Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/3269 E. , 2025/12928 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/2291 Değişik İş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Denizli Cumhuriyet Başs
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/3269 E. , 2025/12928 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/2291 Değişik İş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve 2024/36274 Soruşturma, 2024/17991 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Denizli 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.01.2025 tarihli ve 2024/2291 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 06.01.2025'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 02.06.2025 tarihli ve 2025/17201 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2025 tarihli ve KYB-2025/71287 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2025 tarihli ve KYB-2025/71287 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekiler vekilinin şikayetinde özetle, şüpheli ...'nin, müşteki ...'nın uzun süredir arkadaşı olan ... ve emekli savcı... ile müştekilerin iş yerine gelerek tanıştıklarını, şüphelinin anılan Hakimin yeğeni olduğunu söylediğini, sonrasında hep beraber yemeğe çıkıldığını, şahsın yemekte müşteki ...'e İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, ... kurumu ve Adana Büyükşehir Belediyesi ile büyük hacimli ticaretler yaptığını söylediğini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanı, Adana Büyükşehir Belediyesi başkanı, ... başkanı gibi isimlerle çok samimi olduğundan bahsederek müştekiye bu kişilerle fotoğraflarını göstermek suretiyle bu kurumlardan yüklü meblağlarda alacaklı olduğunu söylediğini ve bu sebeple müştekiden araba aldığında ödemeleri bu sayede peyder pey yapacağını söyleyerek kafasında ona güvenebileceği hususunda algı yarattığını, tanışma ve yemekten sonra şüpheli ...'un muhtelif tarihlerde diğer şüphelilerle birlikte birden fazla aracın alım satımı hususunda müştekiler ile anlaşmaya vararak ilgili araçların devirlerini almalarına rağmen, müştekilerde güven oluşturmak için satım bedellerinin bir kısmına ilişkin ödeme yaptıklarını, ancak ... plakalı ... marka aracın satımında 550.000,00 Türk lirası, ... plakalı ... aracın satımında 60.000,00 Türk lirası ve ... plakalı ... plakalı aracın satımında 350.000,00 Türk lirası ve ... plakalı ... marka plakalı aracın satımında 570.000,00 Türk lirasını ödememek suretiyle müştekileri dolandırdıklarını iddia ederek şüpheliler hakkında şikayette bulunulması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Somut olayda, öncelikle şüpheliler ile araştırma sonucu tespit edilecek tanıkların ifadelerinin alınması, müştekilerle şüpheliler arasında gerçekleştiği belirtilen araç alım satımlarına ilişkin Noter Araç Satış Sözleşmeleri ile yapılan ödemelere ilişkin belgelerin (Dekont, makbuz, banka hesap hareketleri vs.) dosyaya temin edilmesi ve olayın aydınlatılmasına yarar sair delillerin toplanması sonrasında yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerden ...'nin, otomotiv alım satımı işi ile uğraşan şikâyetçilerin yanına gelerek hakim ve Cumhuriyet savcılarıyla yakın ilişkileri bulunduğunu, birçok kamu kurumu ile iş yaptığını, bu kurumlarda tanıdıklarını olduğunu söyleyerek araç satın almak istediğinin, başlangıçta araç bedellerini ödeyerek güven telkin ettiğinin, devamında kendisi ve beraberindeki diğer şüpheliler adına farklı zamanlarda satın alınan araçların peşinatları ödendiği halde bakiye 980.000,00 TL paranın ödenmediğinin ve şüphelilere ulaşılamadığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şüphelilerin ifadelerinin alınması, araç alım satımına ve ödemelere ilişkin tüm belgelerin dosyaya celp edilmesi, tanık olarak isimleri bildirilen ..... ve ....'nın olayla ilgili bilgilerine başvurulması, şüpheliler hakkında benzer suçlardan başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığının tespit edilmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, "...müştekiler ile şüpheliler arasında araç alım satım işlemine yönelik sözleşme ilişkisi kurulduğunun anlaşıldığı, şikayet dilekçesi incelendiğinde şüphelilerin müştekilerden birkaç tane araç aldıklarının ve aldıkları araçların ücretlerinin büyük bir kısmını ödemekle birlikte alınan araçlardan bazılarının ücretinin bir kısmını ise ödemediklerinin iddia edildiğinin görüldüğü, bu haliyle şüpheliler ve müştekilerin arasında meydana gelen sözleşmesel ilişkinin kurulması esnasında şüphelilerin müştekilere yönelik beyanlarının nitelikli yalan kapsamında olmadığı görülmekle; dolandırıcılık suçunun hile ve desise unsurlarının oluşmadığının değerlendirildiği, ayrıca araç bedellerinin büyük bir kısmının ödendiğinin anlaşılmış olması hususu karşısında şüphelilerin somut olayda dolandırıcılık kastı ile hareket ettikleri hususunda da delil bulunmadığı, böylece taraflar arasındaki anlaşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, müştekilerin borçlar hukukundan doğan hakları kapsamında edimin yerine getirilebilmesini hukuk mahkemeleri aracılığıyla isteyebileceği veya icra takibi yoluyla alacaklarını tahsil edebilecekleri..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Denizli 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.01.2025 tarihli ve 2024/2291 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.10.2025 tarihinde karar verildi.