Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/5786 E. , 2024/15052 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/1177 E. 2024/617 K. SUÇLAR : Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma HÜKÜMLER : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2024 tarihli ve 2023/1177 Esas 2024/617 K
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/5786 E. , 2024/15052 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/1177 E. 2024/617 K. SUÇLAR : Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma HÜKÜMLER : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2024 tarihli ve 2023/1177 Esas 2024/617 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Derhal beraat kararı verilebilecek haller dışında, sanığa yüklenen suçlardan zaman aşımı nedeniyle verilen düşme hükümlerine yönelik sanık müdafiinin temyizinde hukuki yararı bulunmadığından, temyiz isteğinin isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca üyeler ... ve ...'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla REDDİNE, Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. K A R Ş I O Y Sanık hakkında Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesince dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından davanın zamanaşını nedeniyle düşürülmesine dar verilen karar sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; derhal beraat kararı verilecek haller dışında zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararını sanık müdafinin temyizde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanık müdafiinin zamanaşımından düşme kararını temyizde hukuki yararı olduğu zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararının isabetli olması halinde onanması gerektiğine yöneliktir. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 24.12.2013 tarih ve 2013/8-333 esas , 2013/624 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddesinde düzenlenen davanın düşmesi kararı mahkumiyeti önleyici sonuç doğurduğundan mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığına gibi hükümlere göre sanık lehine olan bir hüküm türüdür. Ancak kanunun 223. maddesinin birinci fırkasında sayılan hükümlerden sanık açısından en lehe olan hüküm ise hiç şüphesiz beraat kararıdır. Dolayısıyla hakkında davanın düşmesi kararı verilen sanık veya müdafiinin bu kararı, beraat kararı verilmesi gerektiği talebi ile temyiz etmelerinde hukuki yarar bulunmakta olup, bunun dışında davanın düşmesi kararını temyizde hukuki yarar bulunmamaktadır. Denilmek suretiyle sanık veya müdafiinin davanın düşmesi kararını beraat kararı verilmesi gerektiği talebi ile temyiz etmelerinde hukuki yararın olduğu kabul edilmiştir. Nitekim emsal olaya ilişkin Ceza Genel Kurulunun 27.09 2023 tarih ve 2023-6-7 esas , 2023-481 karar sayılı ilamında; dava zamanaşımının, önemli ölçüde, çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması sonucunda gündeme geldiği düşünülecek olursa, bu durumda beraat yerine düşme kararı verilmesi, devletin üzerine düşeni yapmamasının sonuçlarının sanığa çektirilmesi anlamına gelecektir. Zira muhakeme, dava zamanaşımı süresi içerisinde sonuçlandırılabilseydi beraat edecek olan sanık, kendi dışında sebeplerle muhakeme uzadığı için beraat imkânından yoksun bırakılmaktadır. Böyle bir durumda beraat yerine düşme kararı verilmesi hem CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasının hem de sanık haklarından birçoğunun ihlali anlamına gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin ikinci fıkrası; "Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır." şeklinde düzenlenmiş olup Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası da buna paralel olarak; "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." hükmüne yer vermiştir. Hukuk devletinin bir gereği olan bu ilke nedeniyle, bir kimsenin suçluluğunun kesinleşmiş yargı kararıyla ispat edilmiş olmasına kadar, o kişinin suçsuz olduğu varsayılacaktır. Bu şekilde suç isnadı altındaki kimselerin lekelenmemesi amaçlanmaktadır. Ceza yargılamalarında amaç, maddî gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakılmaksızın ortaya çıkarılmasıdır; kuşkunun bulunması hâlinde, mahkûmiyet kararı verilmesi ceza hukukunun genel ilkelerine aykırıdır. Böyle bir ilkenin kabul edilmesinin sebebi, bir suçlunun cezasız kalmasının bir masumun mahkûm olmasına tercih edilmesidir; başka bir ifade ile masumluk karinesidir. Suçluluğunun kesin hükümle sabit olmasına kadar sanığın suçsuz sayılması anlamına gelen masumiyet karinesi ve aralarında sıkı bir ilişki olan lekelenmeme hakkı kişinin toplum nezdinde onurunu, şerefini korumaya yönelik ve adil yargılanma hakkı kapsamında da önemli olan iki haktır. Lekelenmeme hakkı adil yargılanma hakkı kapsamındaki masumiyet karinesiyle yakından ilişkilidir. Yargılamanın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde adil yargılanma hakkı kapsamındaki ilkelere dikkat edilerek hareket edilmelidir. Lekelenmeme hakkının ve masumiyet karinesinin korunması anlamında önemli olan durumlardan birisi de failin hakkındaki suçlamalar ile ilgili beraat kararı almasıdır. Anılan karar ile kişinin atılı suçu işlemediği sabit olup bu şekilde toplum nezdinde zarar görmesinin önüne geçilmektedir. Masumiyet karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise artık hakkında suç isnadı olan kişi statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında beraat kararı verilen durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Yargılamanın geldiği aşama itibarıyla hakkında beraat kararı verilmesi gereken sanık yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi durumunda ise sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususu açığa çıkarılamamış olacağından bu durumun lekelenmeme hakkının ve masumiyet karinesinin yani adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olacağı kabul edilmelidir. Beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmiş, dolayısıyla, sanık yada müdafiinin sanık hakkında verilen kararın beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle hukuki yararının bulunduğu benimsenmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında; sanık müdaafinin, sanık hakkında Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen düşme kararını beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle temyiz etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek, temyiz talebinin reddedilmesi yerine zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararının isabetli olması halinde onanması gerektiği düşünüldüğünden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyor uz.