Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/7293 E. , 2026/76 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2270 E., 2025/2158 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir o
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/7293 E. , 2026/76 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2270 E., 2025/2158 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1. 2023/16615 soruşturma sayılı dosyanın sonucunun beklenilmemesi sebebiyle eksik inceleme yapıldığına, 2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 3. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına, 4. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 5. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine, 6. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE 25.12.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesi ile yapılan değişiklik de gözetilerek yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; ilk derece mahkemesi kararlarının bölge adliye mahkemesince hangi hallerde bozulmasına karar verileceğinin CMK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde belirtildiği; bu düzenlemeden de anlaşılacağı gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği haller davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının açıkça ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasır olup somut olayda, "Suça konu uyuşturucu maddelerin hava alanında gümrüklenmiş sahada ele geçiriliş oluşu karşısında beyandan sonra ve fakat ülke sınırı geçilmeden önce ele geçirilmesi karşısında ihraç suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı, bu durumda tamamlanmış olan TCK 188/3 fıkrasında düzenlenen 'uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma, nakletme veya sevk etme' suçu da oluşacağından TCK 44 maddesinde düzenlenen 'fikri içtima' hükümleri gereğince cezaların belirlenmesi gerekeceği, buna göre TCK 188/1-35 maddeleri ile TCK 188/3 maddelerinin kıyaslanması neticesinde ağır olan cezaya hükmedilmesi gerekeceğinden sözü edilen kıyaslama yapılması” gerektiğine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 23.12.2024 tarih, 2024/3699 Esas ve 2024/3670 Karar sayılı bozma kararı ve bu karar üzerine verilen İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2025 tarih, 2025/24 Esas ve 2025/110 Karar sayılı kararının CMK'nın 7. maddesinde yer alan “Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” şeklindeki düzenleme de gözetilerek açıkça hukuka aykırı olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla; ilk derece mahkemesinin ilk kararı ile ilgili olarak gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'nin 30.06.2025 tarih, 2025/2270 Esas ve 2025/2158 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Havalimanında gümrüklenmiş sahada uyuşturucu ele geçirilen olayda İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi sanığı uyuşturucu madde ticaretinden mahkum etmişti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi daha önce, ihraç suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı ve TCK 44'teki fikri içtima gereği TCK 188/1-35 ile 188/3'ün kıyaslanarak ağır cezanın belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı vermiş, bozma sonrası kurulan hükme yönelik istinafı da esastan reddetmişti.
Hukuki İlke: Fikri içtima kıyaslaması ve suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığına ilişkin değerlendirme davanın esasına ilişkindir; CMK 280/1'in (e)-(f) bentleri bölge adliye mahkemesine yalnızca açık usul ihlallerinde bozma yetkisi verdiğinden, bu gerekçeyle verilen bozma ve üzerine kurulan ilk derece kararı CMK 7 uyarınca hükümsüzdür.
Uygulama Sonucu: Daire, tebliğnameye uygun olarak istinaf başvurusunun esastan reddi kararını oy birliğiyle bozdu; bozma tutuklama koşullarını değiştirmediğinden salıverilme taleplerini reddetti ve dosyayı ilk karar üzerinden yeniden istinaf incelemesi yapılmak üzere gönderdi.
Dava Strateji Notu: Gümrük sahasında yakalanan ihraç dosyalarında teşebbüs-fikri içtima tartışması cezayı önemli ölçüde etkileyebilir; ancak bu tartışmanın istinafta bozma değil, düzelterek veya duruşma açarak karar biçiminde çözülmesi gerekir. Müdafi, yeniden yapılacak istinaf incelemesinde lehe olan vasıf değerlendirmesinin bu kez usulüne uygun şekilde hükme bağlanmasını talep etmelidir.