İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/3723 Karar: 2024/10855 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/3723 K.2024/10855

11. Ceza Dairesi 2024/3723 E. , 2024/10855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3209 E. 2024/81 K. SUÇ : Kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin reddi, temyiz istemlerinin esast

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/3723 E. , 2024/10855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3209 E. 2024/81 K. SUÇ : Kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin reddi, temyiz istemlerinin esast

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/3723 E. , 2024/10855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3209 E. 2024/81 K. SUÇ : Kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin reddi, temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ... ile mağdur ...'e yönelik eylemleri nedeniyle; sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik eylemleri nedeniyle; kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir. Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'ye yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerin incelenmesinde, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddi kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2. maddesine göre kesin olduğu belirtilmiş ise de, sanıklar hakkında üç veya daha fazla kişi ile birlikte kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış olup, sanıklara atılı suçun sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/3. maddesi de uygulama alanı bulacağından, anılan Kanun'un 158/1-l bendinde öngörülen cezanın yukarı haddi ve uygulanması gereken artırım maddeleri de üst sınırdan dikkate alındığında, suçun gerektirdiği cezanın her halde 10 yıl hapis cezasından fazla olacağı, bu nedenle sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemecince verilen beraat kararlarıyla ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, -üye ...'ın 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi kapsamında kesin olup temyizinin mümkün olmadığı yönünde karşı oyuyla- oy çokluğuyla temyiz incelemesine tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede, Kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan, sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'ye yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hükümler ile sanık ... (... oğlu) hakkında katılan ...'a yönelik eylemi nedeniyle kurulan hükümlerin; yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Temyizin kapsamına göre; 1.İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2023 tarihli ve 2021/107 Esas, 2023/148 Karar sayılı kararı ile, kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan, a)Sanık ... hakkında, katılan ...'ye yönelik eylem nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine, b)Sanık ... hakkında, i-Katılanlar ... ve ...'ye yönelik eylem nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l, 158/3, 168/2, 62, 52, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 145.860,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mahsuba, ii-Mağdur ...'e yönelik eylem nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l, 158/3, 168/2, 62, 52, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 1.274.800,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mahsuba, iii-Katılan ...'ye yönelik eylem nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine, c)Sanık ... hakkında, i-Katılan ...'a yönelik eylem nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l, 62, 52, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 121.740,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mahsuba, ii-Katılan ...'a yönelik eylem nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l, 62, 52, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 107.500,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mahsuba, ç)Sanık ... hakkında, katılan ...'a yönelik eylem nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l, 62, 52, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis ve 730.820,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba, Karar verilmiştir. 2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, 26.01.2024 tarihli ve 2023/3209 Esas, 2024/81 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... vekilinin, sanık ... ve müdafiinin, sanık ... (... oğlu) müdafiinin, sanık ...'ın istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre sanıklar ... ve ...'ın, hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulan temyiz dışı sanıklarla birlikte atılı suçu işledikleri sabit olduğu hâlde, cezalandırılmaları yerine verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B.Sanık ... (... oğlu) Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın yeterli gerekçeyi içermediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, delillerin takdirinde hata edildiğine, üst sınıra yakın ceza tayininin kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. C.Sanık ...'ın Temyiz İstemi Hükümlerin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. D.Sanık ...'ın Temyiz İstemi Hükümlerin hukuka aykırı olduğuna, fazla ceza tayin edildiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A.Katılan ... Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanıklar lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Sanık ... (... oğlu) Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Hüküm kurulurken temel cezada hapis cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine karşın, adli para cezasının elde edilen haksız menfaatin iki katı olarak alt sınırdan belirlenmesi suretiyle eksik adli para cezası tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, eleştirilen husus dışında, hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR A.Sanıklar ... ve ...'ın Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a. maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıkların temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Katılan ... Vekili ile Sanık ... (... oğlu) Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin kararında katılan ... vekili ile sanık ... (... oğlu) müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda, eleştirilen husus dışında, hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.09.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Sanıklar ... ve ... haklarında katılan ...’ye yönelik nitelikli dolandırıcılık suçlarından dolayı ayrı ayrı cezalandırılmaları için açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararının katılan vekilince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen esastan reddine dair kararın temyiz yasa yoluna tabi olduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmam mümkün görülmemektedir. Söz konusu uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında TCK'nın 158/1-L maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararda; sanıkların üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın belirlenmesinde TCK'nın 158/3. maddesinin dikkate alınıp alınamayacağının, bu bağlamda Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının temyiz kanun yoluna tabi olup olamadığına ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerince verilen kararların, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi kapsamında değerlendirilebilmesi için birinci koşul; ilk derece mahkemesinden verilen bir "beraat" hükmünün bulunması ve bu hükmün de "on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlara" ilişkin olması, ikinci koşul ise; bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilen "istinaf başvurusunun esastan reddine dair" bir kararın olması gereklidir. 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinde temyiz yasa yoluna tabi olmayan kararlar istisnai ve tahdidi bir şekilde sayılmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasının (g) bendine göre ''10 yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar'' bu istisnalardan biri olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemede suçun nitelikli hallerinin temyiz sınırının belirlenmesinde dikkate alınacağına dair açık bir yasal düzenleme yoktur. Bir kararın temyize tabi olup olmadığının belirlemesi yapılırken öncelikle kanunun sistematiği ve normatif kurallar dikkate alınmalıdır. Bu belirleme yapılırken kıyas ve yorum yapılmalı ancak kıyas ve yorum yapılırken, temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeler ile istisnai düzenlemeler arasındaki denge-sınır ilişkisine özen gösterilmeli, kanun koyucunun iradesinin aksine olacak şekilde oluşacak sonuçlara ulaşmaya yönelik ve istisnai normları genişletecek şekilde yorum ve de kıyastan kaçınılmalıdır. Bu bağlamda CMK.nın 286/2-g maddesindeki düzenlemenin istisnai nitelikte olduğu gözetilerek kapsamını genişleticek şekilde yorum yapılmamalıdır. Ceza Kanunun sistametiğine bakıldığında kanun koyucunun ayrıksı bir durumu düzenlemek istediği durumlarda buna dair hususları açıkça yasada norm haline getirdiği görülmektedir. Bu kapsamda; 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında ''Dava zamanaşımı sürelerinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.'' şeklindeki düzenlemede suçun nitelikli hallerinin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında sanık aleyhine dikkate alınacağına yasada açıkça yer verilmiştir. Bu husustaki diğer bir düzenleme ise 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 14 üncü maddesinde ''Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.'' şeklinde usule ilişkin bir hüküm içermektedir. Benzer bir diğer düzenleme 5237 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinde yer almaktadır. O da; ''Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır'' şeklindedir. Bu ve benzeri düzenlemeler dikkate alındığında yasa koyucunun ayrıksı olarak düzenlemek istediği hususları zaten norm haline dönüştüdüğü görülmektedir. 25.03.2016 tarihi itibarıyla iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 7 numaralı Protokolü'nün ''Cezai konularda temyiz hakkı'' başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasında ''Mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkûm edilen herkes, mahkûmiyetinin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanımı, kullanım dayanakları dahil kanunla düzenlenir.'' Diğer bir uluslararası metin ise Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesidir. Bu Sözleşme'nin 14 üncü maddesinin beşinci fıkrasında ''Bir suçtan hüküm giyen herkes, mahkûmiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır.'' şeklindedir. Her iki düzenlemede de; kararların bir üst mahkemenin incelemesinden geçmesinin mahkemeye erişim hakkı için yeterli olduğu, beraatlerin değil, mahkûmiyet hükümlerinin esas alındığı, yine her iki düzenlemede de üst mahkemeye erişim hakkında mahkûmiyet hükmü ile cezalandırılan kişiye dikkat çekildiği görülmektedir. Uluslararası düzenlemeler bu şekilde iken ve CMK.nın 286 nci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi istisnai bir normken bu normun adil yargılanma hakkıyla izah edilmesi mümkün görülmemektedir. İlk derece mahkemesi tarafından verilen beraat kararının istinafı üzerine istinaf mahkemesince de beraatin yerinde bulunarak esastan reddi kararı verlimesi karşısında, böylesi bir kararın temyize tabi olduğunu düşünmek iç hukuk hükümlerimizin farklı yorumlanması nedeniyle hak ihlallerine neden olacaktır. Açıklanan nedenlerle üst sınırı 10 yıl olan nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince beraatlerine karar verildiği, katılan vekilinin istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, temyiz yasa yoluna tabi olmadığı açık bir şekilde kanunda düzenlenmesine rağmen, istisnai normun sanıklar aleyhine genişletici bir şekilde yorumlanarak temyize tabi olduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmem mümkün görülmemiştir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla