İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/5314 Karar: 2024/12522 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/5314 K.2024/12522

11. Ceza Dairesi 2024/5314 E. , 2024/12522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2022 tarihli ve 2021/259 Esas, 2022/120 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk C

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/5314 E. , 2024/12522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2022 tarihli ve 2021/259 Esas, 2022/120 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk C

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/5314 E. , 2024/12522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2022 tarihli ve 2021/259 Esas, 2022/120 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-d, 43/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 1 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, 21.06.2022 tarihi itibarıyla istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2024/1132 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98297 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98297 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/05/2021 tarihli ve 2021/10609 esas sayılı iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yönelik sevk ve anlatım bulunmadığı, hatta atılı suç yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına ilişkin değerlendirilmede bulunulduğu hâlde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırılmasına hükmedilerek fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlıklı 225. maddesinde, "(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. (2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir."; aynı Kanun'un "Suçun niteliğinin değişmesi" başlıklı 226. maddesinde ise, "1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır." hükümleri yer almaktadır. 2. 5237 sayılı Kanun’un "Zincirleme suç" başlıklı 43/1. maddesi; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. ..." Şeklindedir. 3. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 25.04.2017 tarihli ve 2015/1167 Esas, 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; "...savunma hakkı, 1982 Anayasasının 36. maddesinde "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklı ikinci kısmın ikinci bölümünde “Kişinin Hakları ve Ödevleri” başlığı altında; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" şeklinde düzenlenmiş olup, bu hakkın “temel hak” niteliğine uygun olarak, sanığa savunma hakkının verilmemesi veya savunma hakkının sınırlandırılması halinde hüküm daima hukuka aykırı olacaktır. Buna göre, sanığın ceza muhakemesindeki en önemli haklarından birisi de; yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması mümkün değildir. Nitekim 1412 sayılı CMUK'nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308/8. maddesine göre de savunma hakkının sınırlandırılması mutlak bozma nedenlerindendir. Öte yandan, savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için, savunmanın hükmü etkileyecek nitelik taşıması ve yargılaması yapılan fiile ilişkin olması gerekir. 5271 sayılı CMK’nun 226. maddesi, yargılaması yapılan ve iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun temas ettiği kanun maddelerinden başkasıyla mahkûmiyet durumunda veya cezanın artırılmasını ya da cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren nedenlerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması hallerinde savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesi uyarınca, sanığın ek savunmasını yapabilmesi için bir takım usullere uyulması yükümlülüğünü getiren özel bir düzenlemedir. Belirtilen bu haller ortaya çıktığında mahkemelerin, bu konuda kanunun öngördüğü biçimde savunmasını yapamayan kişiler hakkında mahkûmiyet hükmü kurmaları mümkün değildir." 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2021 tarihli ve 2021/31013 Soruşturma, 2021/10609 Esas sayılı iddianamesiyle, sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2022 tarihli ve 2021/259 Esas, 2022/120 Karar sayılı kararı ile sanığa ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d, 43/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 1 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2022 tarihli ve 2021/259 Esas, 2022/120 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Sanık hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla