Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/7973 E. , 2026/2657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/467 E., 2024/276 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz ed
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/7973 E. , 2026/2657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/467 E., 2024/276 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; bozmaya uyulduğu ancak, 1. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş olan 5271 sayılı CMK'nın "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2. Uyap sorgulamasında sanık hakkında 21.09.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kilis Sulh Ceza Mahkemesinin 26.12.2013 tarihli 2013/603 esas ve 2013/763 karar sayılı ilamı ile verilen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın 28.01.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla; Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; a. Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi, b. Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkumiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, 3. Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan, suça konu uyuşturucu maddenin ve şahit numunenin 5237 sayılı TCK'nın 54/4. maddesi yerine 5237 sayılı TCK'nın 54/1-4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Asliye ceza mahkemesi, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan bozmaya uyarak sanığı yeniden mahkûm etmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, UYAP sorgusunda sanığın 21.09.2013 tarihli aynı nitelikte bir suçtan Kilis Sulh Ceza Mahkemesince verilip 28.01.2014'te kesinleşen denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunduğunu saptamış; mahkemenin bu önceki dosyayla ilişkiyi ve basit yargılama usulünü hiç araştırmadığını tespit etmiştir.
Hukuki İlke: Üç ayrı ilke birleşmiştir: (1) Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 E., 2020/33 K. sayılı iptal kararı sonrasında, kovuşturmaya geçilmiş dosyalarda da CMK 251'deki basit yargılama usulünün dörtte bir indirimi sanık lehine maddi ceza hukuku sonucu doğurduğundan TCK 7 ile birlikte değerlendirilmelidir; (2) 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK 191/5 uyarınca erteleme süresi zarfında yeniden kullanım amaçlı bulundurma ihlal nedeni sayılır ve ayrı soruşturma-kovuşturma konusu yapılamaz, bu hâlde ikinci dava kovuşturma şartı yokluğundan düşer; (3) suça konu uyuşturucu maddenin müsaderesi TCK 54/1-4 değil TCK 54/4 uyarınca yapılmalıdır.
Uygulama Sonucu: Hüküm, tebliğnamedeki onama görüşüne aykırı olarak oy birliğiyle bozulmuştur; basit yargılama usulü değerlendirilmeden, önceki denetimli serbestlik dosyasıyla ilişki araştırılmadan ve müsadere yanlış fıkraya dayandırılarak eksik araştırmayla hüküm kurulması Kanuna aykırı görülmüştür.
Dava Strateji Notu: Kullanım dosyalarında müvekkilin geçmiş denetimli serbestlik kayıtları UYAP'tan çıkarılmalı; yeni suç önceki tedbirin infazı sırasında işlenmişse ayrı dava açılamayacağı ve davanın düşmesi gerektiği ileri sürülmelidir. Ayrıca 01.01.2020 öncesi kovuşturmaya geçilmiş eski dosyalarda basit yargılama usulünün dörtte bir indirimi Anayasa Mahkemesi iptali sayesinde hâlâ talep edilebilir; bu iki nokta birçok eski dosyada bozma getirmektedir.