Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2571 E. , 2025/15795 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/56 Değişik İş SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükü
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2571 E. , 2025/15795 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/56 Değişik İş SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2025 tarihli ve 2020/294 Esas, 2021/240 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2025 tarihli ve 2025/56 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 20.03.2025’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 15.05.2025 tarihli ve 2025/17196 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, nitelikli dolandırıcılık suçundan ise beraatine dair ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2014 tarihli ve 2013/128 esas, 2014/292 sayılı kararının, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 18.06.2020 tarihli ve 2019/4840 esas, 2020/6091 karar sayılı ilamı ile bozulmasını takiben, yeniden yapılan yargılama sonunda sanığın anılan suçlardan 5237 sayılı Kanun'un 204/1, 158/1-f-son, 62 (2 kez) ve 52. maddeleri gereğince 2 yıl 11 ay ve 4 yıl 2 ay hapis ile 624.990,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2021 tarihli ve 2020/294 esas, 2021/240 sayılı kararının Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 02.11.2022 tarihli ve 2021/36779 esas, 2022/18371 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2025 tarihli ve 2020/294 esas, 2021/240 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2025 tarihli ve 2025/56 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, müteahhitlik yapan sanık ... ile katılan ...'ın daha önceden bir daire alım satımı sırasında tanıştıkları, bu tanışıklık sonrası sanık ...'un katılandan zaman içerisinde 200.000 Türk lirası borç para aldığı ve uzun süre ödemediği, sanığın katılana, ...'da faaliyet gösteren bir konut yapı kooperatifinin 400 adet daire için açtığı ihaleye gireceğini, bu ihaleyi almak için nakit paraya ihtiyacı olduğunu, kendisine 200.000 Türk lirası daha para verirse kısa zamanda gerek bu borcunu gerekse eski borcunu ödeyeceğini söylediği, katılanın da sağlam banka çekleri getirme şartıyla kabul ettiği, sanığın da bu sebeple diğer sanıklar ... ... ve ... ... ile anlaştığı, sanık ...'un, katılana sanık ...'un yetkilisi ve sahibi bulunduğu ...Taah. Oto. Ltd. Şirketinin ... Şubesindeki çek hesabına keşide edilmiş, aralarında hiç bir hukuki ilişki bulunmadığı halde, alacaklısı katılan ...'in sahibi ve yetkilisi olduğu ... İnşaat Müteahhitlik ... Ltd. Şirketi olarak gösterilmiş ve bu şirket adına çek arkasına "..." yazılmak ve imzalanmak suretiyle ciro kaydı bulunan ve bu suretle ciranta sıfatıyla ... de borçlu hale getiren sahte cirolanmış, 18.10.2011 keşide tarihli, 65.500 Türk lirası bedelli; 30.10.2011 keşide tarihli, 55.000 Türk lirası bedelli;15.11.2011 keşide tarihli, 60.000 Türk lirası bedelli; 30.11.2011 keşide tarihli, 65.000 Türk lirası bedelli, 15.12.2011 keşide tarihli, 75.000 Türk lirası bedelli ve 30.12.2011 keşide tarihli 75.000 Türk lirası bedelli toplam 395.500 Türk lirası çekleri verdiği, katılan ...'den 200.000 Türk lirası daha aldığı, buna ilişkin olarak 21.09.2011 tarihinde protokol metni düzenledikleri, katılanın bu protokolden sonra alacağını garantiye aldığını düşünerek beklemeye başladığı, kendisine verilen ilk çek olan 18.10.2011 tarihli çekin gününün yaklaşması üzerine, sanıkların eylemlerinin açığa çıkacağı endişesi ile katılandan bir müddet beklemesini istedikleri, ilk çekin keşide tarihinin 28.10.2011 olarak uzatılıp düzeltildiği, katılanın bir müddet daha bekledikten sonra çeklerden ilkinin vadesi yaklaşınca vadesinde bankaya götürdüğü, çek arkasında ciranta olarak yer alan ... Ltd. Şirketine ait kaşenin bulunmaması nedeniyle bankanın çeklerin geçersiz olacağını katılana söylediği, katılanın bu yönündeki endişelerinden haberdar olan sanık ...'un süre talep ederek oyalamaya devam ettiği, diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte yanına gelip görüştükleri, süre istedikleri, bir müddet daha bekleyen katılanın çekleri bankaya götürüp sorduğunda, yine çek üzerinde ... ait kaşe olmaması nedeniyle çeklerin bu şirketin garantörlüğünü sağlayamayacağı cevabıyla karşılaştığı, sanıkları arayıp Savcılığa şikayet edeceğini söylemesi üzerine, sanıkların "sakın ha çekleri ibraz etme, yazdırma, çekler sanık ...'un bürosundan çalınmış çekler, başın belaya girer yeniden görüşelim" diyerek haber yolladıkları, bunun üzerine katılanın sanıklarla avukatları huzurunda görüştüğü, bu görüşmede çeklerin çalıntı, sahte olduğunu beyan edip, geri istedikleri yerine bono vermeyi teklif ettikleri ve borç miktarı kadar, sanıkların borçlu ve kefil sıfatıyla imzaladıkları bono verdikleri, ancak daha sonra bono bedelini de ödemedikleri, bu suretle sanıkların üzerilerine atılı banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddiasına ilişkin olarak yapılan yargılama sonunda, yazılı şekilde verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesini takiben, sanık müdafii tarafından yeni delil bulunduğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu ancak ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2025 tarihli ek kararı ile bu talebin reddine karar verilmesi üzerine anılan ek karara karşı yapılan itirazın da mercii kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; Anılan mahkumiyet kararlarının kesinleşmesini takiben, sanık müdafii tarafından mahkemeye sunulan yargılamanın yenilenmesi talebinin içerir dilekçede özetle, somut olayda katılan ...'ın oğlu olan ve aynı zamanda avukatlık mesleğini icra eden ...'ın, dosyaya sunulan ... Başkonsolosluğu'nda düzenlenmiş olan 16.08.2024 tarihli ve ... Yevmiye Numaralı Beyannamesinde, "...davaya konu olan çeklerdeki ... isimli firmanın imzası ... tarafından kesinlikle atılmamıştır, çekler babama teslim edildiğinde çeklerin üzerinde ...'nin cirosu kesinlikle mevcut değildi. O dönem evimizde hizmetçi olarak çalışan ...isimli şahıs babamdan gördüğü baskı, işini kaybetme korkusu ve kendisine babamca sağlanan ekonomik menfaat karşılığında çeklerdeki ... cirosunu tamamlamıştır (gerçekleştirmiştir)... Her ne kadar bu beyanın tarafı rahmetli babam bile olsa kimsenin haksız yere hapis cezası almasına gönlüm asla razı olamaz..." şeklinde beyanda bulunarak asıl failin ...olduğunun bizzat görgüye dayalı olarak ifade edildiğinin iddia edilmesi karşısında, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii başlıklı 318 inci maddesinin birinci fıkrası; "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. hükmü yer almaktadır. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur..." denilmektedir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; yargılamanın yenilenmesi kurumu, kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasa yolları arasında yer aldığından, olay veya delillerin yeni olmasının yanında, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olmasının gerektiği, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmenin kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmadığı, somut olayda hükümlü hakkında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunularak, suça konu çekteki cironun bir başkası tarafından atıldığı ileri sürülmüş ise de; Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 18.06.2020 tarihli ve 2019/4840 Esas, 2020/6091 Karar sayılı bozma ilamında yer alan "... sanığın ilk beyanında katılana çeki boş halde verdiğini, 2. cironun kendisine ait olduğunu, ... cirosunu kendisinin yapmadığını söylediği, ancak suça konu çekler incelendiğinde arka kısımlarda sanığın cirosu ile ... yazısı arasında büyük mesafe olduğu, sanığın bu boşluğu bırakıp ciro yapmasının mantıksız olduğu..." şeklindeki açıklamalar, ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2021 tarihli ve 2020/294 Esas, 2021/240 Karar sayılı kararının gerekçesi, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 02.11.2022 tarihli ve 2021/36779 Esas, 2022/18371 Karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin ilamı ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma istemininde belirtilen, "... ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı..." şeklindeki düşünce yerinde görülmemiş olup kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2025 tarihinde karar verildi.