11412 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2006/68 E., 2006/175 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5560 sayı ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca davanın 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" ilişkin ek kararın, istinaf edilmeksizin 02.05.2009 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/15892 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Kanun’un 191/7. maddesi uyarınca, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet savcılığınca sadece yerine getirme fişi tanzim edilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğundan bahisle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir..” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 10.08.2005 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2005 tarihli ve 2005/3067 Soruşturma, 2005/938 Esas, 2005/405 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Yargılama sonucunda, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2006 tarihli ve 2006/68 Esas, 2006/175 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ve TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, C. İnfaz aşamasında, 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'la 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle, hükümlü hakkında lehe olan düzenlemenin belirlenmesi yönünden ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan başvuru üzerine, Mahkemesince 12.06.2007 tarihli celse de TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmolunduğu, D. Hükümlünün, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmesi üzerine, Mahkemesince hükümlü ... hakkında 02.04.2009 tarihinde 2006/68 Esas ve 2006/175 Karar sayılı ek karar ile hükümlünün tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğu gerekçesiyle, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca sanık hakkındaki davanın düşürülmesine karar verildiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2006 tarihli ve 2006/68 Esas, 2006/175 Karar sayılı ilamıyla sanık hakkında verilen hapis ile tedavi ve denetimli serbestlik kararın, 5272 sayılı CMK’nın 223/1. maddesi uyarınca bir hüküm niteliğinde olması nedeniyle, yanıltıcı biçimde kanun yoluna başvuru süresinin “tefhim ve tebliğden” itibaren başlayacağının belirtilmiş olması nedeniyle kararın sanığa tebliğ edilmesi ve temyiz edilmemesi durumunda kesinleştirilerek infaz işlemlerinin başlatılması gerektiği gözetilmeksizin, bu işlemler yerine getirilmeden, usulüne uygun kesinleştirme yapılmadan infaz için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilip, 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'la 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle, hükümlü hakkında lehe olan düzenlemenin belirlenmesi yönünden ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan başvuru üzerine, Mahkemesince duruşma açılmak suretiyle, 12.06.2007 tarihli celse de; TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmolunduğu ve sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirdiğinden kanun yararına bozma istemine konu 06.04.2009 tarihli hükmün kurulduğu anlaşılmakta olup; usulüne uygun olarak verilip kesinleştirilmeyen 14.11.2006 tarihli hükümden sonra yapılan infaz işlemleri ile 06.04.2009 tarihli karar, hukuki geçerliliğinin bulunmaması nedeniyle yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozma istemindeki gerekçe yerinde görülmeyerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliği ile REDDİNE, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Bir asliye ceza mahkemesi, kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getiren sanık hakkında davanın düşmesine karar vermiştir. Adalet Bakanlığı, düşme yerine cezanın infaz edilmiş sayılması gerektiği gerekçesiyle kanun yararına bozma istemiştir.

Hukuki İlke: Usulüne uygun tebliğ edilip kesinleştirilmeden infaza gönderilen bir hükme dayanılarak yapılan sonraki tüm işlemler ve bu işlemler sonucu kurulan karar hukuki geçerlilikten yoksun olup yok hükmündedir; yok hükmündeki bir karara yönelik kanun yararına bozma istemi de yerinde görülmez.

Uygulama Sonucu: Ret; ilk hükmün usulüne uygun kesinleştirilmemesi nedeniyle sonraki düşme kararının yok hükmünde olduğu belirlenerek kanun yararına bozma istemi CMK 309 koşulları taşınmadığından reddedilmiştir.

Dava Strateji Notu: Kesinleştirme usulü tamamlanmadan yürütülen infaz ve sonrasında kurulan kararlar yoklukla malûldür; böyle bir dosyada içeriğe ilişkin bozma tartışmasından önce ilk hükmün geçerli biçimde kesinleşip kesinleşmediği denetlenmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla