Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/1332 E. , 2025/5386 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/351 E., 2020/246 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Gazian
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/1332 E. , 2025/5386 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/351 E., 2020/246 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2019/351 Esas, 2020/246 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-son, 62, 52/2-4, 58. maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 27.10.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 05.03.2025 tarihli ve 2024/15279 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.03.2025 tarihli ve KYB-2025/32003 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.03.2025 tarihli ve KYB-2025/32003 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesinde yer alan, "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafi tayini gerekmediği anlaşılmış ise de, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 27/11/2023 tarihli ve 2023/5520 esas, 2023/8777 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın mahkeme huzurunda alınan 17/12/2019 tarihli savunmasında, müdafiinin hazır olduğunu ve müdafii huzurunda savunma yapacağını beyan etmesine rağmen müdafii olmadan savunması alındığı cihetle, mahkemesince sanığın müdafii varsa müdafii huzurunda yeniden savunmasının alınması, müdafii yok, ancak baro tarafından müdafi görevlendirilmesini talep etmesi halinde görevlendirilecek müdafii huzurunda savunmasının alınması, ya da müdafii isteyip istemediği sorularak müdafii istemediğini beyan etmesi halinde, savunmasının tekrar alınmayarak karar verilmesi gerekirken bu çelişki giderilmeden sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanığın üzerine atılı bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun cezası, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f. maddesinde; "(1) Dolandırıcılık suçunun;...f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle...İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." şeklinde belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesi; "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir" Şeklinde düzenlenmiştir. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 tarihli ve 13/125-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere; "...sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir. Nitekim 1412 sayılı CYUY'nın 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesine göre de savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenlerindendir." 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; ceza miktarı itibarıyla sanığa zorunlu müdafii atanmasını gerektirmeyen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan yürütülen yargılama sırasında, sanığın Mahkeme huzurunda yapılan 17.12.2019 tarihli sorgusunda, 5271 sayılı Kanun uyarınca yasal hakları hatırlatıldıktan sonra müdafiinin hazır olduğunu ve müdafii huzurunda savunmasını yapacağını bildirmesine karşın, müdafii olmadan savunmasının alındığı anlaşılmakla; Mahkemece sanığın yeniden duruşmaya celbi ile hazır bulunması halinde müdafii huzurunda savunmasının alınması, müdafiinin bulunmaması ve kendisine baro tarafından müdafii görevlendirilmesini talep etmesi durumunda görevlendirilecek müdafii huzurunda savunmasının alınması gerekirken, sorgu zaptındaki bu çelişki giderilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2019/351 Esas, 2020/246 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Sanık hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Bilişim sistemlerinin banka/kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan sanık mahkûm edilmiştir. Sanık 17.12.2019 tarihli sorgusunda müdafiinin hazır olduğunu ve müdafii huzurunda savunma yapacağını beyan etmiş, buna rağmen müdafii olmadan savunması alınmıştır.
Hukuki İlke: TCK 158/1-f suçunun cezası itibarıyla zorunlu müdafilik (CMK 150/3) gerekmese de, sanığın müdafii huzurunda savunma yapmak istediğini beyan etmesine rağmen müdafiisiz savunma alınması savunma hakkının kısıtlanmasıdır; sorgu zaptındaki bu çelişki giderilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır. Savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenidir.
Uygulama Sonucu: kanun yararına bozma
Dava Strateji Notu: Sanık sorguda müdafii huzurunda savunma yapmak istediğini beyan etmişse, zorunlu müdafilik kapsamında olmasa bile bu talep karşılanmadan savunma alınamaz; sorgu zaptındaki bu çelişki mutlak bozma nedenidir. Kanun yararına bozma kabulüyle birlikte infazın durdurulmasına ve tahliyeye de karar verilir.