KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/13609 E., 2025/2495 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1440 E., 2024/1355 K.
- İlk derece mahkemesi
- Iğdır 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/34 E., 2021/718 K.
Karar Metni
962 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...'nda 15.04.1999 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin çalışmasının 15.04.1999 tarihinden bu güne halen aynı iş yerinde devam ettiğini, davalı işveren tarafından 2019 yılından geriye doğru 2001 yılı dahil olmak üzere tüm yılların SGK girişleri yapıldığını, ancak davalı işveren tarafından müvekkilin 1999 ve 2000 yılındaki çalışmaları SGK'ya bildirilmediğini, oysa müvekkilinin 1999 ve 2000 yıllarında asgari ücret karşılığında davalı Kurumda 2 yıl çalışmasının bulunduğunu, bu nedenlerle müvekkilin 15.04.1999 tarihinden itibaren 1999 ve 2000 yıllarında davalı Kurumda asgari ücret karşılığında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 17.11.2020 havale tarihli açıklayıcı beyan dilekçesinde özetle; müvekkilinin 15.04.1999 - 15.10.1999 ve 15.04.2000 - 15.10.2000 tarihleri arasında her yıl 6 ay olacak şekilde mevsimlik çalıştığını, 2007 yılına kadar bu şekilde devam ettiğini, 2001 - 2007 yılı arasında yatan primlerinin buna emsal olduğunu belirterek müvekkilinin Kuruma bildirilmeyen 15.04.1999 - 15.10.1999 ve 15.04.2000 - 15.10.2000 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde açıklanan olaylar haksız ve gerçek dışı olduğunu, öncelikle usulü itirazlarının değerlendirilerek, hak düşürücü sürelerin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine, davacının hizmet akdi ile çalıştığı dönem boyunca, SGK prim ödemeleri usul ve yasaya uygun olarak yapılmış olduğunu, davacının 16.07.2021 tarihinde işe girdiğini, daha öncesinde çalışmasının bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama iderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile savunmuştur. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın kısmen kabulü ile Davacının, davalı ... Birliğine ait ... sicil numaralı işyerinde 01.07.1999 - 15.10.1999 (bu tarihler dahil) tarihleri arasında aralıksız asgari ücretle ve 01.05.2000 - 15.10.2000 (bu tarihler dahil) tarihleri arasında aralıksız asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde. Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir.
Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez.
Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
3.Eldeki davada, davacının talebinin davalı nezdinde 15.04.1999 - 15.10.1999 ve 15.04.2000 - 15.10.2000 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine ilişkin olduğu, davacının çalışmaları mevsimlik nitelikte olmakla birlikte 05.09.2006 - 01.06.2007 tarihleri arasında 1000292 sicil numaralı dava dışı ... Gıda San. Tic. A.Ş. iş yerinden sigorta bildirimleri bulunduğu, davanın 25.01.2019 tarihinde açıldığı, mevsimlik çalışmaya 05.09.2006 - 01.06.2007 tarihleri arasında ara verildiği, bu haliyle davanın hak düşürücü süreye uğradığı anlaşılmakla Mahkeme tarafından hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/13609, K. 2025/2495, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama