Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/9665 E. , 2026/284 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/3573 E., 2025/3544 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün onanması Sanık hakkında kurul
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/9665 E. , 2026/284 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/3573 E., 2025/3544 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 3. Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde yer alan hükümlerin uygulanmaması gerektiğine, 4. Lehe olan tüm hükümlerin uygulanması gerektiğine, 5. Yapılan arama ve el koyma işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna ve elde edilen delillerin hükme esas alınmaması gerektiğine, 6. Mahkûmiyete yeterli somut delil bulunmadığına, 7. Beraat kararı verilmesi gerektiğine, 8. Sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna, İlişkindir. III. GEREKÇE 25.12.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde 7571 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi ile yapılan değişiklikler de gözetilerek yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli 2024/6-490 Esas ve 2025/197 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesi kararlarının Bölge Adliye Mahkemesince hangi hallerde bozulmasına karar verileceğinin 5271 sayılı CMK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde belirtildiği; bu düzenlemeden de anlaşılacağı gibi Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı verebileceği haller davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının açıkça ihlalleri ile hükme müeessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasır olup somut olayda “Sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükmünün hakkaniyete uygun bir arttırım oranı ile uygulanması” gerektiğine ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 13.02.2025 tarih, 2025/426 Esas ve 2025/487 Karar sayılı bozma kararı ve bozma kararı üzerine verilen İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.08.2025 tarih, 2025/333 Esas ve 2025/742 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK'nın 7. maddesine göre de “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” şeklindeki düzenleme de gözetilerek açıkça hukuka aykırı olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile ilgili olarak gerekiyorsa 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 30.09.2025 tarih, 2025/3573 Esas ve 2025/3544 Karar sayılı istinaf talebinin düzeltilerek esastan reddine dair kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesince uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûm edilen tutuklu sanığın istinaf başvurusu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesince hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek esastan reddedilmiştir. Ancak Yargıtay, aynı istinaf dairesinin daha önce 'TCK 43 zincirleme suç hükmünün hakkaniyete uygun bir artırım oranıyla uygulanması' gerekçesiyle verdiği bozma kararının esasa ilişkin olduğunu ve buna dayanan sonraki kararların hükümsüz sayılması gerektiğini tespit etmiştir.
Hukuki İlke: CMK'nın 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentleri uyarınca bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisi usul kurallarının açık ihlaliyle sınırlıdır; zincirleme suç artırım oranının hakkaniyete uygun belirlenmesi gibi esasa ilişkin bir gerekçeyle bozma kararı verilemez ve CMK'nın 7. maddesi gereği görevli olmayan merciin işlemleri hükümsüz olduğundan bu bozma üzerine kurulan hükümler de geçersizdir; Daire bu yaklaşımında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli, 2024/6-490 E. ve 2025/197 K. sayılı kararını benimsemiştir.
Uygulama Sonucu: İstinaf dairesinin düzelterek esastan ret kararı, CMK 302/2 gereği Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle bozulmuş; ilk karar üzerinden CMK 280/2 de gözetilerek yeniden istinaf incelemesi yapılması için dosya İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmiş, tutuklama koşulları değişmediğinden salıverilme talebi reddedilmiştir.
Dava Strateji Notu: İstinaf dairesi ceza artırım oranı gibi esasa dokunan bir konuda dosyayı ilk dereceye bozmuşsa, bu usulsüz bozmaya dayanan tüm sonraki kararlar hükümsüzdür; müdafi dosya tarihçesindeki bozma gerekçesini mutlaka taramalı ve bu aykırılığı temyizde öne çıkarmalıdır, zira 7571 sayılı Kanun sonrası Yargıtay bu denetimi CGK içtihadı doğrultusunda titizlikle yapmaktadır. Ancak bu yolla elde edilen bozma tutukluluğu kendiliğinden sona erdirmez.