Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/6384 E. , 2025/2578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/538 Değişik İş SUÇ : Sahte fatura düzenleme KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararı
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/6384 E. , 2025/2578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/538 Değişik İş SUÇ : Sahte fatura düzenleme KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2023 tarihli ve 2017/846 Esas, 2021/2257 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/538 Değişik İş sayılı kararına dair, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 18.10.2024 tarihli ve 2024/10725 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/111407 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/111407 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Sahte fatura düzenlemek suretiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 359/b (2 kez), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 (2 kez) ve 62/1. (2 kez) maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis ve 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/10/2021 tarihli ve 2017/846 esas, 2021/2257 sayılı kararının istinaf edilmeksizin 08/02/2022 tarihinde kesinleşmesini müteakip, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/04/2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4, 5 ve 6. maddeleri ile 213 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinin talep edilmesi üzerine, yapılan uyarlama yargılaması sonunda, adı geçen sanığın 213 sayılı Kanun'un 359/b ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2023 tarihli ve 2017/846 esas, 2021/2257 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/09/2023 tarihli ve 2023/538 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin (a) fıkrasına 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile son fıkrasından önce gelmek üzere eklenen fıkralarda yer alan, “Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir..." şeklindeki, Anılan Kanun'un geçici 34/1-2. maddesinde yer alan, "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir. Birinci fıkra hükümleri bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinde soruşturma ve kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında da uygulanır..." şeklindeki, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinde yer alan, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki düzenlemeler ile benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/10/2023 tarihli ve 2023/15838 esas, 2023/13367 karar sayılı ilâmında yer alan, "Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması gerektiği gözetilmeden, hükümlüler hakkında dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde kararlar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, 1- Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesince duruşmalı olarak yapılan uyarlama yargılaması sonunda önceki hükmün kaldırılmasına ve sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hâllerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hâllerde, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gözetilmeksizin, uyarlama yargılaması sırasında başka bir suçtan dolayı Sincan 3 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan sanık duruşmalardan haberdar edilmeksizin savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yokluğunda karar verildiği cihetle, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde, 2- Adı geçen sanık hakkında verilen cezanın infazı devam ederken kanun değişikliği yapılmış olması sebebiyle 213 sayılı Kanun'un geçici 34/1. maddesi gereğince değerlendirme yapılması gerektiği, bu kapsamda dosya içerisinde yer alan Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının 20/07/2022 tarihli yazısı uyarınca, sanığın 2014 ve 2015 takvim yıllarında sahte fatura düzenlediğinin vergi inceleme raporu ile tespit edilmesi üzerine, sanık hakkında takdir komisyonu kararıyla anılan yıllara ilişkin vergi ziyaı cezası kesildiği anlaşılmakla, oluşan vergi ziyaı nedeniyle sanığa etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi hususu hatırlatılarak ve sanığın ödeme yapması için gereken sürenin son günü olan 15/04/2023 tarihine kadar beklenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sanığa usulüne uygun olarak meşruhatlı tebligat yapılmaksızın sadece anılan Vergi Dairesi yazısının tebliğ edilmesi üzerine sanığın ödeme yapmadığından bahisle karar verildiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde, Kabule göre de, 3- Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/10/2021 tarihli kararı ile sanık hakkında sahte belge düzenlemek suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin tayin edilen cezaya uygulanmış olması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde yer alan “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeler uyarınca yapılan uyarlama yargılaması neticesinde de anılan Kanun'un 62/1. maddesinin uygulamasının zorunluluk arz ettiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." ve aynı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası ise; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." şeklinde düzenlenmiştir. 2. Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2021 tarihli ve 2017/846 Esas, 2021/2257 Karar sayılı gerekçeli kararının, sanığın 21.03.2018 tarihli sorgusunda bildirdiği ....k Mah ... Sk No 25/C ..../ ANKARA adresine gönderildiği ve iade edildiği, ancak sanığın dosyada bildirdiği son adresinin, 10.02.2020 tarihli savunmasında belirttiği 15 Mayıs Mah 608 Sk 12/24 Pamukkale/Denizli adresi olduğu, bu adrese çıkartılan herhangi bir tebligat olmadığı, bununla birlikte; sanığın bilinen son adresi olan ve 04.11.2021 tarihinde Ayaş Açık Ceza İnfaz Kurumuna yazdığı dilekçesindeki ... .... Mah. Zümrüt Sok. 8/C ..../Ankara adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca yapılan muhtara tebliğ işleminin de usulsüz olduğu, sanığın UYAP sisteminde mevcut 25.04.2022 ve 28.04.2022 tarihli dilekçeleri ile 05.07.2023 tarihli itiraz dilekçesinin ana karara yönelik istinaf mahiyeti taşıdığı ve mahallinde değerlendirilmesinin gerektiği, Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2021 tarihli ve 2017/846 Esas, 2021/2257 Karar sayılı kararının henüz kesinleşmediği, usulünce kesinleşmeyen kararlara yönelik uyarlama yargılaması yapılamayacağı, bu nedenle; Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2023 tarihli ve 2017/846 Esas, 2021/2257 Karar sayılı ek kararı ile bu karara yönelik itirazın reddine ilişkin merci Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/538 Değişik İş sayılı kararının hukuki değerden yoksun oldukları anlaşılmıştır. 3. Henüz kesinleşmediği belirlenen Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2021 tarihli ve 2017/846 Esas, 2021/2257 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, bu aşamada hukuki değerden yoksun olan uyarlama yargılamasına ilişkin kararların kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2025 tarihinde karar verildi.