KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9175 E., 2012/12769 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 682-24
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 17.04.1998-25.05.2007 tarihleri arasında davalı ...'a ait hindi çiftliğinde sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığı halde, eksik bildirilen sürenin tespiti istemi ile dava açtıktan sonra, 24.02.1999 tarihinden sonra işverinlik sıfatının ... Ltd Şti'ne ait olduğunun öğrenilmesi nedeniyle, bu işveren yönünden taleplerini atiye bırakarak, talebini 17.04.1998-24.02.1999 tarihleri arasındaki dönemle sınırlandırmıştır.Mahkemece, 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre.
Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır.
506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir.
Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde.
Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; ... Ltd Şti'ne ek dava açılıp açılmadığı araştırılmalı, açılmışsa, eldeki dava ile birleştirilmeli, açılmamışsa husumetin yöneltilmesi sağlanmalı, davalı işveren ile, ... Ltd Şti arasında organik bağ olup olmadığı, davacının 25.05.2007 tarihine kadar kesintisiz aynı işyerinde çalışıp çalışmadığı araştırılmalı, şayet, bu tarihe kadar kesintisiz çalışma olgusunun gerçekleştiği sonucuna varılacak olursa, hak düşürücü sürenin 25.05.2007 tarihinde işlemeye başlayacağı ve dava
Tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin oluşmayacağı gözetilmeli ve sonucuna göre çalışmanın niteliği, süresi ve eylemli olup olmadığı irdelenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya ayıkırıdır.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9175, K. 2012/12769, 28 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama