Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/1196 E. , 2024/15793 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1143 E. 2023/1319 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/1196 E. , 2024/15793 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1143 E. 2023/1319 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Temyizin kapsamına göre; Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2023 tarihli ve 2022/2 66... /169 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-e, 158/3, 43, 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 860.860,00 TL adli para ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.12.2023 tarihli ve 2023/1143 Esas, 2023/1319 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğine ve üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanığın en son maaş aldığı tarih olan "15.06.2018" olması gerekirken "14.04.2012" şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 58/9 uncu maddesinin, bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı ve eylemin niteliği de gözetilerek örgüt mensubu olan sanık hakkında anılan maddenin uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.12.2023 tarihli ve 2023/1143 Esas, 2023/1319 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemiz sayın çoğunluğu ile aramızda oluşan görüş farklılığı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkindir. Somut olayımızda; sanığın 2012 yılında jandarma astsubay giriş sınav sorularını FETÖ örgüt mensuplarından temin ederek 23.12.2103 tarihinden meslekten ihraç edildiği 08.07.2018 tarihine kadar maaş almak suretiyle kamu kurumunu zincirleme şeklinde dolandırmak suçundan mahkumiyetine dair karar veilmiştir. Eylemin hukuki nitelendirilmesinde bir isabetsizlik buunmamakla birlikte, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle cezasından artırım yapımasının isabetsiz olduğunu düşünmekteyim. Şöyle ki; ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında yaptığı değerlendirmede; “.... Sanığın eyleminin TCK m,158/l-e kapsamında bulunmasının yanında sanığın göreve başladığı tarihten son maaşını aldığı tarihe kadarki farklı zamanlarda maaş alma halinin TCK m.43/1 kapsamında kalıp kalmadığına yönelik olarak mahkememizce yapılan değerlendirmede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/04/2013 tarih ve 2012/15-1407 Esas, 2013/140 Karar, 2011/372532 itirazname nolu kararında da belirtildiği üzere; dolandırıcılık suçlarındazincirlemesuç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçun temel şekli veya nitelikli hallerinin değişik zamanda en az iki kez işlenmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, failin aynı mağdura karşı değişik zamanlarda birden fazla dolandırıcılık suçunu işlemesi ve bu eylemlerini aynı suç işleme kararı altında gerçekleştirmesi durumunda zincirleme suç hükümleri uygulanabilir. Fail ile dolandırıcılık suçunun mağduru arasında devam eden ilişkide birden fazla haksız yarar sağlanması dolandırıcılık suçunun birden fazla işlendiği anlamına gelmemektedir. Dosyamız kapsamında da sanık her bir maaş aldığı tarihte aynı mağdur olan kamuya karşı birden fazla kez aynı suç işleme kararı altında eylemini sürdürdüğü anlaşılmakla, sanık hakkında TCK nın 43/1 inci maddesinin uygulama şartları oluşmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu kararından ve TCK nın 43/1 inci maddesinde düzenlemesinden hareketle somut olayda yukarıda da daha önce ayrıntısı açıklandığı üzere sanığın hile içeren davranışının jandarma astsubay yazılı sınav sorularını sınavdan önce temin ederek soruları görmesi ve bu şekilde sınava girmesi eylemidir. İlk maaşından sonra aldığı diğer maaşlarında da bir haksız kazancının bulunduğunun kabulü ile birlikte, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için her maaş yatırılması ile birlikte sanığın ayrı bir hileli davranışta bulunduğu bu suretle eyleminde süreklilik olduğu anlaşılmış olup; mahkememizce zincirleme suç hükümlerinin suç bakımından uygulanmasına karar verilmiştir....” şeklindedir. Sanığın en baştan beri amaçladığı menfaat, memuriyet ilişkisinin devam ettiği süre boyunca aylar ititbariyle maaş gelirini elde edip nihayetinde emekli olmaktır. Hileli ilk icrai nitelikteki davranışından sonra devam eden aylık maaş alınmasında sanığın icrai bir hareketinin bulunmadığı görülmektedir. Sanığın hileli davranışı ile menfaatin tamamının bir seferde elde edilmesi imkanı da bulunmamaktadır. İcrai nitelikteki ilk hileli davranışın sonrasında memuriyet ilişkisinin devamı süresince aylar ititbariyle maaş gelirinin elde edilmesi biçimindeki eylemin işleniş biçimi itibariyle temadi eden suç vasfında olduğunu kabul edilmesi gerekir. Tıpkı enerji hırsızlıklarında olduğu gibi fiziksel bağlantı yapmak suretiyle elektrik veya su hattına bağlantı yapılarak menfaat temin elde edilmesinde suçun temadi ettiğinin kabul edilmesi ile benzer mahiyette olan fiilimizde sanık, ilk icrai davranışı ile memuriyet ilişkisinin kurulmasından itibaren memuriyet devam ettiği süre boyunca aylar itibariyle sürekli bir gelir elde etmek suretiyle menfaat temin ettiğinden bu suçun da temadi eder nitelikte olduğunu kabul etmek gerekir. Temadinin sona erdiği tarih meslekten ihraç edildiği tarih olup, suç tarihinin de bu şekilde belirlenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle cezasından artırım yapılmasını uygun bulan sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.