KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11417 E., 2025/1354 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/456 E., 2024/1030 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 37. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/450 E., 2021/275 K.
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar, davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ... ...'in 20.11.2013 ile 21.11.2014 tarihleri arasında davalı şirkette işletme müdürü olarak çalıştığının ve aldığı ücret ile sigorta primine esas miktarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili özetle, davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı işveren vekili özetle, davacılar murisinin davalı şirket nezdindeki çalışma süresinin de ücretinin de SGK kayıtlarıyla sabit olduğunu, murisin vasıfsız bir çalışan olduğunu ve işletme müdürü olarak çalışmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Davanın kabulü ile davacılar murisi ... 'in; 20.11.2013-31.12.2013 tarihleri arasında aylık brüt 6.639,90TL, 01.01.2014-30.06.2014 tarihleri arasında aylık brüt 6.961,50TL, 01.07.2014-22.11.2014 tarihleri arasında aylık brüt 7.371,00TL prime esas ücretle davalı işyeri nezdinde çalıştığının tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
"Dinlenilen tanıklardan bir tanesi delil olarak sunulan e-maili gönderen kişi diğeri ise bankaya şirket adına para yatıran kişi durumundadır. Dosyada mevcut banka kayıtları ve e-mail dökümleri göz önünde bulundurularak ve tanık beyanlarına itibar edilerek müteveffanın çalıştığı tüm dönem boyunca 4.000 dolar ücretle çalışma olanağının bulunduğu,
4000 dolar ücretin de her halükarda tüm çalışma döneminde o dönemin tavan ücretinin üzerinde olduğu dikkate alınarak prime esas ücretlerin tespitinde tavan ücretler esas alınarak davacılar murisinin sigortalı olduğu dönem içerisindeki prime esas kazançlarının belirlenmesi yönünde karar verildiği ve bu yönde karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı herhangi bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili, dava dilekçelerinin sonuç kısmında "... ...'in aldığı ücretin ve sigorta primine esas miktarının tespitini" istediklerini ancak İlk Derece Mahkemesince müteveffanın yalnızca prime esas ücretlerinin tespit edildiğini, oysa ileride açılacak olan destekten yoksun kalma ve maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin eda davalarında hüküm kurulurken müteveffanın gerçek ücretinin önem arz edeceğini ancak gerçek ücretin tespiti talepleri hakkında hüküm kurulmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında bu iddianın yazılı deliller ile ispatı gerektiğini, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı şirket vekili, müteveffanın aylık ücreti SGK kayıtları, davalı şirketin iş yeri kayıtları, imzası inkar edilmeyen kayıt ve belgeler ile açıkça ortada iken sırf tanık ifadeleri ve müteveffanın eşine gönderdiği iddia edilen havaleler doğrultusunda prime esas kazanç tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar, davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11417, K. 2025/1354, 3 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama