KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/10578 E., 2025/13986 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/901 E., 2025/1372 K.
- İlk derece mahkemesi
- Manisa 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/473 E., 2025/19 K.
Karar Metni
816 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının yaprak tütün alım satımıyla ilgili değişik işletmelerle sözleşmeler yaptığını, bu nedenle davacının hizmet sürelerinin ihyasının ve SGK kayıtlarının düzeltilmesini beyan ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davacının 29.03.1996, 20.05.1997, 20.06.19 99... .05.2000 tarihli tevkifat kesintilerinin olduğu, 01.04.1996 tarihinden tescilinin yapıldığını, 01.04.1996-31.12.19 97... .07.1999-31.12.2000 tarihleri arasındaki dönemine ilişkin borcu 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırarak ödediğini, Kurum işlemlerinin haklı ve yerinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "Davanın reddine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, 03.04.2003 tarihli tevkifatın priminin Kuruma intikal etmediği gerekçesi ile Kurum tarafından dikkate alınmadığını ancak bu durumun Mahkemece araştırılmadığını, nüfus ve vatandaşlık bilgilerinden 2003 yılında ... Mah., ... Evlerinde davacı gibi yaşayan kimse olup olmadığının araştırılmadığını, yine bu tarihlerdeki muhtar ve azaların araştırılmadığını, kararın bozulmasını talep etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının müstahsil makbuzlarına istinaden Tarım Bağ-Kur sigortası kapsamında olduğunun tespitine ilişkindir.
1. Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9 ve 10. maddeleri ve 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendidir.
2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve Kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun'un 94/11.maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
2926 sayılı Kanun'un 53. maddesinde, "Kurumun teftişe yetkili memurları bu Kanun'un uygulanması bakımından, İş Kanunu'nda belirtilen teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haizdirler." hükmünün yer aldığı, bu hükme istinaden Kurumun teftişe yetkili memurlarının çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin tevkifat yapıp yapmadıklarını, tevkifat tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve hesaplarında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları belirtilmiştir.
2. Eldeki davada, davacı vekili 23.10.2023 tarihli beyan dilekçesi ile müstahsil makbuzlarına istinaden 26.03.1994 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım bağkur sigortasının tespiti talep etmekle ilgili dönemi belirtmemiş olduğu için davanın reddine karar verilmiş ise de davacının Kurum kayıtlarında bulunan 1996/3 dönemindeki tevkifatı nedeni ile 01.04.1996- 31.12.1997 tarihleri arasında ve 1999/6 dönemindeki tevkifatı nedeni ile 01.07.1999-31.12.2000 tarihleri arasında Kurum kabulünde olduğu şekilde tarım bağkur sigortalılığı mevcuttur.
Kurumun 02.01.2025 tarihli cevabında da belirtildiği şekilde 2003/4 dönemindeki müstahsil makbuzunda prim kesintisi mevcut olduğu ancak Kurum kayıtlarına kesinti tutarının intikal etmediği gerekçesi ile işlem yapılmadığı belirtilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 2022/10-1180 Esas, 2023/678 Karar, 09.10.2024 tarihli ve 2023/10-456 Esas, 2024/512 Karar ile 14.05.2025 tarihli ve 2024/10-359 Esas, 2025/291 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurularak davacının 2003 dönemine ilişkin açıkça temyiz talebinde bulunduğu da gözetildiğinde tevkifatı takip eden ay başından başlamak üzere
01.05.2003-31.12.2003 tarihleri arasında davacının tarım bağkur sigortalısı olduğunun kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup sair hususlar incelenmeksizin bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10578, K. 2025/13986, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama