KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/634 E., 2023/13496 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/81 E., 2021/2013 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/63 E., 2019/444 K.
Karar Metni
3.598 kelime·18 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki aylık miktarının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine, davalının istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkiline 01.07.2015 tarihinden itibaren (22063443460) tahsis numarası ile bağlanan yaşlılık aylığının 16.11.2015 tarihli "Yaşlılık Aylık/Gelir Değişiklik Kararı" ile yeniden belirlenerek, yaşlılık aylığından kesintiye gidilmesi üzerine itiraz edildiği, 23.12.2015 tarihli yazı ile itirazlarının dikkate alınmadığı, davacının Limited Şirket (... Ltd. Şirketi) ortağı olduğu, ayrıca ... Metal Demir Çelik Ltd.
Şti'nin müdürü olduğu, bu işyerinde müdür olarak çalışması nedeni ile SSK prim ödemeleri ile SSK emeklisi olmaya hak kazandığı, 08.12.2015 ve 24.12.2015 tarihli işlemlerin iptali ve kesilen aylıkların iadesi için idari yargı davasının görev yönünden reddine karar verildiği, şirket müdürü olması sebebiyle yatırılan SSK prim ödeme gün sayısının dolması sebebiyle emekli olmaya hak kazandığı, Bağ-Kur'da gün sayısı ve kazançlarının dahil edilerek yeniden hesaplama yapıldığından, aylığından fuzuli ödeme iddiası ile 2.575,75 TL talep edilmesi ve kesinti yapılmasının yasal dayanaktan yoksun bulunduğu,
öncelikle SSK'dan emekli olmaya hak kazanmış olan davacıya bağlanan emekli maaşının kazanılmış hak olduğu, dava konusu işlem ile maaş kesintisi ve fuzuli ödeme iddiası kapsamında yapılan ödemenin iadesi talebinin hukuken korunmasının yasal dayanaktan yoksun bulunduğu, yaşlılık aylığının 506 sayılı Kanun kapsamında prim ödeme gün sayısını tamamlaması sebebiyle bağlandığı ve Bağ-Kur ile ilgisinin bulunmadığı, şirket müdürlüğü yapması sebebiyle de diğer yandan SSK primlerinin yatırıldığı,
bir taraftan gün sayısı dolmuş ve aylığa hak kazanmışken diğer yandan Bağ-Kur kaydı sebebiyle yaşlılık aylığının kesilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu belirtilerek "2.575,74 TL'nin iadesine ilişkin talebin hukuka aykırı olduğunun tespitine, müvekkilinin hizmet cetveline istinaden, Bağ-Kur gün sayısı ve kazançları da dahil edilerek yaşlılık aylığının 01.09.2015 tarihi ve devamı için hesaplanarak, yaşlılık aylığının miktarının tespit edilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap ve beyanlarında; hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, somut olayda; dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, denetime ve hükme esas almaya elverişli 03.04.2019 tarihli bilirkişi raporuna itibar olunarak, kendi ortağı olduğu Limited Şirket işyerinden 4/1-a (SSK) kapsamında bildirilen gün ve kazançları iptal edilerek,
sigortalı prim payı, sigortalı 4/1-b (Bağ-Kur) hesabına aktarılan, aktarılan primlerin sadece asgari kazanç karşılıklarının esas alınarak yapılan aylık değişiklik kararından sonra daha az aylık bağlanan ve kendisine 2.575,74 TL borç çıkarılan davacının, aktarılan sigortalı paylarının tamamı, aynı dönemde kazanca dönüştürülerek yapılan hesaplamada;
davacının ilk aylık tutarından daha az ve değişen aylık tutarından daha fazla olmak üzere 2.376,32 asıl ve 95,05 TL ek ödeme alabileceği, tahsise esas ilk tam aylığının ek ödemeli tutarının 2.472,37 TL olabileceği, davacının daha az olan bu aylığı ile ilk aylığı arasında 1.552,23 TL Kurumdan aldığı fazla aylıklar nedeniyle borçlu bulunduğu anlaşılmakla, Kurum'ca davacıya çıkarılan borç miktarı olan 2.575,74 TL'den borçlu olduğu anlaşılan 1.552,23 TL'lik miktarın düşülmesi sonucu bakiye 1.023,51 TL lik borçtan sorumlu olmadığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine,
taleple bağlı kalınarak davacının 2015/09 ayı maaşının 2.378,32 TL asıl ve 95,13 TL ek ödeme olmak üzere toplam 2.473,45 TL olduğunun tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile birlikte davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının şirket müdürlüğü üzerinden yaptığı SSK prim ödemelerinden dolayı SSK emeklisi olmaya hak kazandığını, Kurumun Bağ-Kur prim hesabına dayanarak kazanılmış hakkını iptal etmesinin mümkün olmadığını, davacının borçlu kabul edilmesi ve maaşının daha düşük tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde bir hata olmadığını beyanla davanın kabulüne dair kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının ortağı olduğu şirket nezdinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalı olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu sebeple Kurumun 18.02.2012-31.05.2015 tarihleri arasında 4/1-(a) bendi kapsamındaki sigortalılığın iptali ile bu dönemde davacıyı 4/1-(b) bendi kapsamında sigortalı kabul eden işleminin yerinde olduğu açıktır.
Davacının aylık miktarının tespiti ve Kuruma borçlu olup olmadığının belirlenmesine gelince. Dairemizce temin edilen 17.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda olduğu gibi Kurumun 4/1-(a) kapsamındaki sigortalılığına ilişkin asgari kazancın üzerindeki primlerin %15 oranındaki işçi hissesinin 4/1-(b) sigortalılığına aktarılması sırasında asgari kazanç üzerinden yapılan aktarım sebebi ile Kurum tarafından belirlenen aylığın düşük olduğunun tespit edildiği, bunun yanı sıra mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda, 2015 yılı kazançlarının hesaplanması sırasında toplama hatası yapıldığı,
26.07.2015 tarihinde yapılacak ödemeye eklenmek yerine 01.07.2015 aylığına temmuz zammının eklendiği ve 2015/7.ayında belirlenen ilk aylıktan sonraki her aylığa 1,00 TL eklenmiş olmasının hatalı olduğu belirtilerek Kurumun tahsis ettiği ve mahkemece belirlenen aylıktan farklı olarak davacının talebine göre 2015/9.ayına ilişkin aylığının 2.377,55 TL asıl, 95,10 TL ek ödeme olduğunun ve davacının davalı Kuruma 839,36 TL borçlu olmadığının tespit edildiği,
17/08/2021 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmış olup davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 356 ve 359 uncu maddeleri uyarınca esastan reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 356 ve 359 uncu maddeleri uyarınca kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalı Kurumun 11.12.2015 tarihli davacı adına 2.575,74 TL borç tahakkuk ettirdiği Kurum işleminin kısmen iptali ile bu miktarın 839,36 TL 'lik kısmından davacının borçlu olmadığının tespitine, bu yönden fazlaya ilişkin talebin reddine,
taleple bağlı kalınarak davacının 2015/9. ay maaşının 2.377,55 TL asıl ve 95,10 TL ek ödeme olmak üzere toplam 2.472,65 TL olduğunun tespitine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde ve geçerli olduğunu ve aleyhe verilen vekalet ücretinin kaldırılması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca bağlanan aylığın eksik ödenip ödenmediği ile davacının bu nedenle fark aylık alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Eldeki davada, 3949 gün yurt içi, 6479 gün borçlanma olmaksızın yurt dışı süreleri ile toplam 10428 gün üzerinden davacıya 13.03.2017 tarihli tahsis talebine istinaden, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi hükümleri gereğince 01.04.2017 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının aylığın düşük olduğu gerekçesi ile kuruma başvurduğu, sonuç alamaması üzerine de eldeki davayı açtığı anlaşılmakla, davanın yasal dayanağı, öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un Geçici 2 nci maddesi ve bu maddenin yollaması ile anılan Kanun'un 29 ve 506 sayılı Kanun'un 61 ve geçici 82 nci maddeleridir.
Geçici 2 nci maddede, “Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunlara tabi olanlara bağlanacak yaşlılık aylıkları aşağıdaki şekilde hesaplanır:
a) Sigortalının bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sürelerdeki prim ödeme gün sayılarına veya fiilî hizmet süresine ait aylık; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki kanun hükümlerine göre, aylık talep tarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı veya fiilî hizmet süresi üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla hesaplanacak aylığının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı veya fiilî hizmet süresi ile orantılı bölümü, aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile çarpılarak hesaplanır.
b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen sürelerdeki prim ödeme gün sayılarına ait aylığı, aylık talep tarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden 29 uncu madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanun'un yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır. Ancak, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığı bağlama oranının hesabında, sigortalının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Kanunun yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için % 3 oranı esas alınır.
c) Aylık, (a) ve (b) bentlerine göre hesaplanan kısmî aylıkların toplamından oluşur. Aylıklar ayrıca 29 uncu maddenin son fıkrasına göre artırılarak belirlenir.
Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 82 nci maddesinin (a) bendine göre gösterge sistemi içinde hesaplanacak kısmî aylıklara esas gösterge, sigortalıların ortalama yıllık kazanç hesabına giren takvim yılı sayısı esas alınmak suretiyle hazırlanacak olan gösterge ve üst gösterge tespit tabloları esas alınarak belirlenir.
Bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar geçen sürelere ilişkin aylığın hesabında esas alınan asgari aylık tutarı ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 82 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenen eski tam aylık tutarı, toplam prim ödeme gün sayısı içinde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar geçen prim ödeme gün sayısının oranına tekabül eden tutar üzerinden esas alınır. …” hükmüne yer verilmiş, 29 uncu maddenin “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile aynı fıkranın (c) bendine göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığı, aşağıdaki hükümlere göre belirlenecek ortalama aylık kazancı ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda bulunan tutardır.
Ortalama aylık kazanç, sigortalının her yıla ait prime esas kazancının, kazancın ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının, itibarî hizmet süresi ile fiilî hizmet süresi zammı hariç toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancın otuz katıdır.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı % 90'ı geçemez.
28 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa hak kazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme gün sayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün prim ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın % 60'a bölünmesi suretiyle hesaplanan gün sayısına göre % 50'yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarınca tespit edilen orandır. Prim ödeme gün sayısı 9000 günden fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısına göre aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu fıkrada geçen 9000 prim gün sayısı 7200 gün, % 50 oranı da % 40 olarak uygulanır.
Yukarıdaki şekilde hesaplanan aylığın başlangıç tarihinin yılın ilk altı aylık dönemine rastlaması halinde 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre Ocak ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranı kadar artırılarak, yılın ikinci altı aylık dönemine rastlaması halinde ise öncelikle Ocak ödeme dönemi, daha sonra Temmuz ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranları kadar artırılarak, sigortalının aylık başlangıç tarihindeki aylığı hesaplanır.” şeklindeki düzenlemesi ile de 01.10.2008 sonrası aylıkların hesaplama yöntemi belirlenmiştir.
Geçici 2 nci madde hükmü gereğince, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihine kadarki sigortalılık sürelerine yönelik aylıklar, 506 sayılı Kanun'un 61 ve geçici 82 nci maddesi gereğince hesaplanacak ve 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı bölümü aylık miktarında esas alınacak, 01.10.2008 tarihi sonrasındaki sigortalılık sürelerine yönelik aylıklar ise 5510 sayılı Kanun'un 29 ve devamı madde hükümleri gereğince hesaplanacak ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı bölümü aylık miktarında esas alınacaktır.
506 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine göre yaşlılık aylıklarının hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken, 4447 sayılı Kanun ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu, 01.01.2000 tarihinden itibaren katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için,
her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirilmiştir.
Ancak bu sistem, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp, emekli olanlara uygulanacağından, 506 sayılı Kanun'a 4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile eklenen geçici 82 nci maddesi ile 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için, eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
506 sayılı Kanunun Geçici 82/a bendi, “ a) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir.
Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanun'un yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır.
Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.” hükmünü getirmiş, 4447 sayılı Kanun ile mülga 506 sayılı Kanun'un 2422 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 61 inci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin a alt bendinde 5000 günden fazla primi ödenen her 240 gün için %60 oranına ilave olarak 1’er puan arttırılarak yaşlılık,
malullük ve ölüm aylığı oranının tespit edileceği, b alt bendinde ise, “(Değişik: 11/12/1981-2564/2 md.) sigortalının, 5 000 günden noksan ödediği her 240 günlük malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi için %60 oranı 1 eksiltilerek,” hesaplama yapılacağı hüküm altına alınmış, ek 20 nci maddede de “Bu Kanuna göre gelir ve aylıkların hesaplanmasında katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanır.
Göstergeler, derece ve kademeler halinde, gösterge ve üst gösterge tablolarında belirtilir.
506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların hesaplanmasında 657 sayılı Kanuna tabi Devlet memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı uygulanır.
Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödenekler ile bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanmasına esas gösterge ve üst gösterge tabloları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tesbit edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu çerçevede, 01.01.2000 öncesi ve sonrasında çalışmaları bulunan sigortalı yönünden 2000 yılı öncesi aylığı için, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sigortalının gösterge tespitine giren yıl sayısına göre düzenlenen gösterge tespit tabloları esas alınarak, sigortalının 2000 yılından önceki prime esas kazançları toplanıp primi ödenmiş yıl sayısına bölünerek ortalama yıllık kazanç bulunur.
Sonrasında sigortalının çalışmalarının geçtiği kuruma göre özel yada kamu sektörü için primi ödenmiş yıl sayısına göre hazırlanan üst gösterge tablosunda karşılığı aranır, bulunmadığı takdirde özel yada kamu sektörü için primi ödenmiş yıl sayısına göre hazırlanan gösterge tablosuna bakılarak gösterge tespiti yapılacaktır.
Bulunan gösterge x katsayı x aylık bağlama oranı formülü ile 2000 yılı öncesi aylığı belirlenerek, 506 sayılı Kanun'un 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96 ncı maddesinin, “Bu Kanuna göre Malüllük ve Yaşlılık sigortalarından bağlanacak aylıklar ile ölüm sigortasından hak sahibi kimselere bağlanacak aylıkların hesabına esas tutulan aylığın alt sınırı, gösterge tablosundaki en düşük göstergenin katsayı ile çarpımının %70'den az olamaz” hükmü gereği, alt sınır aylığının : 9475 x 12000 x %70 = 79.590.000 TL (yeni 79,59 TL) olduğu gözetilerek,
bulunan aylık miktarı 79,59 TL'den az ise öncelikle bu miktara yükseltilecek ve 2000 öncesi hizmetine oranlanarak kısmi yaşlılık aylığı belirlenerek, Türkiye İstatistik Kurumundan, celp edilecek tüketici fiyat endeksi artış oranı ile gelişme hızı oranları (ait oldukları yıllarda geçerli olan yönteme göre hesaplanan ve ait oldukları yılların akabinde yayınlanan) nazara alınarak, bulunan aylık 1999/Aralık ayı TÜFE ve Gelişme Hızı ile 2000 yılına taşınacak ve 2008 Ocak ayına kadar her yıl TÜFE ve Gelişme Hızı ile çarpılmak suretiyle güncellenecektir(A1).
Yine 1999 Aralık ayında hesaplanan tam aylığı da 2008 yılı Ocak ayına kadar TÜFE ile güncellenecek, böylelikle sigortalının 2000 öncesi hizmetleri esas alınmak ve gösterge sistemi uygulanmak suretiyle hesaplanan eski tam aylığı ve eski kısmi aylığı 2008 yılı Ocak ayına güncellenecektir.
01.01.2000 sonrası hizmetlere yönelik aylık tutarı ise 506 sayılı Kanun'un Geçici 82 nci maddesinin (b) bendine göre hesap edilir. Anılan bentte, “b) Sigortalının bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanunun 61 inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.”hükmü getirilmiştir.
4447 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi hükmüne göre yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde 2000 ve sonrası her takvim yılına ait prime esas kazanç, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren 2008 yılına kadar geçen her takvim yılı için önce Aralık ayına göre açıklanan TÜFE’deki artış oranı daha sonra Gelişme Hızı kadar arttırılarak güncellenir.
2007 ve 2008/Ocak-Eylül (dahil) kazançlar güncellenmeden olduğu gibi alınarak, güncellenen kazançlar toplamı 2000 sonrası gün sayısına bölünerek günlük ve bulunan günlük kazancın 360 katı alınarak yıllık kazanç bulunur. Ortalama yıllık kazancın toplam gün sayısı üzerinden tespit edilen aylık bağlama oranı çarpımının 12'de biri üzerinden (OYK X ABO / 12) bulunan tutar, 01.01.2000-01.10.2008 arasındaki gün sayısına orantılı bölümü alınarak kısmi aylık (A2) hesap edilecektir.
Aylık bağlama oranı, 4447 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeye göre, sigortalının tahsis talep tarihi itibariyle tespit edilen toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için %3.5, sonraki 5400 günün her 360 günü için %2 ve daha sonraki her 360 gün için %1.5 oranlarının toplamı alınarak bulunmaktadır.
Buna göre 2008 yılı Ocak ayı itibarıyla tam aylığı belirlendikten sonra 4447 sayılı Kanun ile değiştirilen 96 ncı maddede belirtilen alt sınır kontrolü yapılacak, her iki aylık mukayese edilerek yüksek olan aylık belirlenerek hesaplamaya devam edilecektir.
4447 sayılı Kanun ile değişik 96 ncı maddeye göre alt sınır ise, 2000-2008/Ekim arası hizmetlere göre hesaplanacak aylık 2008 yılı Ocak ayında geçerli olan prime esas günlük kazanç alt sınırının aylık tutarının % 35’inden az olamaz.
Alt sınır kontrolü yapıldıktan sonra, kısmi aylık miktarı hesap edilerek her iki kısmi aylık toplanacak (A1+A2)ve bulunan bu aylık iki miktar ile mukayese edilecektir.
1-İki kısmi aylığın toplamı, öncelikle sigortalının 1999 yılı tam aylığının 2008 yılı Ocak ayına kadar TÜFE rakamı ile güncellenerek bulunan aylığından daha az olamayacaktır.
2-Diğer bir mukayese ise, bulunan aylık, 506 sayılı Kanun'un geçici 89 uncu maddesine göre 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96 ncı maddeye göre hesaplanıp, bu tarihten sonra gelir ve aylıklarda yapılan artışların eklenmesi sonucunda tahsis talep tarihine kadar getirilen miktarın altında olamaz.
Yukarıdaki açıklanan usullerle belirlenen (A) kısmi aylığı, 2008 yılı dahil olmak üzere tahsis talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen 5510 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi hükmü gereği belirlenen güncelleme katsayısı ile çarpılarak tahsis talep yılının Ocak ayına taşınır.
Bu aşamadan sonra 01.10.2008 sonrası sigortalılık süreleri esas alınarak 5510 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi gereği aylık hesabı yapılmalıdır. Anılan yasal düzenlemeye göre Aylık= Ortalama Aylık Kazanç x Aylık Bağlama Oranı formülüne göre hesaplanır.
Ortalama Aylık Kazanç ise 2008 yılı Ekim ayı (dahil) ve sonraki her yıla ait prime esas kazancın, ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşecek güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının, 2008 yılı Ekim ayı (dahil) sonrası prim ödeme gün sayısına bölünmek suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancın 30 katıdır.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı % 90'ı geçemez.
30.04.2008 tarihi ve öncesi sigortalılığı bulunup Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığı bağlama oranının hesabında, sigortalının Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Yasanın yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için % 3 oranı esas alınır.
Açıklanan yöntemle hesaplanan yaşlılık aylığı; sigortalının fiili çalışma süreleri için prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak, talep yılına ait Ocak ayı itibariyle belirlenen ortalama aylık kazancının % 35’inden, sigortalının talep tarihinde bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa % 40’ından az olamaz.
Bulunan tutarın 01.10.2008 sonrası prim gün sayısına orantılı bölümü alınarak kısmi aylık (B) hesap edilecektir. Sigortalının aylığı (A) ve (B) kısmi aylıklarını toplamından oluşur. Bu şekilde bulunan tutar, tahsis talep yılının Ocak ayındaki aylık tutarıdır. Bulunan miktarın tahsis tarihine göre Ocak ve Temmuz ödeme dönemlerinde uygulanan artış oranları kadar arttırılması sonucu tahsis tarihindeki aylık miktarı belirlenir.
Eldeki davada, Mahkemece, hükme esas alınan hesap raporunda, davacı hakkında aktarıma konu edilen dönem bakımından yapılan irdelemenin 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin ikinci fıkrası karşısında yerinde olduğu belirgin ise de, aylık miktarı bakımından davacı hakkında davalı Kurumca yeniden işlem yapılmasından sonra 2015 yılı 9 uncu ay itibari ile 2.449,59 TL aylığın hesaplanıp ödendiğinin belirgin olması karşısında, öncelikle davacı hakkında kurumca yeniden yapılan aylık hesap ayrıntılarının dosyaya yansıtılması ile yukarıda yapılan açıklamalara uygun şekilde alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden,
aylık bağlama tarihinde yürürlükte bulunan yasal mevzuat gereği, başlangıçtaki aylık tutarını tespit eden, Kurumca bağlanan aylıkla karşılaştırılarak, fark bulunması halinde gerekçeli ve ayrıntılı olarak sebebini açıklayan rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/634, K. 2023/13496, 26 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama