KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2010/8692 E., 2010/7721 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli dolandırıcılık
- Hüküm
- 5237 sayılı TCY.nın 158/1-f, 158/2, 52/2.maddeleri gereği katılan (mağdur) sayısı olan 4 kez 3 er yıl hapis 6.000 er YTL. Apc.
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma
I-Sanığın katılanlar ,,’a yönelik "dolandırıcılık" suçlarından kurulan hükümlere yönelen müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında;sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu;
olay tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 Sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suçların işlendiği 05.06.2002, 06.06.2002,05.09.2002, tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış,sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 Sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
II-Sanığın katılan ’a yönelik "dolandırıcılık" suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen müdafiinin temyiz itirazlarına gelince; Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı mahkumiyeti bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 Sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231/5 maddesinden yararlanmayacağı anlaşılan sanık hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçların uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin, atılı suçun sübut bulmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak,
765 sayılı TCK.nun 504/3 maddesinde dolandırıcılık suçunun nitelikli hali olarak düzenlenen “dolandırıcılık suçunun telefonun vasıta olarak kullanılması suretiyle işlenmesine” ilişkin hükmün uygulanabilmesi için mağdur ile sanık yüz yüze gelmemiş olmalı, fiil haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmeli ve mağdur ile yüz yüze gelmeyen failin takibi ve yakalanması güçleşmelidir.
Somut olaya bakıldığında;katılanın aşamalardaki anlatımlarından sanığın para karşılığı işe adam yerleştirdiğini duyan katılanın sanığın telefonunu amcasından alıp sanığı arayarak Siirt girişinde bir petrol istasyonunda buluştukları,kendisini Milli Eğitim Bakanı ’in yeğeni olarak tanıtan sanığın Bitlis Bayındırlık İl Müdürlüğü’nde işe yerleştireceğinden bahisle katılandan 2000.YTL yi nakit olarak elden aldığı,
katılanla yüz yüze gelen sanığın, dolandırıcılık suçunu işlerken telefonu vasıta olarak kullanmadığı gibi katılandan aldığı paranın adı geçen Bakan'a ya da yerleştirileceği vaad edilen kurumun yetkililerine verileceği yönünde bir beyanda da bulunmadığı,
bu suretle fiilinin 765 sayılı TCK.nun 278.maddesindeki suçu da oluşturmayıp sanığın fiilinin anılan yasanın 503/1.maddesi kapsamında "basit dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu gözetilerek denetime olanak verecek şekilde gerekçe bölümünde 765 Sayılı TCK.nun 503, 522 ve ilgili maddeleri ile 5237 Sayılı TCK.nun 157 ve ilgili maddeleri uygulanıp, cezalar bireyselleştirildikten sonra ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın 5252 Sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/8692, K. 2010/7721, 30 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama