KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11931 E., 2025/10639 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/239 E., 2024/43 K.
Karar Metni
1.376 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya 0...2 sigorta sicil numarasıyla, sigortalılık başlangıç tarihi 1974 kabul edilerek, 1997 yılında davalı Kurumdan yaşlılık aylığı bağlandığını, 23.05.2008 tarihinde davalı Kurum tarafından müvekkiline gönderilen yazıyla, müvekkilinin ilk kez nerede ve hangi tarihte çalıştığının sorulduğunu, müvekkilinin bunu rutin uygulama zannederek, 12.06.2008 tarihinde yazıya cevap verdiğini, ancak bundan yaklaşık 9 ay sonra müvekkili 18.02.2009 tarihinde tedavi amacıyla hasteneye gittiğinde kendisine sigortalılığının durdurulduğunun söylendiğini, bunun üzerine müvekkilinin derhal davalı Kuruma başvurarak,
mağduriyetinin giderilmesi istemli dilekçe verdiğini, Kurumdan müvekkiline kesin bir bilgi verilmeden yanlışlık olduğu ve kendisine verilen emeklilik formunu doldurmasının söylendiğini, bundan sonra 20.05.2009 tarihinde ise müvekkiline aylık/gelir değişiklik formunun gönderildiğini, Kurumun verilen 18.06.2009 tarihli yazısı ile ... isimli başka bir sigortalının emekli olmak için yaptığı müracaat üzerine,
müvekkilinin sigortalılık başlangıç tarihinin rastladığı 1974 yılındaki 10 günlük hizmet süresinin sigortalılık süresinden çıkartılarak ... isimli diğer sigortalının sigortalılık süresine eklendiğinin bildirildiğini, Kurumdan verilen bu cevap üzerine maaş durumunu sorgulayan müvekkilinin Kurumdan aldığı aylık miktarının 27.02.2009 tarihinde 780,10-TL iken, 16.06.2009 tarihinde 616,90-TL'ye düşürüldüğünü, bunun üzerinden de 1/4 oranında kesinti yapıldığını gördüğünü, müvekkili hakkında tesis edilen söz konusu Kurum işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu,
müvekkilini çalıştıran kişinin ve müvekkiliyle usta olarak çalışan kişilerin halen hayatta olduklarını, bunların müvekkilinin çalışmasına tanıklık edebileceklerini, müvekkiline verilen sigorta sicil numarasının dahi çalışma iddiasının ispatı için yeterli olduğunu, zira davalı Kurumdan müvekkiline verilen ve müvekkilinin 1974 yılından bu yana kullandığı sigorta sicil numarasının 1974 yılı serilerinden olduğunu, müvekkili ile diğer ...'ın kimlik bilgilerinin benzerliği sebebiyle bu kişinin avukatının Kuruma müracaatında yanılgıya düştüğünü,
baba adı ve doğum tarihi aynı olan ... adına 1974 yılında geçen hizmet sürelerini görünce bu süreleri müvekkilinin dosyasına işlettiğini, Kurumun 1997 yılından beri süregelen durumu değiştirirken detaylı araştırma yapması gerektiğini belirterek müvekkilinin 20.04.1974 - 30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük hizmet sürelerinin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile bu sürelerin müvekkilinin hizmet süresi olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 1974 yılındaki 10 günlük hizmet süresinin ... isimli, 1...2 T.C. kimlik numaralı ve .... sigorta sicil numaralı başka bir sigortalıya ait olduğunu, bu nedenle davacının askerlik borçlanmasının esas alınmasıyla sigortalılık başlangıç tarihinin 20.10.1973 olarak değiştiğini, davacının aylık tahsis talep tarihinde 25 tam yılı doldurmadığını, bu nedenle yeni bağlanan maaş ile daha önce bağlanan maaş arasındaki farkın davacının maaşından kesildiğini, buna göre Kurumca yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. 2. Dahili davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.05.2014 tarihli kararı ile açılan dava dışı (.) ss. ..... iş yerinden verilip 08.06.1974 tarihinde kayda alınan işe giriş bildirgesinin ve buna dayalı dönem bordrolarında Kuruma bildirilen 20.04.1974 - 31.04.1974 arasındaki 10 günlük hizmetin davacıya ait olmaması nedeniyle, Kurumun buna dayalı hizmet iptali ve yeniden aylık bağlama ile davacıdan yersiz ödemelerin tahsili işlemlerinin yerinde olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
Mahkemenin 16.05.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece "İnceleme konusu davada, ... sicil no.lu iş yerince düzenlenmiş 20.04.1974 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesindeki ... adına atılı imzanın davacının eli ürünü olmayıp dahili davalının eli ürünü olduğunu belirten Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 19.09.2013 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, Mahkemenin,
20.04.1974-30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük çalışmanın davacıya aidiyeti yönündeki talebinin reddine ilişkin kararı isabetli ise de yaşlılık aylığından kesinti yapılmasına ilişkin Kurum işleminin iptali yönünden verilen ret kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Dosyada mevcut bulunan ... sicil no.lu iş yerince düzenlenmiş 19 74... . dönemine ait üç aylık sigorta primleri bordrosunda, ... adına yapılan ve aidiyet istemine konu olan 20.04.1974-30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük sicilsiz bildirimin haricinde, yine ... adına yapılmış 03.06.1974-30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmaya ilişkin olan sicilsiz bir bildirimin daha bulunduğu anlaşılmakla, bahse konu 03.06.1974-30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmanın davacıya aidiyeti hususu incelenip açıklığa kavuşturularak,
davacıya ait olması durumunda yapılacak hesaplama sonucuna göre davalı Kurum işleminin tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." geekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyulmayarak Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin 27.05.2015 tarihli kararı ile önceki kararda direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir.
C. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı
Mahkemenin 27.05.2015 tarihli direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2019 tarihli kararı ile "...davacı vekili dava dilekçesinde, Kurum tarafından iptal edilen 10 günlük çalışmanın müvekkiline ait olduğunun tespiti ile Kurum işleminin iptalini ve müvekkilinin emekli aylığından yapılan kesintilerin durdurulmasını talep etmiştir.
Her ne kadar yerel mahkemece dava konusunun iptal işlemine konu olan 10 günlük çalışma olduğuna, 25 gün sicilsiz şekilde bildirilen çalışmanın dava konusu olmadığına dair direnme kararı verilmiş ise de, dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere aslında davacı yaşlılık aylığı üzerinde yapılan kesintinin de durdurulmasını talep etmektedir.
Bu durumda dava konusu aynı zamanda yaşlılık aylığına ilişkin olup, yaşlılık aylığının bağlanması yönünden primi ödenmiş her türlü hizmetin Kurum tarafından dikkate alınması gerekmektedir. 03.06.1974-30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmanın davacıya ait olup olmadığı hususunda yapılacak araştırma ve varılacak sonuca göre davacının yaşlılık aylığı üzerinde yapılan kesintinin iptal edilme durumu mevcuttur.
Yerel Mahkemece davacının yaşlılık aylığı yönünden talebinin de ihtilaf konusu olduğu değerlendirilmeden direnme kararı verilmesi doğru değildir." gerekçeleriyle mahkemenin direnme kararı Özel Daire bozma kararına ilave gerekçe ve nedenlerle bozulmuştur.
D. Mahkemece Verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul karar sonrası kararı Mahkemenin 15.06.2021 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
E. 3. Bozma Kararı
Mahkemenin 15.06.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece; Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararının 03.06.1974-30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmanın davacıya ait olup olmadığı hususunda araştırma yapmak üzere bozulmasına rağmen, Mahkemece 25 günlük sürenin davacıya aidiyeti konusunda hiçbir irdeleme yapılmaksızın karar verilmiş olması hatalı bulunarak söz konusu karar bozulmuştur.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 4. Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile
1-Davacının 12.09.1997 günlü tahsis başvurusu üzerine 15.09.1997 tarihinden başlamak üzere bağlanan yaşlılık aylığının, ... sicil numaralı iş yerinden bildirilen 20.04.1974-30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük çalışmasının kendisine ait olmadığından bahisle iptali üzerine sigortalılık süresi koşulunu sağlayamadığı gerekçesiyle aylığının iptali ile davacıya sigortalılık süresini durduğu 20.10.1998 tarihini takip eden aybaşından itibaren yeniden aylık bağlanarak 15.09.1997-18.03.2009 tarihleri arası dönemde ödenen aylıkları ile 15.11.1998-17.06.2009 tarihleri arası dönemde ödenmesi gereken aylıklarının karşılaştırılması sonucunda yersiz ödendiği tespit edilen aylıklar için tahakkuk ettirilen borca karşılık olarak davacının aylıklarından yapılan toplam 10.625,43-TL kesintinin iptaline,
2-Davacının 20.04.1974-30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük sigortalılık hizmetinin kendisine ait olduğunun tespiti ve bu hizmetlerin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 20.04.1974-30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük hizmetin davacılar murisine ait olduğunun dosya kapsamına göre kanıtlandığını, öte yandan Mahkemece 03.06.1974-30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmanın davacıya ait olduğunun tespit edilmesine rağmen bu yönde hüküm kurulmadığını, davacılar murisinin aylıklarından kesilen 10.625,43-TL yönünden kesilme tarihlerinden itibaren faiz işletilmediğini, re'sen araştırma yapılması gerektiğini beyan etmektedir.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum aleyhine kısmen kabulüne dair verilen kararın hatalı olduğunu, hizmet sürelerinin varlığına ilişkin yeterince araştırma yapılmadığını, varsayıma dayalı olarak hüküm kurulduğunu, salt tanık beyanlarına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, aidiyetin tespiti ile yaşlılık aylığından kesinti yapılmasına ilişkin Kurum işleminin iptali istemlerine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı ... mirasçıları vekili ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerine yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11931, K. 2025/10639, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama