KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/19470 E., 2025/18001 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/1179 E., 2025/1778 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 22. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/1399 E., 2025/2 K.
Karar Metni
784 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının, sigorta başlangıç tarihinin 01.02.1996 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre itiraz zamanaşımı definde bulunduklarını, her ne kadar davacı adına işe giriş bildirgesi verilse de bordrolarda ismine rastlanmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, ... sicil nolu ... ünvanlı iş yerinde 01.02.1996 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.02.1996 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili fiili çalışmanın ispatlanamadığını belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 9., 79., 108. maddesi hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 5 06... sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı ... ünvanlı işveren tarafından ...-İstanbul adresli ... sicil no.lu iş yerinden 01.02.1996 tarihli işe giriş bildirgesi verilmiş olduğu, öte yandan iş yeri tescil bilgilerine göre iş yerinin mahiyetinin çorap, ütüleme, ambalaj olduğu, 25.07.1994-01.03.1996 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, iş yerinden 1996 yılından hiç bordro verilmediği belirtilerek 1994/1-3 ile 1995/1-3.
Dönem bordrolarının dosya kapsamına alındığı, SGK dışında emniyet,vergi dairesi ve belediye vasıtasıyla yapılan komşu iş yeri araştırmasında komşu iş yerinin tespit edilemediği, işe giriş bildirgesi üzerinden yapılan imza incelemesinde imzanın davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği,davacı tanıkları olarak dava dışı işveren ile dava konusu dönem öncesi olan 1994/2. ve 3. döneme ilişkin iş yeri bordrolarında yer alan işverenin kardeşi ...'ın dinlendiği, böylelikle Mahkemece belirtilen tanık beyanları ile diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
3.Buna göre Mahkemece, iş yerinin ... sitesi adresinde olduğu da gözetilerek iş yerinin dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yeri ve kayda geçmiş çalışanlarının, SGK aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak, sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, komşu iş yeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların beyanı alınmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının iş yerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/19470, K. 2025/18001, 24 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama