KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/6896 E., 2024/10219 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/143 E., 2024/650 K.
- İlk derece mahkemesi
- Giresun İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/121 E., 2023/475 K.
Karar Metni
1.518 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazançların tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı iş yerinde 25.06.2003 tarihinde çalışmaya başlayan davacının 25.08.2005 tarihinde emekliye ayrıldığını, bu sebeple 1 hafta ücretsiz izin kullandığını, akabinde aynı işinde çalışmaya devam eden davacının 10.10.2006 tarihinde trafik kazası geçirdiğini ve her iki ayağının kırılması nedeniyle 04.03.2008 tarihinde işine dönebildiğini, 31.12.2009 tarihine kadar çalışan davacının iş akdinin bu tarihte işveren tarafından haksız şekilde feshedildiğini, son olarak 01.08.2012 tarihinde işe giren davacının iş akdinin feshedildiği 30.12.2017 tarihine kadar tehlikeli madde şoförü olarak çalıştığını belirterek davacının eksik gösterilen gün sayılarının ve eksik yatan primlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu yapılan senelerde şirketin faaliyette dahi olmadığını, davacı tarafından doldurularak imzalanmış iş başvurusu formunun 09.09.2012 tarihli olduğunu, davacının işe giriş tarihinin Kurum kayıtlarına bildirilen tarih olduğunu ve daha önce işe girmesinin söz konusu olmadığını, aralıklı çalışma yaptığının davacı beyanında sabit olduğunu, iş sözleşmesinin ve sözleşmenin başlangıç tarihinin belirli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil SGK vekili; kabul anlamına gelmemekle beraber davacı ... destek primine tabi olarak çalışmış olsa dahi bu sürelerin 5510 sayılı Kanun'un 4/I-a maddesi kapsamında hizmet süresi olarak değerlendirilmesi ve diğer hizmetleri ile birleştirilmesine imkan olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile
Davacının 25.08.2005-31.12.2009 tarihleri arasına dair eksik bildirilen gün sayılarının ve eksik yatan primlerinin tespitine dair talebinin hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine,
Davacının 01.08.2012-30.12.2017 tarihleri arasına ilişkin talebi bakımından talebin kısmen kabulüne,
... sigorta sicil numaralı davacının ... sicil numaralı ... Nakliyat Yakıt San. ve Day. Tük. Mal. Tic. Ltd. Şti. isimli davalı iş yerinde, 18.11.2014-31.03.2016 tarihleri arasındaki Kuruma bildirilen süreler hariç olmak üzere, 11.09.2012-09.12.2017 tarihleri arasında, her ay 30 gün olacak şekilde, sürekli ve kesintisiz olarak sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalıştığının,
Davalı tarafından Kuruma bildirilmesi gereken fark prime esas kazancın 09/2012 dönemi için 805,52-TL, 10/2012 dönemi için 805,52-TL, 11/2012 dönemi için 665,64-TL, 12/2012 dönemi için 805,52-TL, 01/2013 dönemi için 1.072,58-TL, 02/2013 dönemi için 652,40-TL, 03/2013 dönemi için 652,40-TL, 04/2013 dönemi için 932,70-TL, 05/2013 dönemi için 1.072,58-TL, 06/2013 dönemi için 1.072,58-TL, 07/2013 dönemi için 1.024,23-TL, 08/2013 dönemi için 1.024,23-TL, 09/2013 dönemi için 681,00-TL, 10/2013 dönemi için 1.024,23-TL, 11/2013 dönemi için 1.058,28-TL, 12/2013 dönemi için 1.024,23-TL, 01/2014 dönemi için 1.285,83-TL, 02/2014 dönemi için 1.146,69-TL,
03/2014 dönemi için 1.285,83-TL, 04/2014 dönemi için 1.321,53-TL, 05/2014 dönemi için 1.285,83-TL, 06/2014 dönemi için 1.321,53-TL, 07/2014 dönemi için 990,67-TL, 08/2014 dönemi için 718,20-TL, 09/2014 dönemi için 1.300,53-TL, 10/2014 dönemi için 718,20-TL, 11/2014 dönemi için 181,51-TL, 12/2014 dönemi için 199,661-TL, 05/2016 dönemi için 1.385,91-TL, 06/2016 dönemi için 1.459,36-TL, 07/2016 dönemi için 1.020,16-TL, 08/2016 dönemi için 1.431,74-TL, 09/2016 dönemi için 2.063,26-TL, 10/2016 dönemi için 1.122,02-TL, 11/2016 dönemi için 1.998,07-TL, 12/2016 dönemi için 2.083,85-TL, 01/2017 dönemi için 1.292,25-TL,
02/2017 dönemi için 1.149,45-TL, 03/2017 dönemi için 1.220,55-TL, 04/2014 dönemi için 1.066,50-TL, 05/2017 dönemi için 545,10-TL, 06/2017 dönemi için 1.014,10-TL, 07/2017 dönemi için 1.019,10-TL, 08/2017 dönemi için 1.354,14-TL, 09/2017 dönemi için 1.140,74-TL, 10/2017 dönemi için 806,73-TL, 11/2017 dönemi için 2.207,33-TL olduğunun tespitine,
Davacı adına ... sicil numaralı davalı işyerinden Kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili.
Mahkemece 18.11.2014 ila 31.03.2016 tarihleri arasında davacının aylık ödemeleri için maaş karşılığında makbuza imza atılmış olup, Mahkemece bu hususun hatalı değerlendirilerek davacının bu dönemlerde aylık 10 gün çalışmayı kabul etmiş gibi değerlendirme yapıldığını, ancak anılan dönemler için bildirilen sürelerin davacının kabulünde olmadığını, bunun aksi düşüncenin açıkça davacı bakımından haksızlığa yol açtığını, zira davacının tüm dönemlerde aralıksız ve 30 gün çalıştığının açıkça ortaya konulduğunu,
davacının 25.08.2005-10/10/2006 ile 04.03.2008-13.12.2009 sürelerine ilişkin taleplerinde trafik kazasına ilişkin iddialarının ispat edilemediği gerekçesi ile zamanaşımına uğradığının iddia edildiğini, bu döneme ilişkin tediye fişlerinin dosyaya sunulduğunu, tediye fişlerinden dahi davacının bu dönemde çalıştığının açıkça ortaya konulduğunu, davacının hizmet döküm cetvelinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 26.03.2003 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, 25.08.2005 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, bu tarihte emekli olduğunu ve emekliliğin akabinde 1 hafta sonrasında çalışmaya devam ettiğini,
dolayısı ile bu hususta kesintili bir çalışma söz konusu olmadığını, davacının bu dönem için aralıksız ve kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, davacı trafik kazası geçirince mecburen istirahat ettiğini, iyileşince de çalışmaya devam ettiğini, mahkemenin aralıklı çalışma yönündeki tespitini kabul etmediklerini belirterek;
Fer'i müdahil SGK vekili; sigortalı çalışmanın kabulü için fiili ve gerçek çalışmanın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatının zorunlu olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere tek başına hizmet akdi ve veya işe giriş bildirgesinin verilmiş olması eylemli ve gerçek çalışmanın ispatı için yeterli kabul edilmeyerek dinlenecek tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulması,
verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmesi ve tanıkların buna göre dinlenilmesi, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanların kontrol edilmesi, iş yerinin Kuruma bildirdiği diğer çalışanların tespiti yoluna gidilmesi, ayrıca SGK tarafından eldeki davanın açılmasından önce veya sonra bu iş yerinde yapılmış denetimler olup olmadığının, çalışan sayısının tam olarak tespit edilip edilmediğinin araştırılması,
mümkün oldukça iş yerinin müdür ve görevlileri, iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığının denetlenmesi gerektiğini, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, eylemli ve gerçek çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilmesinin mümkün olmadığını, bu hususta işverenin çalışma olgusunu kabul etmesinin bile sonuca etkili olmadığını, gerçek ve fiili çalışmanın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerektiğini,
Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) 5510 sayılı Kanun'un 30. ve geçici madde 14'te düzenlendiğini, SGDP; emekli olup yaşlılık aylığı bağlanan sigortalıların yaşlılık aylığı kesilmeden çalışmaları halinde alınan primi olduğunu, 5510 madde 4/1-a kapsamında çalışma halinde SGDP işverenlerden alındığını, 4/1-a sigortalılar yönünden SGDP'ye tabi çalışanlar; yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı kapsamında yardım yapılmakta olduğunu, bu sürelerin uzun vadeli sigorta kolları (malullük, yaşlılık veya ölüm aylığı) kapsamında değerlendirilmesine mevzuat gereği imkan bulunmadığını, bu durumda bu sürelerin;
uzun vadeli sigorta kolları kapsamında hizmet süresi sayılmadığını, primlerin toptan ödeme olarak iade edilmediğini ve hizmet birleştirmesinde dikkate alınmadığını, bu durumda; kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı SGDP kapsamında çalışmış olsa dahi, SGDP kapsamındaki bu sürelerin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında hizmet süresi olarak değerlendirilmesine ve bu hizmet sürelerinin diğer hizmet süreleri ile birleştirilmesine yönelik talepler isabetsiz olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davacının 25.08.2005-31.12.2009 ile 01.08.2012-30.12.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığının tespitini talep ettiği, davacının emekli olduktan sonra çalışmaya ara verdiğini beyan etmesi nedeniyle bir hafta da olsa çalışmasında kesinti oluştuğundan 25.08.2005-31.12.2009 tarihleri arasındaki çalışmalar yönünden hak düşürücü sürenin dolduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmadığı,
01.08.2012-30.12.2017 tarihleri arasındaki çalışmalar yönünden, davacının ehliyete el konulan dönemde şirkette başka bir görevde çalışma yaptığını kanıtlayamadığı, imzalı bordroların bulunduğu 2015 yılının tamamı ile 2016 yılının ilk üç ayındaki dönemde Kuruma bildirilenler haricinde çalışması bulunmadığı,
yazılı belge bulunmayan dönemlerde özellikle dava konusu tarihleri kapsayacak şekilde davalı şirkette çalışması bulunan bordro tanıklarının beyanına göre davacının, Mahkemece kabul edilen dönemde davalı iş yerinde iş akdi karşılığı sürekli çalıştığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazançların tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6896, K. 2024/10219, 24 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama