KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15771 E., 2025/2426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/104 E., 2024/342 K.
Karar Metni
1.197 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı ... ve ..... ünvanlı işyerinin “... Mh. ... Cd. 4. Sk. No: 26/A .../İstanbul adresinde 01.04.1981 tarihinde işe başladığını, müvekkilinin davalı işyerinde 01.05.1982 tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğünü, akabinde işten ayrıldığını belirterek 01.04.1981 tarihinin sigortalı başlangıç tarihi olarak tespit edilmesinin talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesi ile davacının dahi dava dilekçesinde kendisinin yanında çalıştığından bahsetmeden "... ve ....." unvanlı işyerinde çalıştığından bahsettiğini, açılan davanın şahsı ile bir ilgisinin olmadığını, buna rağmen dava dilekçesinin niçin tarafına gönderildiğini anlamadığını, davacı tarafın 01.04.1981 tarihinde çalıştığını ve 01.05.1982 tarihinde işten ayrıldığını ileri sürdüğünü, dava dilekçesinden davanın 09.09.2016 tarihinde açıldığının anlaşıldığını ve dava dilekçesinin ise kendisine 06.06.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, aradan yaklaşık 35 yıl zaman geçtiğini davacının iddiasının zamanaşımına uğradığını,
davacı tarafın 1981-1982 yıllarına ait çalışma döneminden bahsettiğini, kendisinin işçi çalıştırdığı tüm zamanlar çalışanlarının ücretlerini ve sigorta primlerini tam ödediğini, 80'li, 90'lı yıllarda çalışanların sigortalarının da muhasebe işlerini takip eden kişiye verdiğini, bu kişinin hem sigorta bildirgelerini yaptığını, işten giriş ve çıkış kayıtlarını tuttuğunu, kendisine bildirdiği primleri de ödediğini, onun da sigorta ve vergi ödemelerini yaptığını, makbuzlarını da muhasebe dosyasında tuttuğunu, davacının iddia ettiği tarihten itibaren 35 yıldan fazla bir süre geçtiği için o tarihlere dair hiçbir belge bulamadığını,
pek çok kişinin de vefat ettiğini, böyle birini kendisinin de hatırlamadığını, bu nedenle davacının iddialarını şahsı ve firması açısından kabul etmemekle davasının reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2021 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının 01.04.1981 tarihinde bir gün süre ile ... ve Ortakları unvanlı iş yerinde çalıştığının ve 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi gereği sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 01.05.1983 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 17.04.2024 tarihli kararı ile davacının dava şartı olan Kuruma başvuru şartını yerine getirmediğinden Kuruma başvuru yapması için davacıya kesin süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. Usul ve Kanun'a uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş bozma ilamı doğrultusunda davacı vekilince dava konusu talebi yönünden 11.06.2024 tarihinde Kuruma başvuruda bulunulduğu ... SGM'nin 13.06.2024 tarihli cevabi yazısında yetkili İş Mahkemelerine başvurulması gerektiğinin bildirildiği kuruma başvuru şartının yerine getirildiği görülmüştür....
Bildirgede yer alan sigortalıya ait imza ve fotoğrafın davacıya ait olduğu, Kurum kayıtlarına intikal ettirilmiş ve sahteliği ileri sürülmeyen işe giriş bildirgesinin işyerinde en az 1 gün süreyle çalışmaya karine teşkil ettiği, komşu iş yeri tanığı .... ve... beyanlarında davalı iş yerinin ve oturdukları binanın sokağında olduğunu, davacının davalı iş yerinde lokum paketleme işi yaptığını, tanık .... davalı ...'nin bacanağı olduğunu, davacının yeğeni olduğunu, 1 yıl kadar davacının davalı iş yerinde çalıştığını, ilk önce ....'liler olarak ..., ....,....'in birlikte ortak olarak çalıştıkları, sonra ortaklıktan ayrılarak ....'in ...
Şekerleme olarak devam ettiğini beyan ettikleri,Tanık ....'in getirtilen vergi kayıtlarında adresinin 1981 yılı itibariyle ....
Sokak No: 5 olduğu, tanıkların oturdukları binanın tapu kaydının incelenmesinin mevki olarak .... çiftliği olduğu, dinlenen kayıtlı tanıkların beyanları ile davacının çalışmalarının ispatlandığı değerlendirilmekle... " gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının, 01.04.1981 tarihinde bir gün süre ile ... ve ortakları unvanlı iş yerinde çalıştığının ve 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi gereği sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 01.05.1983 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1. Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 60. maddenin (G) bendi, 9., 79., 108. hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
2. Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada,mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına davalı ... ve Ortakları ünvanlı işverenin .... sicil. no.lu işyerinden 01.04.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, iş yeri lokum imalatı mahiyetinde olup 01.04.1981-30.11.1984 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, işyerinden 1981/1 ve 2. dönemden bordro verilmediği, 1981/3. dönem bordrosunun ve 1983/ 3. dönem ile 1984/1 ve 2. dönem bordrolarının gönderildiği, belediye ve SGK vasıtasıyla yapılan komşu işyeri araştırmasında komşu işyeri tespit edilemediği, başkaca komşu işyeri araştırması yapılmadığı,
1981/3. dönemden bildirilen tek sigortalının olduğu ve onun da vefat etmiş olduğu, öte yandan 2 davacı tanığının dinlendiği, davacının sigorta sicil no.sunun 1981 yılı serisinden olduğu, mahkemece anılan tanık beyanları ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre, Mahkemece, işyerinden verilmiş dava konusu dönem bordrosu olmadığından, iş yerine dava konusu dönemde komşu işyeri ve kayda geçmiş çalışanları, emniyet, ve vergi dairesi aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak,sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, komşu işyeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde bozma öncesinde dinlenen davacı tanık beyanları da değerlendirilmek suretiyle,tanıkların komşu olup olamadıkları hususunda mesafe ölçüm vs yapılarak belirlenmeli,
komşu olmadıkları sonucuna ulaşılması halinde tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15771, K. 2025/2426, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama