İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2025/5129 Karar: 2025/9118 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2025/5129 K.2025/9118

10. Ceza Dairesi 2025/5129 E. , 2025/9118 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/554 E., 2020/580 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Samsun 6. Asliye Cez

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2025/5129 E. , 2025/9118 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/554 E., 2020/580 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Samsun 6. Asliye Cez

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2025/5129 E. , 2025/9118 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/554 E., 2020/580 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itirazın reddi üzerine 17.11.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 02.07.2025 tarihli ve 2025/17609 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/87307 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/87307 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesinde yer alan "Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." ve aynı Kanun'un 20. maddesinde yer alan "13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır. (Değişik son cümle: 19/3/2003-4829/4 md.) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır.", Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesindeki "Belirli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlere, o yerde de tebligat yapılabilir.(2) Muhatabın işyerinde bulunmaması halinde tebliğ,aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.(3) Muhatap, meslek veya sanatını konutunda icra ediyorsa, kendisi bulunmadığı takdirde memur veya müstahdemlerinden birine yapılır..." ve anılan Yönetmeliğin 29. maddesindeki "21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar..." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Somut olayda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.04.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, sanığın savunmasında bildirdiği ve iş yeri adresi olan ''... Mah. ... Bulvarı No:253 Kat:4 .../Samsun'' adresine 08.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği ancak gönderilen tebliğ mazbatasında muhatabın iş yerinde olmamasının sebebinin açıkça yazılmadığı gibi, tebliğ alan ...'nin iş yerinin daimi işçisi statüsünde olmadığı, sanığın kardeşi olduğu, bu haliyle yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu gözetildiğinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşılmakla, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 20.03.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 01.04.2019 tarihli ve 2019/9926 Soruşturma, 2019/323 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, erteleme kararının şüpheliye tebliğe çıkarıldığı, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne 24.04.2019 tarihinde gönderildiği, şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin infazına başvurarak başladığı, ancak Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine denetimli serbestlik tedbirinin sonlandırıldığı, şüpheli müdafiinin 14.05.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz dilekçesi sunduğu, itiraz üzerine mercii Samsun Sulh Ceza Hakimliğinin 13.06.2019 tarihli ve 2019/2988 D. İş sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, B. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 05.05.2019 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin bildirilmesi üzerine, soruşturma dosyası birleştirlip, erteleme kararının kaldırılarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 26.07.2019 tarihli ve 2019/9926 Soruşturma, 2019/6985 Esas, 2019/5412 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28.10.2020 tarihli ve 2019/554 Esas, 2020/580 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, D. Sanık müdafiinin itirazı üzerine mercii Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2020/2206 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. E. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 20.03.2019 tarihli eylemi nedeniyle verilen 01.04.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin sanığın savunmasında bildirdiği ve iş yeri adresi olan ''... Mah. ... Bulvarı No:253 Kat:4 .../Samsun'' adresine 08.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği ancak gönderilen tebliğ mazbatasında muhatabın iş yerinde olmama sebebi açıkça yazılmadığı, bu haliyle yapılan tebliğ işleminin usûlsüz olduğu, ancak, şüpheli müdafiinin 14.05.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz dilekçesi sunduğu, itiraz üzerine mercii Samsun Sulh Ceza Hakimliğinin 13.06.2019 tarihli ve 2019/2988 D. İş sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, dolayısıyla 01.04.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının itirazın reddi kararı üzerine 13.06.2019 tarihinde kesinleştiği, 5 yıllık erteleme süresinin de bu tarihten itibaren başlayacağı, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sayılıp soruşturma ve kovuşturma konusu 05.05.2019 tarihli eylemin ise, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği, 13.06.2019 tarihinden önce işlenmiş olması nedeniyle ihlâl olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle ihlâl kabul edilen 05.05.2019 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup, Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bendinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü kapsamında ihlâl nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu tarihli suç tarihlerinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği doğrudan açılan davanın bulunup bulunmadığının araştırılarak, a) Var ise; Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağan ve olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi, b) Yok ise; kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği, anlaşıldığından; kanun yararına bozma isteminin kısmen değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmekte ise de; Kanun yararına bozma istemine konu Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.10.2020 tarihli ve 2019/554 Esas, 2020/580 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2020/2206 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, yukarıda açıklanan gerekçelerle mercii Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın kabulüne karar vermesi gerekirken hukuka aykırı olarak itirazın reddine karar verdiği, inceleme konusu kararın da itirazın reddi kararı üzerine kesinleştiği anlaşıldığından, mercii Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2020/2206 Değişik iş sayılı kararı sayılı kararı yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.09.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla