KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11308 E., 2025/900 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2756 E., 2024/990 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/600 E., 2022/312 K.
Karar Metni
855 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 1986 tarihinden itibaren işçi statüsünde çalıştığını, 2007 yılında emekli olarak yaşlılık aylığı almaya başladığını, çalışma dönemi boyunca aldığı maaşların tam olarak SGK'ya bildirilmiş olmasına rağmen fazla mesai ücretlerinin SGK'ya bildirge ve bordro edilmediğini, bir kısım hak sahiplerinin başvurusu sonucunda bir kısım dönem için düzenleme yapıldığını, fakat evvelki tahakkuklar için işlem yapılmadığını, davalı Kurumun bu tespiti ile davalı ... çalışanlarının davacı da dahil olmak üzere doğru ücretlendirme üzerinden SGK bildirimlerinin yapılmadığının sabit olduğunu,
bunun davacı ve diğer çalışanlar açısında emekli maaşında hak kaybına sebep olduğunu ileri sürerek, bu hususun giderilmesi için sigorta primine esas kazancının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bahsi geçen SGK denetiminde belirtilen hususların da hukuka aykırı olduğunu, ayni yardım niteliğinde bulunan kasa tazminatları, yemek, giyecek ve diğer ayni sosyal yardımların prime esas kazançlar içinde değerlendirilmemesi gerektiğini, belediye aleyhine fark prim ve İPC tahakkuk ettirildiğini, Yargıtay kararı gereği, HMK/288. maddesinde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranması gerektiğini, ücret bordrolarında çalışanın imzasının bulunup,
fazlaca çalıştığına dair ihtirazi kaydın bulunmadığı durumda daha fazla çalışma yapıldığına dair iddiada bulunulamayacağını, ihtirazi kaydın varlığı durumunda bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatının her türlü delille söz konusu olduğunu, belediye bünyesinde eğer ki fazla çalışma yapıldıysa da bunun bordroda TİS ücretleri ile birlikte verildiğini, davacının fazla mesai ücretlerinin hangi döneme ait olduğunu belirtmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ...
Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı işveren nezdindeki çalışmalarına ilişkin gerçek ücreti üzerinden sigorta primlerinin yatırıldığını, bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak ilgili birim ile yazışma yaptıklarını esas hakkındaki savunmalarını, anılan İl Müdürlüğünce taraflarına cevap verilmesi halinde Mahkeme dosyasına sunulacağını, HMK'nın 200. maddesinde yazılı sınırları aşan ücret alma iddiasının yazılı belgeyle ispatlanması gerektiğini, davacının anılan maddede yazılı sınırları aşan ücret alma iddiasını tanık beyanlarıyla ispatına muvafakat vermediklerini,
dava konusu uyuşmazlığa Kurum sebebiyet vermediğinden, aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yapılan yargılama, toplanan deliller, Kurum kayıtları, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre dosya kapsamında alınan tanık ifadelerinin ücrete yönelik tespit yapmayı mümkün kılacak nitelikte olmadığı, davacının iddiasının senetle ispat sınırı içinde kaldığı, fazla mesaiye yönelik ücretin ispatına yönelik yazılı delil de bulunmadığı anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, davasının ispatı için davalı kamu kurumu Belediyenin kayıtlarına dayandığını, davalı Kurumun ise tüm müzekkerelere rağmen, bu belgelerin zayii olduğunu belirtmekte ise de zayi belgesi vs. sunamadığını, bu durum, birçok Yüksek Yargı kararlarında;
“tarafın belgeyi ibraz etmemesi diğer taraf aleyhine yorumlanamaz.” şeklinda açıkça kabul görüp, esas alınır iken bu seri dosyalarda hiçbir şekilde değerlendirmeye esas alınmadığını, aynı nitelikteki seri 40 dosyanın farklı mahkemelerde karara çıktığını ve 33 ila 34 Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinde incelemede olduğunu, farklı kararların çıkmaması için İlk Derece Mahkemesi kararlarının aynı Bölge Adliye Mahkemesi dairesinde görülmesi taleplerini yenilediklerini, davalı Belediyenin kayıtları ibrazdan kaçındığını,
yazılı delil ve yazılı delil başlangıçlarının dikkate alınmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigorta primine esas ücretlerin tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 77. maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11308, K. 2025/900, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama