Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/1323 E. , 2025/6521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/137 E., 2015/578 K. SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖR
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/1323 E. , 2025/6521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/137 E., 2015/578 K. SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2015 tarihli ve 2014/137 Esas, 2015/578 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206/1, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca neticeten 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 23.12.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 13.02.2025 tarihli ve 2024/13614 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.03.2025 tarihli ve KYB-2025/24744 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.03.2025 tarihli ve KYB-2025/24744 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Göçmen kaçaklığı suçunun, mağdur ...'nın kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle sanık ... tarafından işlenildiğinin iddia ve kabul edildiği somut olayda, her ne kadar mahkemece sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyetine hükmedilmiş ise de; Benzer bir olayda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 27/02/2020 tarihli ve 2018/2864 esas, 2020/10596 karar sayılı ilâmında geçen, " ... 5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adlî soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi hâlinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesinde düzenlenen resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmî belge düzenlenmemiş olması hâlinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur ... " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında; Sanığın incelemeye konu eyleminin, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu oluşturduğu ve bu suçtan dolayı cezalandırılmış olduğu, ayrıca resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan cezalandırılamayağı gözetilmeden, sanığın "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 1. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder." Şeklindedir. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" başlıklı 206/1. maddesinde; "Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." Hükmü yer almaktadır. 3. 5237 sayılı Kanun’un "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" başlıklı 268/1. maddesinde; "İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. " Denilmektedir. 4. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı ilamında; "..5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” başlıklı 206. maddesi; “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde olup, maddede resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip kamu görevlisine yalan bildirimde bulunulması suç olarak düzenlenmiştir. Yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde yani kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse; kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir. Aynı kanunun "Adliyeye karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı 268. maddesi ise; “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” şeklinde olup, işlediği bir suç nedeniyle yakalanan şüphelinin, gerçek kimliğini saklayıp kolluk kuvvetlerine, kimlik bilgilerini bildiği bir başkasının kimlik bilgilerini vermesi durumunda bu madde hükmü uygulanacaktır. Bir başka ifadeyle, failin işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendi kimliğini saklayarak, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması ve o kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olması durumunda, bu madde hükmü uygulanacaktır. Suçun oluşması için, failin daha önce bir suç işlemiş olması veya bir suçtan aranması, kendi kimliğini vermesi halinde hakkında bu suçtan işlem yapılacak olması gerekmektedir. İftira suçunun özel bir şekli olan bu suçun oluşması için sanığın resmi belge düzenlemede yetkili memura başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini vermesi yeterli olmayıp, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir..." şeklindeki açıklamalara yer verildiği belirlenmiştir. 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; suç tarihinde işlenen "göçmen kaçaklığı" suçunun şüphelisi olarak yakalanan sanığın, kolluk görevlilerine kendisini şikâyetçi ... ismiyle tanıttığının ve şikâyetçinin kimlik bilgileri ile atılı suçtan yargılanarak Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2011 tarihli ve 2009/89 Esas, 2011/112 Karar sayılı kararıyla mahkûmiyetine hükmedildiğinin, bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 02.07.2013 tarihli ve 2012/10381 Esas, 2013/10192 Karar sayılı kararıyla kesinleşmesi üzerine infaz aşamasında gelen bir ihbar üzerine gerçek failin sanık olduğunun belirlenmesine müteakip; sanık hakkında Datça Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2014 tarihli ve 2013/836 Soruşturma, 2014/145 Esas sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasında, Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2015 tarihli ve 2014/137 Esas, 2015/578 Karar sayılı kararıyla kanun yararına bozma talebine konu "resmi belgenin düzenlemesinde yalan beyan" suçu ile birlikte "göçmen kaçakçılığı" ve "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçlarından da mahkûmiyetine ilişkin hükümlerin, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2021/19878 Esas, 2022/21242 Karar sayılı onama/düzeltilerek onama kararları ile kesinleştiği anlaşılmakla; sanığın işlediği "göçmen kaçakçılığı" suçu nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla şikâyetçiye ait kimlik bilgilerini kullanması şeklinde gerçeklenen eyleminin, bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrıca "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan da mahkûmiyetine hükmedilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle; 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2015 tarihli ve 2014/137 Esas, 2015/578 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-a. maddesi uyarınca BERAATINA, cezanın çektirilmemesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.05.2025 tarihinde karar verildi.