KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/5043 E., 2025/9001 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/300 E., 2024/132 K.
Karar Metni
3.139 kelime·16 dk okuma·10 bölüm
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı ... Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 06.05.2013 tarihinde ... İnşaat Müh. Tic. Ltd. Şti.'de çalışırken, aynı işle ilgili başka bir taşeron şirket olan ...
Hafriyat Şirketi'nin çalışmakta olan iş makinasının üzerine 3-4 ton büyüklüğündeki beton bloğunu düşürmesi nedeniyle yaralandığını, SGK tarafından yapılan iş kazası tahkikatı sonunda malul olduğunun belirlendiğini, kazaya ilişkin ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda her iki davalı şirketin sorumlularının kusurlu çıktığını, her iki şirketin üst işvereninin diğer davalı olan ...
Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. olduğunu, iş yerinde bu üç işverence iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili olarak yasal mevzuat çerçevesinde alınması gereken tedbirlerin hiçbirinin alınmadığını, gerekli eğitimlerin çalışanlara verilmediğinin ceza dosyasında tespit edildiğini, kaza sonrası davalı şirketlerin yetkilileri tarafından hiçbir suretle müvekkilinin zararının giderilmediğini beyanla talep artırım dilekçesi de dikkate alındığında 319.954,42 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminat alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...
Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın 06.05.2013 tarihinde gerçekleştiğini, davacının bu tarihte zararını ve tazminat yükümlüsünü öğrendiğini, davanın 03..02.2016 tarihinde açıldığını, BK'nın 72. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımının dolduğunu, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, işbu davanın müvekkili şirkete yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu zira müvekkili şirketin iddia edildiği gibi asıl işveren konumunda olmadığını, diğer davalı şirketlerle arasında alt işveren - asıl işveren ilişkisinin bulunmadığını,
müvekkili şirketin sadece arsa sahibi olduğunu ve bu arsada inşaatın yapılması için diğer davalı şirketlerle eser sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirketin inşaat şirketi değil, gayrimenkul geliştirme şirketi olduğunu, inşaat faaliyetinin tamamen yüklenici firmalara yaptırıldığını, yüklenici firmaların işlerinin uzmanı olup işin nasıl yapılacağı konusunda teknik yönden talimat almadıklarını, sözleşme eki teknik şartname ve denetleme hususundaki hükümlerin sadece iş sahibi müvekkilininin istediği sonucun (eserin) nasıl olması gerektiği hususunda olduğunu, davacı işçinin iş akdinin davalı ...
İnş. Müh. Tic. A.Ş. ile yapıldığını ve ... Şirketinin işçisi olduğunu, kazaya ilişkin yapılan ceza yargılamasında da yüklenici davalıların işveren vekillerinin sorumluluğuna gidildiğini, müvekkili şirket hakkında ceza davasında herhangi bir sorumluluk ya da kusur izafe edilmediğini, dava konusu kazada müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının ... İnş. Müh. Tic.
A.Ş.'nin ve bu şirketin şantiye şefinin emir ve talimatı altında çalışan işçisi olduğunu, bu nedenle söz konusu şantiyede işçi ve iş güvenliği mevzuatına göre alınması gereken tüm tedbirlerin alması, bünyelerinde çalıştırdıkları işçilere iş güvenliği eğitimi verilmesi, işçilerin iş güvenliği kural ve kaidelerine uygun bir şekilde çalışmalarının sağlanması, denetlenmesi ve kontrolü, işçilere koruyucu donanımlarını sağlama gibi İş Kanunu ve iş güvenliği mevzuatı gereği yapılması alınması gereken tüm tedbirlerin alınmasının diğer davalılar ...
İnş. Müh. Tic. A.Ş. ve davalı ... Hafriyat İnş. Tur. Hrd. Md. Oto. İhr. San.ve Tic. Ltd.
Şti.'nin yükümlülüğünde olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının ağır ve asli kusurlu olduğunu, kaza sonrası Karşıyaka 4. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/955 E. sayılı dosyasında ceza davası açılmış ise de gerek soruşturma aşamasında gerekse yargılama sırasında iş güvenliği uzmanlarından alınan bilirkişi raporlarında kazaya uğrayan davacı işçinin kazanın oluşumunda asli kusurlu bulunduğunun tespit edildiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere kazanın oluşumunda davacının asli kusurlu bulunması ve aylık kazancı dikkate alındığında talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davacının malul olup olmadığı,
malul ise maluliyet oranı belli olmadığı gibi, SGK tarafından bir maluliyet geliri bağlanmış ise bunun Mahkemece SGK'ya sordurularak ilk peşin değerinin rücu edilebilecek kısmının da tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinin de yersiz ve haksız olduğunu, haksız ve iş akdine aykırı olarak iş saatleri içinde işini yapmaktan imtina ederek gizlice dinlenmeye çekilmesi,
kuytu bir yere giderek yatması nedeniyle işbu kazaya uğradığından müvekkili şirketten ve işverenlerinden kaza nedeniyle uğradığı elem ve acı nedeniyle tazminat talep edebilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... İnşaat Müh. Tic.
A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yardımcı vasıfsız eleman olarak çalışan bir işçi olduğunu, olay esnasında inşaat sahasında ankraj imalatı yapıldığını, işçinin ankraj imalatında kullanılan makinenın yanında, tut - kaldır işleri için yardımcı eleman olarak teknik niteliği bulunmayan işleri yapmak üzere görevlendirildiğini, olayın davacı işçinin bizzat kusurlu davranışı ile oluştuğunu, davacı işçinin, çalışma devam ederken görev yerini terk ederek işten kaytarma adına talimatlara aykırı bir şekilde,
gözden ırak olan bir yer olarak şantiye içerisinde fakat kendi çalışma alanı dışında devrilmiş halde olan ve şantiyede hafriyat işini yapan ... Şirketi'ne ait iş makinasının çalışma alanındaki bir beton bloğun altına, bu durumdan kimseye de haber vermeksizin uzandığını ve kazanın bu nedenle meydana geldiğini, yine davacı işçinin, işverenin talimatlarına aykırı şekilde güvenlik kıyafetlerini çıkarmış olduğunu, şantiyede hafriyat işini yapan ...
Şti. operatörünün hafriyat çalışmasının bir gereği olarak beton bloka müdahalesi sırasında blok arkasında işten kaytararak uzanan davacının yaralandığını, olayda müvekkili tarafından gerekli önlemlerin alınmadığı, eğitimlerin verilmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının tüm giderlerinin zaten müvekkili ve SGK tarafından karşılandığını, kazanın olduğu yer yani beton blokun, müşteki işçinin görevli olduğu bir alan olmadığını, keza bu alan ve hafriyat imalatının müvekkili işverenin sorumluluğunda olmadığını,
kaza esnasında beton blokun bulunduğu alanda yapılan imalat yani hafriyat imalatı ve kaza esnasında beton bloka müdahale eden iş makinesinin de keza müvekkili işverenin sorumluluğundaki bir imalat ve makine olmadığını, hafriyat imalatının ...
Şti. tarafından yapıldığını, kaza nedeni ile davacının maluliyeti iddiasının gerçeği yansıtmadığını, olayda bir kusur ve ihmal varsa da bu kusur ve ihmalin müvekkiline değil davacı işçi ve diğer işverenlere ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2021 tarihli ve 2016/24 E., 2021/444 K. sayılı kararında özetle; davacının dava konusu şantiyede davalı ... işçisi olarak çalıştığı, davalılardan ...'nın asıl işveren olup, kaza tarihinde şantiyede iki alt işveren olarak davalı ... ve davalı ...
(Tasfiye Halinde Tekbirlik)'in aynı anda çalışmakta oldukları, iki davalının da alt işveren olarak çalıştıklarının anlaşıldığı, Karşıyaka (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/955 Esas 2014/506 Karar sayılı yargılamasında; dava dışı üçüncü kişiler olan ...'in şantiye şefi ... ile ... çalışanı operatör ...'in taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan ceza aldıkları ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, ceza yargılaması esnasında alınan kusur raporları ile SGK tahkikat evrakları dosya arasına temin edilerek, dosyada kusur oranının belirlenmesi için bilirkişi heyetine tevdi edildiği,
kusur bilirkişi raporunun denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, ayrıca davalı itirazlarının kusur oranını değiştirecek teknik ve somut verileri açıkça içermediğinden yerinde bulunmayıp yeniden kusur bilirkişisi raporu alınmasına gerek duyulmadığı, bu haliyle; asıl işveren ...
Şirketinin iş yeri sahasında ... işçisi olarak çalışan davacının, dinlenmek amacıyla şantiye sahasında bulunan ve daha önce yapılan kazı çalışması esnasında çıkartılan beton bloğun yakınına gittiği, alt işverenlerden ...'nun işçisi olan ...'in bloğun yakınında kazı yaptığı esnada bloka çarpması nedeniyle davacının blokun altında kaldığı ve kazanın bu şekilde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, ceza yargılamasında ve SGK tahkikatında davacı işçi için tali kusur tayin edildiği, 05.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda da davacı için %30 oranında kusur tayini yapıldığı,
asıl işveren davalı ... için %10 oranında tayin edilen kusur, alt işveren şirket ile bu şirketin işçileri için tayin edilen toplam kusur oranının %70 olduğu, bunun tespiti yapılan asli-tali kusur oranları ile uyumlu olduğu görülerek bilirkişi raporunun oluşa uygun kabul edildiği, SGK tarafından tespit edilen maluliyet oranına itiraz nedeniyle açılan Karşıyaka 3. İş Mahkemesinin 2016/357 Esas sayılı yargılaması sonucunda Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas Dairesi'nin %33,2 oranında tespit ettiği maluliyet derecesinin, mahkeme kararı ile kesinleştiğinden, tespiti yapılan maluliyet oranı olan %33,2 üzerinden hesaplama yapıldığı,
davacının aldığı ücretinin bordrolarla ve prime esas kazanca göre aylık ortalama en son brüt 1.141,09 TL ücret olduğunun anlaşıldığı, 26.05.2021 tarihli hesap bilirkişi raporu üzerinden davacının %30 oranındaki kusurunun indirilmesi,
%33,2 maluliyeti ile davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının indirilmesi neticesinde maddi tazminat alacağının 319.954,42 TL olduğu görülerek kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, davacının maluliyet oranı, davacıya yüklenen kusur oranı, kazanın üzerinden geçen zaman nedeniyle etkisinin zayıflamış olması gerekeceği, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması da gerekeceği anlaşıldığından,
manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2021 tarihli ve 2016/24 E., 2021/444 K. sayılı kararına karşı davalılardan ... Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. ve ... İnşaat Müh. Tic.
A.Ş. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2022 tarih ve 2022/594 E., 2022/696 K. sayılı kararı ile Mahkemece alınan kusur raporunun içeriğinin tutarlı olması, kaza ve olay muhteviyatıyla uyumlu olduğunun tespiti ile hüküm kurmaya elverişli bulunması nedeniyle; kazanın meydana gelmesinde davalı işverenlerin %70, davacının %30 kusurlu olduğu, kazalının meslekte kazanma gücünün kaybı oranının %33,2 olduğunun kabul edildiği, kabule göre davacının maddi zararının hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden rapor alınmış, buna göre davacının 319.954,42 TL maddi zararının olduğu,
davalı işverenlerin sorumluluğa, kusurlu olmadıklarına ve illiyet bulunmadığına yönelik istinaf başvuru sebep ve gerekçelerine itibar edilmediği, bunun yanında iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında faiz yasa gereği kaza tarihinden başlamakla gerekçedeki maddi hata düzeltme sebebi yapılmadığı, ayrıca zamanaşımı söz konusu olmayıp Mahkemece gözetildiği,
somut olayın özellikleri, iş kazasının meydana geldiği tarih, ülkenin ekonomik ve sosyal koşulları, hakkaniyet ilkesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının kusuru, manevi tazminatın amacı, kapsamı ve caydırıcılık uyandıracak miktarda olması gerekliliği ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alınmak sureti ile takdir edilen manevi tazminat miktarının somut olay ile manevi tazminatın kapsam ve amacına uygun olduğu sonucuna varılarak, davacı ve davalılar ...
Gayrimenkul A.Ş. ve ... İnş. A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2022 tarih ve 2022/594 E., 2022/696 K. sayılı kararının süresi içerisinde davalı ... Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.03.2023 tarih ve 2022/7923 E- 2023/2431 K. ile "... Somut olayda, davalı ... Nak. İnş. Tur. Hurd. Mad. Oto. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd.
Şti.'nin yargılama sırasında tasfiye sürecine girdiği ve tasfiye memuru olarak ...'in görevlendirildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 20.07.2022 tarihli nüshasında yayımlanan ilana göre aynı tarihte .. Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil edilen 02.07.2022 tarihli Genel Kurul Kararıyla Ticaret Sicilinden terkin edildiğinin anlaşılmasına ve anılan davalı şirketin işbu dava nedeniyle ihya edildiğini gösterir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkece, davalı şirketin bağlı olduğu ..
Ticaret Sicil Müdürlüğünden işbu terkin kaydının olup olmadığı usulünce araştırılıp, söz konusu durumun varlığı halinde yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı tarafa iş bu davalı şirketi ihya etmesi için dava açmak için önel vermek, işbu ihya davası sonucuna göre anılan davalı yönünden de usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur... " gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, bozma sonrasında yapılan incelemede; davalı Tasfiye Halindeki ....Şirketi yönünden, davaya devam edecekse ihya davası açmak üzere davacı tarafa Mahkemece hazırlanan 24.08.2023 tarihli ara karar ile kesin süre verildiği, buna rağmen ihya davası açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden taraf ehliyetinin kalmamış olduğu dikkate alınarak HMK'nın 114/1-d ve HMK 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verildiği, diğer davalılar yönünden yargılamaya devam edildiği,
davacının dava konusu şantiyede davalı ... işçisi olarak çalıştığı, davalılardan ...'nın asıl işveren olup kalan iki davalının asıl ve alt işveren oldukları kabulü ile yargılamaya devam edildiği, iş kazası nedeniyle davacının şikayetçi olduğu, Karşıyaka 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/955 Esas 2014/506 Karar sayılı yargılamasında; dava dışı üçüncü kişiler olan ...'in şantiye şefi ... ile ... çalışanı operatör ...'in taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan ceza aldıkları ve kararın kesinleştiği, ceza yargılaması esnasında alınan kusur raporları ile SGK tahkikat evrakları dosya arasına temin edilerek,
kusur oranının belirlenmesi için bilirkişi heyetine tevdi edildiği, kusur bilirkişi raporunun denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, ayrıca davalı itirazlarının kusur oranını değiştirecek teknik ve somut verileri açıkça içermediğinden yerinde bulunmayıp yeniden kusur bilirkişisi raporu alınmasına gerek duyulmadığı, bu haliyle; asıl işveren ...
Şirketinin işyeri sahasında ... işçisi olarak çalışan davacının, dinlenmek amacıyla şantiye sahasında bulunan ve daha önce yapılan kazı çalışması esnasında çıkartılan beton bloğun yakınına gittiği, alt işverenlerden ...'nun işçisi olan ...'in bloğun yakınında kazı yaptığı esnada bloka çarpması nedeniyle davacının blokun altında kaldığı ve kazanın bu şekilde gerçekleştiği, ceza yargılamasında ve SGK tahkikatında davacı işçi için tali kusur tayin ediliği, 05.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda da davacı için %30 oranında kusur tayini yapıldığı,
asıl işveren davalı ... için %10 oranında tayin edilen kusur, alt işveren şirket ile bu şirketin işçileri için tayin edilen toplam kusur oranının %70 olduğu, bunun tespiti yapılan asli-tali kusur oranları ile uyumlu olduğu, SGK tarafından tespit edilen maluliyet oranına itiraz nedeniyle açılan Karşıyaka 3. İş Mahkemesinin 2016/357 Esas sayılı yargılaması sonucunda Adli Tıp Kurulu 3. İhjtisas Dairesinin %33,2 oranında tespit ettiği maluliyet derecesinin, mahkeme kararı ile kesinleştiği, davacının bordrolarla bildirilen ücretinin HDC kayıtları ile de sabit olduğundan,
davacının aylık ortalama en son brüt 1.141,09 TL ücret karşılığında çalıştığı kabul edilerek yargılamaya devam edildiği, verilen ilk kararın taraf teşkili nedeniyle bozulmuş olması nedeniyle taraflar lehine veya aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı görülerek, hüküm tarihine en yakın tarihteki maddi tazminatın hesaplanması için dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii edildiği, 26.10.2023 tarihli bilirkişi hesap raporunun dosya arasına alındığı, davacının %30 oranındaki kusurunun indirilmesi,
%33,2 maluliyeti ile davacıya bağlanan aylık gelir PSD'sinin 3.kişilerle birlikte davalıların kusuruyla rücu edilebilecek kısmın indirilmesi de uygun görülerek; davacının 06/05/2013 tarihinde maruz kaldığı iş kazası nedeniyle uğradığı maddi zararın 1.356.450,35 TL olduğu görülerek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle;
-Davanın ... yönünden HMK 114/1-d ve HMK 115/2.maddesi gereğince usulden reddine, -Davanın ... Gayrimenkul Geliştirme Anonim Şirketi ve ... yönünden kısmen kabulü ile 1.356.450,35 TL maddi tazminat ile 70.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalılar ... Gayrimenkul Geliştirme Anonim Şirketi ve ... İnşaat Mühendislik Ticaret Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine" şeklinde karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... Gayrimenkul A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini çünkü müvekkilinin asıl işveren sıfatına sahip olmadığını, şöyle ki ... Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. ile davalı ... İnş. Müh. Tic. A.Ş. arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketin, ...
Alışveriş Merkezi inşaatı işinin tamamını kendi alanında uzman firmalara devrettiğini, inşaat işinin hiçbir bölümünde müvekkili şirketin işçisinin çalışmadığını, şirketin ana sözleşmesinde konu ve amaç kısmında ne yazdığının da bu gerçeği değiştirmediğini, örneğin, konusu tekstil üretimi olan firma, fason üretim yaptırdığında, fason üretim yapan işçiler bakımından asıl işveren haline gelmediğini, her olay ve hukuki ilişki özelinde, asıl işveren - alt işveren ilişkisinin varlığından söz edilebilmesi için gereken unsurlar bakımından inceleme yapılması gerektiğini,
b. 17.11.2021 tarihli kararda hükmedilen tazminat miktarına yönelik herhangi bir temyiz talebi ve bu yönde bir bozma olmadığı halde tazminat miktarının arttırılarak hükmün kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu,
c.Davacı tarafın ihya davası açabilmesi için yetki belgesi düzenlenmediğini ve hiçbir beyanda bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince, taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilerek diğer davalı Tasfiye Halinde ... Nakliyat İnş. Şirketi yönünden davanın usulen reddine karar verildiğini ve söz konusu şirketin sorumluluk dışı bırakıldığını,
d.Bir davada birden çok ıslah yapılamayacağı halde davacının bozmadan sonra yaptığı ikinci ıslaha göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu,
e. Tazminat miktarının hesaplamasının tamamen hatalı olduğunu, maddi ve manevi tazminat miktarının bozmadan sonra güncel verilere göre yeniden hesaplanarak güncel değerler üzerinden belirlenmesi gerektiği halde, faizin olay tarihinden başlatılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu,
f.Davalıların sorumluluk sınırlarının kararda belirtilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
2.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
3.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
4.Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).
5.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
6.Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Dairemizce verilen 14.03.2023 tarih ve 2022/7923 E- 2023/2431 K. sayılı bozma ilamı sonrasında, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından verilen müzekkere cevabında davalı Tasfiye Halinde ... Nak. İnş. Tur. Hurd. Mad. Oto. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sicil kaydının tasfiye sonu 20.07.2022 tarihinde terkin edildiği belirtilmiştir.
7. Mahkemece davacı vekiline davalı ... Nak. İnş. Tur. Hurd. Mad. Oto. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyası davası açmak üzere kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin " Karar tebliğ edildiği tarihte şirketin sicilde kayıtlı olması durumunda bu şirket için karar kesinleşmiş olacağından ve karar kesinleşmesinden sonra ihya zorunluluğumuz bulunmayacağından bu konu ile ilgili olarak yazı cevabı geldikten sonra beyanda bulunacağız" şeklinde dilekçe sunduğu ve giderek şirketin ihyası için dava açmadığı veya dilekçesine istinaden herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.
8.Somut olayda, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış olan davalı ... Nak. İnş. Tur. Hurd. Mad. Oto. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin terkin ile birlikte dava ehliyetini de yitirdiği, anılan davalı yönünden olumlu olumsuz herhangi bir hüküm kurulamayacağı gözden kaçırılmak suretiyle hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
9. Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa anılan davalı şirketi ihya etmesi yönünde dava açmak için önel vermek, işbu ihya davası sonucuna göre anılan davalı yönünden de usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapmak, davacı tarafın anılan davalı şirketi ihya etmeyeceğini beyan etmesi durumunda ise işbu davalı şirket yönünden davayı tefrik etmekten ibarettir.
10. O halde, davalı ... Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı, Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5043, K. 2025/9001, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama