KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10734 E., 2024/13670 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/186 E., 2024/84 K.
Karar Metni
2.176 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki yaşlılık aylıklarından sosyal güvenlik destek prim kesintisi yapılması yönündeki Kurum işleminin iptali ile yapılan kesintilerin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların ... Gıda İşletmeleri ve A.Ş'nin yönetici ortakları oldukları, şirketin 28.03.1994 yılında Ticaret Siciline kaydolduğu, 04.08.2005 tarihinde tasfiyeye giren şirketin vergi borcu nedeniyle kaydının açık göründüğü, davacıların ortağı olduğu ... Gıda San. ve Tic. Ltd.
Şti.'nin 22.12.2006 yılında tasfiyeye girerek ticari faaliyetini sonlandırdığı, şirketler faal iken Bağ-Kur primlerini yatırarak emekli oldukları, tasfiye halindeki şirket ortaklıkları nedeniyle davacılardan ek gelirleri varmış gibi %15 oranında SGDP kesilmiş olduğu,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2011/6627 Esas sayılı örnek kararına, sosyal devlet ilkesine ve hukuki mevzuata aykırı işlem tesis edildiği iddiasıyla davacıların emekli aylığından SGDP kesilmemesi gerektiğinin tespiti ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı yönünden 500,00 TL SGDP priminin yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş ve 27.01.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini davacı ... yönünden 6.903,80 TL, davacı ... yönünden 5.633,51 TL olarak ıslah etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların 1479 sayılı Kanun'un Ek 20. maddesi gereği Kuruma SGDP borcu ödemek zorunda olduğu, 5510 sayılı Kanun'da da paralel düzenleme olduğu, Kurum işlemlerinin Kanun'a uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 05.04.2016 tarihli ve 2015/8 Esas, 2016/138 Karar sayılı kararla tüm dosya kapsamı, SGK kayıtları, ticaret ticil kayıtları, vergi kayıtları, bilirkişi raporu birlikte değerlendiriliğinde; davacıların ortağı oldukları şirketlerin 2005-2006 yıllarında tasfiyeye girdikleri, faaliyetlerinin sona erdiği buna göre davacıların yaşlılık aylığından SGDP kesintisi yapılamayacağı ancak davalı Kurumun davacılardan 01.01.2011 tarihinde SGDP kesintisi yapmaya başladığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ...'nin yaşlılık aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisi işleminin iptaline,
davacıdan yapılan 6.903,8 TL SGDP kesintisinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nin yaşlılık aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisi işleminin iptaline, davacıdan yapılan 5.633,51 TL SGDP kesintisinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacı ...'ye verilmesine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Mahkemenin 05.04.2016 tarihli ve 2015/8 Esas, 2016/138 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 31.10.2018 tarihli ve 2016/9833 Esas, 2018/8681 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/2. fıkrasında, 'Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.' şeklinde düzenlenme gözetildiğinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u dışındaki kanunlar ile de dava şartı düzenlenebileceği anlaşılmaktadır.
11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesinin üçüncü fıkra olarak '31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur.
Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.' hükmü eklenmiştir.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
HMK.’nın 115/2. maddesindeki kurala göre 'Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder'. Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
Eldeki dava, 31.12.2014 tarihinde, 6552 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra açılmıştır.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesine 3. fıkra olarak eklenen düzenleme gereği, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatın olması ve Kurumca müracaata konu istemin zımnen ya da açıkça reddedilmesi gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, eldeki davada, davacılar tarafından 5521 sayılı Kanun'un 7/3 maddesine uygun bir şekilde, davaya konu istem hakkında, Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görülmekle, Mahkemece,
davacı tarafa 6100 sayılı HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca, 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesine üçüncü fıkra olarak eklenenen düzenleme doğrultusunda, davaya konu istemi hakkında Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurumun ret iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süre ihtaratlı önel verilmeli, bu süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmeli,
Kuruma müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması halinde ise davanın esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, yargılama aşamasında giderilmesi olanaklı başvuru şartı eksikliği yönünden değinilen 115. maddede öngörülen yöntem izlenmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 04.07.2019 tarihli ve 2018/405 Esas, 2019/309 Karar sayılı kararı ile Yargıtay bozma İlamı, bilirkişi raporu ve dosyadaki bilgi, belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde bozma ilamı doğrultusunda davacının 19.03.2019 tarihinde Kuruma başvuru yaptığı, Kurum tarafından talebin 24.05.2009 tarihinde reddedildiği,
davacıların ortağı oldukları şirketlerin 2005-2006 yıllarında tasfiyeye girdikleri, faaliyetlerinin sona erdiği buna göre davacıların yaşlılık aylığından SGDP kesintisi yapılamayacağı ancak davalı Kurumun davacılardan 01.01.2011 tarihinde SGDP kesintisi yapmaya başladığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ...'nin yaşlılık aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisi işleminin iptaline, davacıdan yapılan 6.903,8 TL SGDP kesintisinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacı ...'ye verilmesine,
davacı ...'nin yaşlılık aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisi işleminin iptaline, davacıdan yapılan 5.633,51 TL SGDP kesintisinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacı ...'ye verilmesine karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 04.07.2019 tarihli ve 2018/405 Esas, 2019/309 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 18.05.2021 tarihli ve 2019/5861 Esas, 2021/6428 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...01.01.2004 ve 01.12.2004 tarihinden itibaren kendilerine 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre yaşlılık aylığı bağlanan davacıların, faaliyetlerine devam etmeleri gerekçe gösterilerek davalı Kurumca gönderilen cevabi yazı içeriğine göre 01.02.2004 ve 01.12.2004 tarihinden itibaren sosyal güvenlik destek prim borcuna istinaden yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi borcu tahakkuk ettirilerek kesinti yapılmaya başlanılmış olup, Kuruma karşı sosyal güvenlik destek primi borcu olmadığının tespiti ile yapılan kesinti işleminin iptali ve iadesi istemine ilişkin olarak açılan iş bu davada, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de verilen karar, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanun'a 4447 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile eklenen ve 08.09.1999 tarihi itibarîyle yürürlüğe giren 'Sosyal Güvenlik Destek Primi' başlığını taşıyan ek 20. madde hükmü ile, 'bu kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlananlardan 24. maddenin I numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların sosyal yardım zammı dâhil tahakkuk eden aylıklarından; aylığın bağlandığı,
yasadan önce yaşlılık aylığı bağlananlardan yasanın yürürlüğe girdiği tarihi takip eden veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren çalışmalarının sona erdiği ay dâhil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.' düzenlemesi getirilmiş; pasif sigortalıların yaşlılık aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi, 1479 sayılı Kanun'un 24/I. maddesi kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmanın varlığı koşuluna bağlanmıştır.
Anılan maddenin 1. fıkrasında 24.07.2003 kabul tarihli ve 4956 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle; 'bu Kanun'a göre yaşlılık aylığı bağlananlardan sadece ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyeti devam edenlerin sosyal güvenlik destek priminden sorumlu olacakları' öngörülmüş ve anılan Kanun'un 57. maddesine göre bu değişikliğin yürürlük tarihi 02.08.2003 olarak belirlenmiş;
daha sonra 22.01.2004 kabul tarihli, 5073 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle de, anılan 1. fıkranın 4956 sayılı Kanun’dan önce yürürlükte bulunan hükmüne benzer bir düzenleme getirilerek 'bu Yasa'ya göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24. maddenin I numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dâhil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren sosyal güvenlik destek primi kesileceği' öngörülmüş olup, anılan değişikliğin yürürlük tarihi ise 28.01.2004 tarihidir.
Kural olarak kanunlar yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanmakta olup; Sosyal Güvenlik Hukuku’na ilişkin düzenlemelerin kamusal niteliği itibarîyle, özellikle sigortalı ya da hak sahiplerinin sosyal sigorta yardımlarından yararlanma koşullarının ya da bu yardımların kapsamına ilişkin olarak sigortalı lehine yapılan yasal düzenleme ya da değişiklik hükümlerinin geçmişe yönelik biçimde uygulanması gereği kabul edilmişse de; anılan yasal düzenlemelerle yapılan değişikliklerin, Kurumun sosyal güvenlik destek primi alacağına ilişkin bulunması nedeniyle, anılan maddelerin yürürlüğe girdiği tarihler sonrasında hak edilmiş ya da hak edilecek yaşlılık aylıkları yönünden uygulanması gereği açıktır.
Diğer taraftan, 18.05.2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan, 2018 yılı Mart ayı ve önceki aylara ilişkin sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacakları, kapsama alınmıştır.
İlgili Kanun'un 10. maddesinin 4. ve 5. fıkrası '(4) 5510 sayılı Kanun kapsamından çıkarılan işyerlerine ilişkin olup işyerine ait borcun tamamının ödeme süresi 31.12.2015 veya önceki bir tarihe ilişkin olduğu hâlde ödenmemiş sigorta primi, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ve idari para cezası asılları toplamı 100,00 Türk Lirasını aşmayan alacaklar ile tutarına bakılmaksızın bu alacaklara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’ilerinin ve aslı ödenmiş olan fer’i alacaklardan tutarı 200 Türk Lirasını aşmayanların tahsilinden vazgeçilir.
(5) 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalışması nedeniyle ilgili mevzuatına göre sosyal güvenlik destek primi ödemesi gereken sigortalıların bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan sosyal güvenlik destek primi borçları ve bu borca bağlı gecikme cezası, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar terkin edilir.' Hükmü mevcut olup, davaya konu uyumazlığın çözümünde bu Kanun hükümlerinin de dikkate alınması zorunlu ... gelmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, Mahkemece, davacıların ortak olduğu tüm şirketlerin vergi kayıtlarının her bir davacı bakımından ayrı ayrı sonlandırıldığı tarih belirlenmeli, davacıların faaliyetlerinin veya bu şirketlerin faaliyetlerinin devam edip etmediği hususu açıklığa kavuşturulmalı, davacılardan, ...’nın aylıklarından çifte sosyal güvenlik destek priminin kesildiği iddiasının irdelenmesi için aylık bağlandıktan sonra Kurumda hizmet akdine dayalı olarak çalışmalarının varlığı araştırılmalı ve davacının faaliyeti/çalışmasının varlığı halinde bir kez sosyal güvenlik destek primi ödeme yükümlülüğü olduğu dikkate alınmalı,
tahsil edilmeyenler bakımından ise yargılama aşamasında yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun kapsamında dava konusu olan primler nedeniyle ... borcun iptal edilip edilmediği, davalı Kurumdan sorulup sonucuna göre davanın konusuz kalıp kalmadığı değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de davacılar vekilinin bozmadan önceki talebinde daha fazlasına hükmedilmesi ve HMK’nın 26. maddesinde yer alan taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... için açılan davanın kısmen kabulü ile ...'den 01.02.2007 tarihinden itibaren kesilen SGDP'nin yersiz kesildiği tespiti ile taleple bağlılık kapsamında 5.633,51 TL yersiz tahsilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile Kurumdan alınarak davacı ...'e verilmesine, ... için açılan davanın kısmen kabulü ile ...'den 01.05.2010 - 06.06.2010 arası 36 günlük 65,61 TL kesinti dışında, 01.02.2007 tarihinden itibaren kesilen SGDP'nin yersiz kesildiği tespiti ile taleple bağlılık kapsamında 6.903,80 TL yersiz tahsilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile Kurumdan alınarak davacı ...'ya verilmesine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuru şartının sonradan tamamlanamayacağı, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; faiz tarihinin hatalı olduğu, hükmün infazında tereddüte neden olduğu, vekalet ücretinin eksik olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yaşlılık aylıklarından sosyal güvenlik destek prim kesintisi yapılması yönündeki Kurum işleminin iptali ile yapılan kesintilerin iadesine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10734, K. 2024/13670, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama