İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/6895 Karar: 2025/13271 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/6895 K.2025/13271

11. Ceza Dairesi 2024/6895 E. , 2025/13271 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4208 E., 2024/843 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/6895 E. , 2025/13271 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4208 E., 2024/843 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/6895 E. , 2025/13271 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4208 E., 2024/843 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli ve 2023/4208 Esas, 2024/843 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2022 tarihli ve 2022/559 Esas, 2022/550 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 142/2-e, 62/1 ve 53/1 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 16.06.2023 tarihli ve 2022/3723 Esas, 2023/847 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanın istinaf başvurusu üzerine, sanığa atılı suç vasfının 5237 sayılı TCK'nın 158/1-L maddesi kapsamında yer verilen kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşıdığı gerekçesiyle İlk Derece hükmünün bozulmasına, kesin olarak, karar verilmiştir. 3. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2023/220 Esas, 2023/383 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-L-son, 62/1 ve 52/2-4 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 58.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli ve 2023/4208 Esas, 2024/843 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığın suçu işlemediğine, sanığın mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı CMK’nın 280/1 maddesinin (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, şöyle ki; '' e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g- Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h- Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verilir.'' şeklinde ifade edildiği, Dosya içeriğine göre, sanık hakkında İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2022 tarihli ve 2022/559 Esas, 2022/550 Karar sayılı karara konu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi referans gösterilerek duruşma açılmaksızın, suç vasfının hatalı belirlendiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, akabinde İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkındaki suç vasfını, bozma kararında belirtilen suç vasfı olarak uygulamak suretiyle mahkûmiyet hükmü kurduğu ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli ve 2023/4208 Esas, 2024/843 Karar sayılı kararı ile sanık müdafiinin istinaf isteminin reddine karar verildiği, Oysa ki yukarıda işaret edildiği üzere 5271 sayılı CMK'nın 280/1 maddesinin (e) ve (f) bentlerinde İlk Derece Mahkemesi kararlarının hangi hâllerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının içeriği dikkate alındığında mezkûr hükümlerde belirtilen bozma nedenlerinden birine ilişkin olmadığı, suç vasfına ilişkin olduğu, bu hâli ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararına direnme hakkı bulunmayan İlk Derece Mahkemesi tarafından sanığa atılı eylemin vasfı değiştirilerek yeniden mahkûmiyet hükmü kurulduğu, netice cezanın 5 yıl hapis ve 58.320,00 TL adli para cezasına ilişkin olduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme birlikte dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak duruşma açılıp, sanık savunması, katılan ve varsa tanık beyanları tespit olunup deliller takdir edilmek ve sanığa atılı eyleme ilişkin suç vasfı değiştirilmek suretiyle yeni bir hüküm kurulması gerekirken, izah olunan uygulama ile temyiz yoluna başvuru hakkı olanların bu haklarını kullanmalarının engellenmesi sonucunu doğuracak biçimde, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama hürriyetinin bir uzantısı olarak hüküm ve kararlara karşı başvurulacak bir kanun yolunun açık olmasının kural, kapalı olmasının istisna olması karşısında, İlk Derece Mahkemesinin, 30.09.2022 tarihli ve 2022/559 Esas, 2022/550 Karar sayılı kararının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı CMK’nın 280/1 maddesini (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin takdir ve değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda verilen 16.06.2023 tarihli ve 2022/3723 Esas, 2023/847 Karar sayılı bozma kararı ile akabindeki tüm kararların hukuki değerden yoksun olması karşısında yargılamaya devamla inceleme konusu 08.03.2024 tarihli esastan ret kararı, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli ve 2023/4208 Esas, 2024/843 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2 maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.10.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık önce bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlıktan 5 yıl hapse mahkûm edilmiş; İstanbul BAM 7. Ceza Dairesi katılanın istinafı üzerine duruşma açmadan, eylemin TCK m.158/1-L kapsamında dolandırıcılık olduğu gerekçesiyle hükmü 'kesin olarak' bozmuş, ilk derece mahkemesi de bu vasfa uyarak 5 yıl hapis ve 58.320 TL adli para cezası vermiş, ikinci istinaf esastan reddedilmişti. Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu zincirleme usul sürecini denetledi.

Hukuki İlke: BAM'ın duruşma açmadan bozma yetkisi CMK m.280/1'in (e) ve (f) bentlerinde tahdidi sayılmıştır; suç vasfı hatası bu bentlere girmez ve vasıf değişikliği ancak m.280/1-g uyarınca duruşma açılıp deliller değerlendirilerek m.280/2'ye göre yeni hüküm kurulmasıyla yapılabilir. Usule aykırı bozma ve onu izleyen tüm kararlar hukuki değerden yoksundur; ayrıca bu uygulama sonuç cezayı temyiz edilemez sınıra çekerek hak arama hürriyetini fiilen engellediğinden kanun yolunun açık olması kuralına da aykırıdır.

Uygulama Sonucu: Bozma: Daire, duruşmasız vasıf bozması ve devamındaki tüm kararların hukuki değerden yoksun olduğunu belirterek esastan ret kararını CMK m.302/2 gereği, Tebliğname'ye farklı gerekçeyle uygun olarak oy birliğiyle bozdu.

Dava Strateji Notu: İstinafın dosya üzerinden 'suç vasfı hatalı' diyerek verdiği bozma kararları müdafi için güçlü bir temyiz kozudur: bu yolla kurulan sonraki mahkûmiyet ve esastan ret dahil tüm zincir yok hükmünde sayılır. Özellikle vasıf değişikliği cezayı 5 yıl kesinlik sınırına indirip temyizi kapatıyorsa, hak arama hürriyeti argümanı Yargıtay nezdinde etkilidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla