KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/5246 E., 2023/7826 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2023
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1128 E., 2022/2079 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 16. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/266 E., 2021/50 K.
Karar Metni
1.622 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ve fer'i müdahil Kurum tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin, Mersin Gülnar HEM'e ait işyerinde 1990-2010 yılları arasında Gezende Köyü, Molla Ömerli Köyü, Köseçobanlı Alaboğaz Kasabası, Çukurasma Anay Mahallesi, Zeyne Kasabası ve Gülnar merkezinde usta öğreticilik yaptığını, tam gün çalışmasına rağmen part-time çalışmış gibi gösterilerek,
sigorta primlerinin eksik gösterildiğini, sözleşmelerde usta öğretici olarak çalışmış ise de bunun yanında kiralanan evlerin kiralama işini yapmak, yakıtını almak, soba yakmak, öğle yemeği yapmak, temizlik yapmak, yemek malzemesi almak, kirayı teslim etmek, elektrik-su faturaları ödemek, kursiyerlere beden terbiyesi, sosyal nezaket kuralları, giyim kuşam öğretimi verme işlerini de yaptığını, 08.00-10.00 saatleri arasında seminerlere, sergi ve panayırlara geç saatlere kadar gözetmen öğretmen olarak katıldığını belirterek,
işe giriş ve çıkış tarihleri arasındaki sürelerde SGK kayıtlarında gözükmeyen ya da eksik gözüken günlerin tespitini, belirterek hizmet tespitini, talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, hizmet tespiti davası açılabilmesi için fiilen çalışılmış olması gerektiğini, resmi kayıtlara dayalı olmadan çalışma olgusunun, sigortalılık başlangıcı ve prime esas kazanç tespiti tespitinin mümkün olmadığını, 1994-1995, 1997-2001, 2003-2004 yıllarında davacının çalışmadığının tespit edildiğini, 01.10.2006 tarihine kadar çalışmasının 7,5 saate kadar bir gün, sonrasında 4,5 saatte bir gün prim yatırıldığını belirterek; davanın reddini istemiştir.
2-Fer'i müdahil Kurum cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, davacının 33195.33 sicil sayılı davalı işyerinde 05.11.1990-08.07.2010 tarihleri arasında kuruma bildirilen 4/1-a kapsamındaki çalışmaları dışında 842 gün daha hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1-Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının açmış olduğu hizmet tespit davası haksız ve mesnetsiz olduğunu, yerel mahkemenin, davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmı usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
2-Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde, kurumca yapılan işlemlerde yapılan işlemler yasal mevzuat gereği olup, hukuka aykırılık ve yanlışlık bulunmadığını beyanla, kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kursiyerlere ait sertifikalar, kurum kayıtları, tanık beyanları ve denetime elverişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının mahkemece hüküm altına sürelerde çalıştığının kanıtlandığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, gerekçesi ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1-Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf başvuru sebeplerini ileri sürerek ; kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. 2-Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde, istinaf başvuru sebeplerini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun maddesi 79 uncu maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 80 /j maddesi.
3. Değerlendirme
Davanın 5510 sayılı Yasa'nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı yasa'nın geçici 7 inçi maddesi hükmünde “Bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri,
borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümlerinin 506 sayılı Yasa'nın 79. ve 5510 sayılı yasanın 86. maddeleri ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 47 inçi maddesidir.
Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 47 inci maddesi hükmüne göre, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ve hizmetiçi yetiştirme kurs, seminer ve konferanslarında uzman ve usta öğreticiler de geçici veya sürekli olarak görevlendirilebilir. Öğretim tür ve seviyelerine göre uzman ve usta öğreticilerin seçimlerinde aranacak şartlar, görev ve yetkileri, yönetmeliklerle tespit edilir.
Bu yasal düzenleme uyarınca çıkarılan Yönetmeliğin 5. maddesi, “Uzman ve usta öğreticiler aşağıdaki şekillerde görevlendirilirler.
1-Geçici personel olarak: Geçici personel olarak görevlendirilecek uzman ve usta öğreticiler ile yapılacak sözleşme esasları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 15.05.1975 gün ve 1897 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değiştirilen 4. maddesine göre Bakanlıkça hazırlanır.
2-Ek ders görevi verilmek yoluyla: 4. maddede belirtilen esaslara göre ek ders görevi verilmesi yoluyla görevlendirilecek uzman ve usta öğreticilere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca 02.12.1998 tarihli ve 98/12120 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ...
Öğretmen ve Yöneticilerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslarda belirtilen miktarda ek ders görevi verilebilir.”; aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi, “geçici sözleşmeli olarak görevlendirilen uzman ve usta öğreticilerin haftalık çalışma süresi 40 saattir”; aynı yönetmeliğin 9 uncu maddesi ise, “uzman ve usta öğreticilerin günlük çalışma süresi en fazla 8 saattir.
Kurum müdürü, cumartesi, pazar günleri de dahil olmak üzere, uzman ve usta öğreticilere günün 08.00-23.00 saatleri arasında görev verebilir.” hükümlerini içermektedir.
Davacının, çalışma esasları ile çalışması sırasında tabi olacağı statü yukarıda sıralanan mevzuat çerçevesinde ayrıntılı bir düzenlemeye tabi tutulmuş olup, anılan düzenlemelere egemen ilkeler ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13 üncü maddesinde yer alan “işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi süreli iş sözleşmesidir.” hükmü de gözetildiğinde, çalışma ilişkisinde, “tam süreli iş sözleşmesi” olarak nitelenmeye olanak verecek bir bağımlılık ilişkisinin bulunmadığı, usta öğreticilerin öngörülen ve önceden belirlenen süre dahilinde bir çalışma yükümlülüğünü kabullendikleri ve ders saati karşılığında da ücrete hak kazandıklarını göstermektedir.
Kaldı ki, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi (j) bendinde de, ...’na bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalıştırılanların prim ödeme gün sayısı 30 günü aşmamak kaydıyla, bir takvim ayı içerisinde hak kazandıkları brüt ek ders ücreti toplam tutarının, prime esas günlük kazanç alt sınırına bölünmesi sonucu bulunacağı, bu şekilde yapılacak hesaplamalarda tam sayıdan sonraki küsuratların dikkate alınamayacağı hükmü ile, usta öğreticilerin çalışmalarının tam süreli olmadığı açık olarak belirtilmiştir.
Bu konuda ortaya çıkan uyuşmazlık sonucu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca verilen 17.09.2008 gün 2008/10-555 Esas 2008/530 sayılı kararda da, “dinlenen tanıkların da aynı davacı gibi başka köylerde usta öğretici olarak çalışan kişiler olduğu, resmi belgeler ve davacının imzasını taşıyan belgelerle çelişkili tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından; tam gün esası ve aylık karşılığı olmayan çalışmaların, günlük çalışma saatine göre ve kısmi zamanlı çalışma olması nedeniyle bu çerçevede değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmek gerektiği” belirtilmiştir.
4857 sayılı Kanunun 13. maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63. maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır.
Öte yandan, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Nitekim, davacıya ait çalışmaların resmi kayıtlara intikal ettirildiği de tartışmasızdır.
Mahkeme ve Bam Dairesinin, çalışma olgusunun geçtiği uyuşmazlık konusu dönemde davacının davalı işyerinde usta öğretici görevi ile ek ders ücretine tabi olarak çalıştığının anlaşıldığı, Mahkemenin esas aldığı bilirkişi raporunda ise, davacının günde 6 saat üzerindeki çalışmalarının tam gün, bunların altında kalan çalışmalarının ise kısmi zamanlı olarak kabul edilmek suretiyle hesaplama yapıldığı ve buna göre hüküm kurulduğu anlaşılmakla; bu kapsamda bilirkişi raporunun denetime elverişli olmaması sebebiyle verilen karar isabetsizdir.
Bu bağlamda Mahkemece, dosyada varsa eksik olan sözleşmeler, ek ders ücret bordroları, davacının günlük ve haftalık girdiği ders saatlerini gösteren puantaj kayıtları celp edilerek ve kayıtlardaki çelişkiler giderilerek, tespite konu dönemde hangi aylar kaç saat çalıştığı tespit edilmeli ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, ek ders karşılığı usta öğretici statüsünde ki davacının prim ödeme gün sayıları hesaplanırken, toplam aylık çalışma saatleri, 1 gün = 7,5 saat esası üzerinden aylık çalışma gün sayısına dönüştürülerek,
01.10.2008 sonrası dönemde ise eksik bildirim var ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80 inci maddesi (j) bendi uyarınca bir takvim ayı içerisinde hak kazandıkları brüt ek ders ücret tutarının prime esas kazanç alt sınırına bölünerek prim gün sayısının belirleneceği gözetilerek, uyuşmalık konusu dönemin tamamını karşılayacak şekilde puantaj, ücret bodroları vs kayıtlardan her ay girilen ek ders süresi belirlenerek, davalı Kuruma yapılan bildirimlerde gözetilerek eksik veya fazla bildirimlerin ay be ay tespit edildiği denetime elverişli rapor alınarak varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/5246, K. 2023/7826, 12 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama