Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/4681 E. , 2026/2918 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : Direnme (mahkûmiyet) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve y
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/4681 E. , 2026/2918 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : Direnme (mahkûmiyet) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ Dairemizin bozma kararı üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile önceki hükümde direnilerek sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 4. Sanık hakkında etkin pişmanlık indiriminin üst hadden uygulanması gerektiğine, 5. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 6. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 4. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 5. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, D. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; Yargıtay bozma ilâmına direnilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, bozma kararına uyularak sanıkların 5237 sayılı TCK'nın 188/3-4/a-5 maddeleri gereğince cezalandırılmaları ve TCK'nın 192/3. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2013 tarihli ve 2013/50 Esas, 2013/525 Karar sayılı kararına ve süreklilik kazanmış uygulamalarına göre; şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi, bozma nedenlerini tartışmak, ilk kararda yer almayan ve Daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen karar; özde direnme niteliğinde olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir. Dairemizin bozma ilâmı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararının yerinde olmadığı belirtilip, bozma ilâmının gerekçesi tartışılarak, gerekçenin genişletilmiş olduğunun görülmesi karşısında, Bölge Adliye Mahkemesinin son uygulaması özde direnme kararı niteliğinde olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, direnme kararının bozmaya eylemli uyma olarak kabulü ile yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün Dairemizce bozulmasından sonra, dosyanın gönderildiği Bölge Adliye Mahkemesinin 09.04.2025 tarihli oturumunda bozma ilâmı okunarak sırasıyla sanıktan, sanık müdafiinden ve Cumhuriyet savcısından bozma kararına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan sanığa esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve 5271 sayılı CMK'nın 216/son maddesi uyarınca hazır olan sanığa son söz verilmeden duruşmanın bitirildiği ve direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılan dosyada; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 08.02.2023 tarihli ve 2020/211 Esas, 2023/62 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; kamusal iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki görüşünü açık ve anlaşılır bir biçimde ve uygulanması talep edilen yasayı ve maddelerini de göstermek suretiyle açıklamak zorunda olduğundan 09.04.2025 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısı tarafından beyan edilen ve CMK'nın 216/1. maddesi uyarınca duruşmada ortaya konulan delillere yönelik olması gereken "Usul ve yasaya uygun olduğundan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklindeki sözlerin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin görüşü alınmadan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü alınmadan ve hazır bulunan sanık ile müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan; hazır olan sanıklara son sözü sorulmadan yargılamaya son verilip hüküm kurularak sanıkların savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Cumhuriyet savcısının ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, diğer yönleri incelenmeksizin, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık ... hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Saniklar hakkinda uyusturucu madde ticareti yapma sucundan bolge adliye mahkemesince onceki hukumde direnilerek mahkumiyet karari verilmistir. Direnme oturumunda Cumhuriyet savcisinin esas hakkindaki gorusu usulune uygun alinmamis, hazir bulunan saniklara esasa iliskin savunma ve son soz imkani taninmamistir.
Hukuki İlke: Seklen direnme karari verilmis olsa dahi, bozma nedenleri tartisilarak yeni ve degisik gerekcelerle kurulan hukum, ozde direnme olmayip bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hukumdur ve incelemesi ilgili daireye aittir. Kamusal iddia makamini temsil eden Cumhuriyet savcisi esas hakkindaki gorusunu uygulanmasi talep edilen kanun ve maddelerini gostererek acikca aciklamak zorundadir; bu gorus alinmadan ve CMK 216/son uyarinca hazir sanika son soz verilmeden hukum kurulmasi savunma hakkini kisitlar (CMK 216/1, 302/2, 304/2).
Uygulama Sonucu: Savunma hakkinin kisitlanmasi nedeniyle hukmun bozulmasi (CMK 302/2).
Dava Strateji Notu: Direnme ve bozma sonrasi oturumlarda, Cumhuriyet savcisinin esas hakkindaki mutalaasinin uygulanmasi istenen maddelere acikca yer verip vermedigi ve hazir sanika son soz (CMK 216/son) verilip verilmedigi mutlaka tutanaktan denetlenmelidir; bu usul eksiklikleri tek basina bozma nedenidir ve savunma acisindan guclu bir temyiz sebebidir.