İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/3588 Karar: 2024/12516 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/3588 K.2024/12516

11. Ceza Dairesi 2024/3588 E. , 2024/12516 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.11.2023 tarihli ve 2023/142470 Soruşturma, 2023/149727 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/3588 E. , 2024/12516 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.11.2023 tarihli ve 2023/142470 Soruşturma, 2023/149727 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/3588 E. , 2024/12516 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.11.2023 tarihli ve 2023/142470 Soruşturma, 2023/149727 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 01.02.2024 tarihli ve 2024/986 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 01.02.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2024 tarihli ve 2024/4449 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2024 tarihli ve KYB-2024/55996 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2024 tarihli ve KYB-2024/55996 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Şüphelilerin aynı fikir ve eylem birliği içerisinde, müştekiler ile birlikte hissedarı olduğu Mamsan Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait malları değerinin altında satarak bu satıştan elde ettikleri geliri şahsi hesaplarına aktarmak suretiyle haksız yarar sağladığının iddia edildiği somut olayda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, delil yetersizliğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müştekiler vekili tarafından sunulan 07/07/2023 tarihli şikayet dilekçesinde; bahse konu şirketin yönetimini elinde bulunduran şüphelilerin, şirkete ait malları değerinin altında satarak bu satıştan elde ettikleri paraları şahsi hesaplarına aktardıkları ve gerçek olmayan alım satımları yapılmış gibi göstererek şirketi zarara uğratmak suretiyle haksız menfaat elde ettiklerinin iddia edilmesi karşısında, Cumhuriyet savcılığınca dosyanın bilirkişiye tevdii edilmesini müteakip, başkaca hiç bir işlem yapılmadan anılan rapor esas alınmak suretiyle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; şüphelilere isnat edilen eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı dikkate alınarak, maddi gerçeğin tespiti bakımından; öncelikle müştekiler ile şüphelilerin olaya ilişkin ifadelerinin alınması, müştekiler vekilinin 17/12/2023 tarihli itiraz dilekçesinde belirttiği, aynı olayla ilgili taraflar arasında İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/759 esas sayılı dosyası ile görülen hukuk davasında alınan bilirkişi raporu ile incelemeye konu karara esas teşkil eden rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla şirkete ait ticaret sicil kayıtlarının ve belirtilen döneme ilişkin ticari defter, makbuz, fatura, muhasebe kayıtları ile diğer hukuki belgelerin temin edilip, ilgili belgelerle birlikte dosyanın alanında uzman bilirkişi heyetine tevdii sağlanarak, şirkete ait malların gerçek rayiç değerlerinin tespiti ile söz konusu malların satışından elde edilen gelirin ilgili bankalardan sorulup, bu bedelin şüphelilerin veya başkasının uhdesinde bulunup bulunmadığı ve bulunuyor ise zarar miktarının ne kadar olduğu hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, yine itiraz dilekçesinde iddia edilen şirketle ilgisi olmayan bir kısım şahsi harcamaların şüphelilerce yapılıp yapılmadığınında araştırılması, bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından, atılı suçun işlendiğine dair şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşması halinde, dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere Uzlaştırma Bürosuna gönderilerek, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, şüphelilerin ifadesi dahi alınmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyasına göre, UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden temin edilen nüfus kaydına göre şüphelilerden ...'un karar tarihinden sonra 26.06.2024 tarihinde vefat ettiği belirlenmekle, bu hususun mahallinde araştırılması gerektiği değerlendirilerek yapılan incelemede; şikâyetçiler ile birlikte Mamsan Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ortak ve çalışanları olan şüphelilerin, şirketin çoğunluk hisselerini hukuken ihtilaflı bir şekilde ele geçirerek şikâyetçileri şirket yönetiminden uzaklaştırdıktan sonra, şirkete ait çok sayıda taşınmazı rayiç değerinin altında ve muvazaalı bir şekilde satıp elde edilen geliri kendi hesaplarına aktardıklarının, gerçeğe aykırı şekilde faturalandırılan fiktif alım satımlarla şirketin aktiflerini azalttıklarının ve genel yönetim giderleri adı altında fahiş harcamalar yaparak şirketi zarara uğrattıklarının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; tefrik edilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 2023/168084 Soruşturma sırasına kaydedilen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan yürütülen soruşmanın akıbetinin araştırılması, şüphelilerin ifadelerine başvurulması, şikâyetçilerin olayla ilgili ayrıntılı olarak beyanlarının alınması, suça konu rayiç değerinin altında muvazaalı olarak satıldığı bildirilen taşınmazlara ilişkin tüm tapu kayıtları getirtilerek, şirket tarafından satıldıktan sonra ne kadar sürede hangi bedelle el değiştirdiklerinin belirlenmesi, şirketin hali hazırda tasfiye edilip edilmediği ile mevcut mal varlığı durumu ortaya konularak, şirket adına kayıtlı tüm taşınır ve taşınmaz malların zilyetlik durumlarının tespit edilmesi, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 2014/611 Esas ve 2015/142 Karar, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/289 Esas, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/759 Esas, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/76 Esas, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/767 Esas, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2024/1209 Esas sayılı dosyaları ile taraflar arasındaki diğer hukuk/icra dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, belirtilen hukuk davaları sırasında temin edilen bilirkişi raporları ve soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporu arasında çelişki olup olmadığı belirlenerek, gerekli görülmesi halinde şirkete ait tüm defter ve belgeler ile birlikte şirketin faaliyet alanı da dikkate alınmak suretiyle belirlenecek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılması, bu inceleme kapsamında şüpheliler tarafından şirket kaynakları kullanılarak şirketle ilgisi olmayan bir kısım şahsi harcamaların yapıldığına yönelik iddiaların da değerlendirilmesi, soruşturma konusu olaylarla ilgili .... ve ...’un tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...dosya kapsamındaki iddialar yönünden gayrimenkul değerleme uzmanı ve muhasebe-finans uzmanından oluşan heyet tarafından, soruşturma dosyası, tarafların sunmuş olduğu belgeler ve şirket kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenenen bilirkişi raporunda özetle adı geçen şirkette farklı pozisyonlarda yönetimde görev alan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın şirketi zarara uğratacak bir işleminin tespit edilemediği, dolandırıcılık olarak nitelenebilecek bir iş / işleminin olmadığı şeklinde değerlendirmede bulunulduğu, dosya kapsamı ve rapor birlikte incelendiğinde tarafımızca da rapordaki tespit ve değerlendirmelere itibar edildiği, bu itibarla şüphelilerin üzerine atılı suçları işlediğine dair müştekilerin soyut iddiası dışında kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 01.02.2024 tarihli ve 2024/986 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla