İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/5381 Karar: 2025/4398 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/5381 K.2025/4398

11. Ceza Dairesi 2024/5381 E. , 2025/4398 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/153 Esas, 2022/377 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumları

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/5381 E. , 2025/4398 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/153 Esas, 2022/377 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumları

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/5381 E. , 2025/4398 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/153 Esas, 2022/377 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f, 62 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 9 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 06.01.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2024/4700 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/99705 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/99705 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesinde yer alan, "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafi tayini gerekmediği anlaşılmış ise de, sanığın mahkeme huzurunda alınan 18/05/2022 tarihli savunmasında, müdafii huzurunda savunmasını yapacağını beyan etmesine rağmen, müdafii görevlendirilmesi yapılmaksızın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanığın üzerine atılı bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun cezası, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f. maddesinde; "(1) Dolandırıcılık suçunun;...f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle...İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." şeklinde belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesi; "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir" Şeklinde düzenlenmiştir. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 tarihli ve 13/125-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere; "...sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir. Nitekim 1412 sayılı CYUY'nın 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesine göre de savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenlerindendir." 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; ceza miktarı itibarıyla sanığa zorunlu müdafii atanmasını gerektirmeyen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan yürütülen yargılama sırasında, sanığın Mahkeme huzurunda yapılan 18.05.2022 tarihli sorgusunda, 5271 sayılı Kanun uyarınca yasal hakları hatırlatıldıktan sonra müdafiinin hazır olduğunu ve müdafii huzurunda savunmasını yapacağını bildirmesine karşın, müdafii olmadan savunmasının alındığı anlaşılmakla; Mahkemece sanığın yeniden duruşmaya celbi ile hazır bulunması halinde müdafii huzurunda savunmasının alınması, müdafiinin bulunmaması ve kendisine baro tarafından müdafii görevlendirilmesini talep etmesi durumunda görevlendirilecek müdafii huzurunda savunmasının alınması gerekirken, sorgu zaptındaki bu çelişki giderilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 5. Her ne kadar talep konusu kararın gerekçe bölümünde, katılanın zararını giderdiği yönünde dosyada bir bilgi veya belge bulunmayan sanık yönünden "..Sanığın mağdurun zararını kovuşturma aşamasında hüküm verilmezden önce bizzat giderdiği anlaşıldığından hakkında TCK 168 maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmıştır..." denildiği halde; hüküm fıkrasında, "Şartları bulunmadığından sanık hakkında TCK'nın 168. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına." denilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye neden olunmuş ise de, bozma nedenine göre yapılacak işlemler sırasında bu hukuka aykırılığın da Mahkemece giderilmesi mümkün görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/153 Esas, 2022/377 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesi, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıktan sanığı TCK 158/1-f, 62 ve 52/2-4 uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 7.500 TL adli para cezasına mahkûm etmiş, hüküm istinaf edilmeden kesinleşmiştir. Sanık 18.05.2022 tarihli sorgusunda müdafii huzurunda savunma yapacağını bildirdiği hâlde savunması müdafii olmadan alınmıştır.

Hukuki İlke: TCK 158/1-f suçunun alt sınırı CMK 150/3'e göre zorunlu müdafilik gerektirmese de, sanık savunmasını müdafii huzurunda yapacağını beyan etmişse müdafisiz sorgu savunma hakkının kısıtlanmasıdır; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 tarihli ve 13/125-236 sayılı kararında vurgulandığı üzere savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenidir.

Uygulama Sonucu: Daire, sorgu zaptındaki çelişki giderilmeden ve müdafii huzurunda savunma alınmadan mahkûmiyet kurulmasını Kanun'a aykırı bularak kanun yararına bozma istemini kabul etmiş ve hükmü oy birliğiyle bozmuştur; ayrıca gerekçede etkin pişmanlık uygulandığı yazılıp hüküm fıkrasında reddedilmesi çelişkisinin de bozma sonrası mahkemece giderilebileceğini not etmiştir.

Dava Strateji Notu: Banka/bilişim dolandırıcılığı yargılamasında müvekkil müdafi talebini tutanağa geçirtmişse ve buna rağmen müdafisiz savunma alınmışsa, bu mutlak nitelikte bir savunma hakkı ihlalidir; istinaf edilmeden kesinleşen hükümlerde dahi bu ihlal kanun yararına bozma yoluyla ileri sürülerek yargılamanın yenilenmesi benzeri bir sonuç elde edilebilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla