Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2287 E. , 2025/16379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/257 Değişik İş SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 3. Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2287 E. , 2025/16379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/257 Değişik İş SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2022 tarihli ve 2016/109 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararı ile hükümlülerin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyetlerine ilişkin hükümlerin, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2023/1040 Esas, 2023/5634 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesine müteakip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve hükümlüler hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin zamanaşımı nedeniyle düşmesine yönelik Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 18.10.2023 tarihli ve 2023/5279 Esas, 2023/7353 Karar sayılı üzerine, Mahkemenin hükümlüler hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58/9. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılmasına ilişkin 11.03.2025 tarihli ve 2016/109 Esas, 2022/168 Karar sayılı ek kararına karşı itirazın reddine dair ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2025 tarihli ve 2025/257 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 25.03.2025 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 05.05.2025 tarihli ve 2025/12765 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2025 tarihli ve ...sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2025 tarihli ve ...sayılı kanun yararına bozma isteminin; "İnfaza ilişkin hususların kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek yapılan incelemede: Her ne kadar, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2025 tarihli ek kararı ile sanıklar haklarında suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma suçundan evvelce yapılan temyiz incelemesi neticesinde düşme kararı verildiğinden bahisle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerden mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ilişkin kısımların ayrı ayrı çıkartılmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/9. Maddesinde yer alan, "Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir." şeklindeki düzenleme ile, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2017 tarihli ve 2017/7764 esas, 2017/7536 karar sayılı ilamında ye alan, "sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair hüküm fıkrasının karardan çıkartılmasına dair anılan Mahkemenin 11/08/2017 tarihli ve aynı esas sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/09/2017 tarihli ve 2017/851 değişik iş sayılı kararının, Mahkemece hükmün kesinleşmesinden sonra ek kararla hükümde değişiklik yapılamayacağı cihetle, hukuki değerden yoksun olduğu..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını örgüt faaliyeti kapsamında işledikleri anlaşılmış olup, anılan suçlardan hükmedilen cezaların kesinleştiği, bu itibarla sanıkların işledikleri suçların kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesindeki düzenlemeye nazaran yüklenen suçlardan hükmedilen hapis cezalarını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz etmeleri gerektiği, suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma suçundan sanıklar hakkında düşme kararı verilmesinin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen cezaların tabi oldukları infaz rejimini etkilemeyeceği, bununla birlikte mahkumiyet hükümleri kesinleştikten sonra mahkemece sadece infaza yönelik bir karar verilebileceği cihetle, sanıklar hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanma koşulları oluşmasına rağmen, mercii tarafından kesinleşen hükümlerde değişiklik yapacak şekilde tekerrür uygulanmasına yönelik kısımların hükümden çıkarılmasına dair karar verilemeyeceği gözetilmeden, anılan nedenlerle itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (5275 sayılı Kanun) "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama " başlıklı 98/1. maddesinde; "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir. " Hükmü yer almaktadır. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" başlıklı 58/9. maddesinde; "(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir."; aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 6/1-j. maddesinde ise, "Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır.” denilmektedir. 3. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 19.02.2025 tarihli ve 2023/10-125 Esas, 2025/86 Karar sayılı kararında, "...Yerel Mahkemece sanığın örgüt mensubu suçlu olarak kabulüyle suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen nitelikli yağma ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden TCK'nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezalarının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiş ise de müsnet örgüte üye olma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve inceleme konusu dosya kapsamı itibarıyla sanık hakkında örgüt mensubu suçlu olarak kabul edilmesine yol açacak şekilde örgüte üye olma suçundan verilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; örgüt mensubu suçlu olmayan sanık hakkında nitelikli yağma ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçları yönünden TCK'nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanma imkânının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının, sanık hakkında nitelikli yağma ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin kısmının kaldırılmasına, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan Yerel Mahkeme hükümlerinin, tekerrüre esas sabıkası bulunmayan sanık hakkında "Sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK'nın 58/9. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" şeklindeki ifadelerin tamamen çıkarılması suretiyle düzeltilerek onanmalarına karar verilmelidir." denilmektedir. 4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 05.02.2025 tarihli ve 2023/4-375 Esas, 2025/53 Karar sayılı kararında; "Hukuk devletinin temel unsurlarından biri olarak hukuk güvenliği, toplum düzeni ve barışı için zorunlu olsa da son çare olarak başvurulması gereken yargılama/cezalandırma tehdidi altında sürekli olarak kalmamayı zorunlu kılar. Bu nedenle hukuk düzenleri, kesin hükmün otoritesini koruyagelmektedir. Kesin hüküm, mahkemeler tarafından verilmiş hükümlerin belli şartlar altında kazanmış oldukları kanuni gerçeklik olarak tanımlanmaktadır (Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku, 9.Bası, ... 1989, s.44, Kuru/Arslan/Yılmaz, 2011, s. 686, Akkaş, Ahmet Hulusi, Ceza Muhakemesi Bağlamında Yargı Mercileri Kararlarının Birbirleri Üzerindeki Etkisi, Adalet Yayınevi, s. 71,) Genel ve temel bir ilke hâlini almış bu kanuni gerçeklik ile, bir yönden kişiler arasındaki uyuşmazlıkları bir noktada çözüme kavuşturarak toplumsal düzen ve barışı tesis etmek/korumak, davaların usulen sona ermesini sağlamak (şeklî anlamda kesin hüküm), diğer taraftan hukuksal uyuşmazlıkların kesin bir şekilde son bulmasını temin etmek (maddi anlamda kesin hüküm) istenmektedir. Şeklî anlamda kesin hüküm, hüküm hakkında öngörülmüş bir kanun yolunun bulunmadığı, bulunuyorsa kanun yollarının tüketilmesi sonucunda ortaya çıkan izafi bir gerçekliği ifade ettiğinden, kesin hükümden maksadın maddi anlamda kesin hüküm olduğu açıktır. Maddi anlamda kesin hüküm, yapılan yargılama sonunda hukuki ihtilafın esasını -kural olarak- bir daha yargılama konusu yapılamayacak biçimde çözmesi itibarıyla kanuni bir gerçeklik olmayı hak eder. Bu özelliği iledir ki, hem ilgililerini mutlak surette bağlar (olumlu etkisi) hem de ne bis in idem ilkesi koruması altında, aynı şahsın, aynı fiili nedeniyle ikinci kez yargılanmasına engel olur (olumsuz etkisi). Şu hâle göre, maddi anlamda kesin hüküm niteliği kazanmış bir hükmün mevcut olduğu durumlarda kural olarak ikinci kez yargılama yapılamaz ve aleyhe sonuç doğuracak biçimde yeni bir hüküm tesis edilemez. Bu nedenle de olağanüstü kanun yollarını düzenleyen normların, istisnai norm olmaları itibarıyla dar yorumlanmaları kesin hükmün otoritesinin korunması gereğinin zorunlu sonucudur." şeklindeki tespitlere yer verilmektedir. 5. Bu açıklamalar ışığında incelenen dava dosyası içeriğine göre; ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2022 tarihli ve 2016/109 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararı ile hükümlülerin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin hükümlerin, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2023/1040 Esas, 2023/5634 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesine müteakip, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 18.10.2023 tarihli ve 2023/5279 Esas, 2023/7353 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve atılı suçtan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi nedeniyle, aynı Mahkemenin 11.03.2025 tarihli ek kararı ile resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinde 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığına hükmedilmiş ise de; Özel Dairenin onama kararı üzerine kesin hüküm niteliği kazanan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak, Mahkeme tarafından ek kararla 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılmasına karar verilemeyeceği, bu husustaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz yetkisinin kullanılması halinde giderilmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla, merci tarafından itirazın bu yönden kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçeyle yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2025 tarihli ve 2025/257 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.12.2025 tarihinde karar verildi.