İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2025/5282 Karar: 2026/2391 Tarih: 2026

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2025/5282 K.2026/2391

11. Ceza Dairesi 2025/5282 E. , 2026/2391 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2024 tarihli ve 2023/119 Esas, 2024/395 Karar sayılı

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2025/5282 E. , 2026/2391 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2024 tarihli ve 2023/119 Esas, 2024/395 Karar sayılı

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2025/5282 E. , 2026/2391 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2024 tarihli ve 2023/119 Esas, 2024/395 Karar sayılı kararının şikayetçi vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine gereği düşünüldü; 1.Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik şikayetçi ... vekilinin temyiz başvurusu yönünden Sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından doğrudan zarar görmeyen şikayetçi kurumun kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının bulunmadığı; usulsüz olarak verilen katılma kararının hükümleri temyiz etme yetkisi vermeyeceği anlaşıldığından, şikâyetçi kurum adına vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, 2.Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin temyiz başvuruları yönünden Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ve müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; a)Sanık hakkında hüküm kurulduktan sonra bozma öncesi kazanılmış hak sebebiyle 1412 sayılı CMUK'nin 326/son maddesi gereğince bozma öncesi hükmün açıkça gösterilmesi suretiyle sanığın neticeten 1 yıl hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekir iken, "Sanık hakkında Ankara 30.Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/20 16... /10 72... /674 sayılı kararına karşı aleyhe temyiz bulunmadığından CMK.nın 326 son maddesi uyarınca söz konusu mahkemece verilen hükümdeki kazanılmış hakkının korunmasına, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesine" şeklinde yazılarak infaza esas sonuç cezanın belirsiz ve tereddütte bırakılması, b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.2008 tarih ve 57/74 E. K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere ve 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesine göre, suç tarihinden sonra kesinleşen ilamların tekerrüre esas alınamayacağı dikkate alınarak, tekerrüre esas ilamın eski hale getirme ve temyiz talebi sonrası Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 14/01/2020 tarihli ve 2019/15909-2020/102 sayılı ilamı ile eski hale getirme isteminin kabulü ile uzlaşma nedeniyle bozuduğu, verilen kararın temyizi üzerine ise Dairemizin 09.05.2024 tarihli ve 2022/2781-2024/6402 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği, tekerrüre esas ilamın hükümde "(Mersin .... 2021/2 10... /450 Karar)" şeklinde güncel numarası belirtildiği halde sanığın adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas ilam da olmamasına rağmen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 58. maddesinin uygulanması, Yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat bu aykırılıkların yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının 1/9. paragrafının "Sanık hakkında Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2016 tarihli ve 2015/10 72... /674 Karar sayılı kararına karşı aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı CMUK'nin 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle sanığın 1 yıl hapis ve 80,00 TL adli para cezası cezası ile cezalandırılmasına" olarak değiştirilmesi ve 2/9. paragrafının tamamen çıkartılması suretiyle hükmün Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3.Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin temyiz başvuruları yönünden Sanığa yüklenen “özel belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e. maddesi gereği öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının kesen son sebep olan ilk mahkumiyet hükmünün verildiği 14.07.2016 tarihinden karar tarihine kadar dolduğu gözetilmeden, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesi yerine yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü tesisi, Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun'un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 03.03.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilikten mahkum etmiş; kararı şikayetçi kurum vekili ile sanık ve müdafii temyiz etmiştir. Daire, bozma sonrası kurulan hükümde kazanılmış hakkın gösterilme biçimini, tekerrür uygulamasını ve sahtecilik suçunda zamanaşımını ayrı ayrı incelemiştir.

Hukuki İlke: Suçtan doğrudan zarar görmeyen şikayetçinin katılma ve temyiz hakkı yoktur; usulsüz katılma kararı temyiz yetkisi vermez. CMUK 326/son gereği bozma öncesi kazanılmış hak, infaza esas sonuç ceza açıkça gösterilerek uygulanmalı, tereddüt yaratılmamalıdır; YCGK'nın 08.04.2008 tarih ve 57/74 sayılı kararı ile TCK 58 uyarınca suç tarihinden sonra kesinleşen ilam tekerrüre esas alınamaz. Özel belgede sahtecilikte TCK 66/1-e'deki 8 yıllık olağan zamanaşımı, kesici son işlem olan ilk mahkumiyetten itibaren dolmuşsa dava düşer.

Uygulama Sonucu: Daire şikayetçi kurumun temyizini reddetti; dolandırıcılık hükmünü, sonuç cezayı 1 yıl hapis ve 80 TL adli para cezası olarak açıkça yazmak ve hukuka aykırı tekerrür paragrafını çıkarmak suretiyle düzelterek onadı; özel belgede sahtecilik yönünden ise 8 yıllık olağan zamanaşımının dolması nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verdi.

Dava Strateji Notu: Bozma sonrası kurulan hükümlerde müdafi, infaza esas cezanın rakamsal olarak net yazılıp yazılmadığını ve tekerrüre esas alınan ilamın suç tarihinden önce kesinleşip kesinleşmediğini denetlemelidir; ayrıca sahtecilik gibi yan suçlarda ilk mahkumiyetten sonra geçen süre olağan zamanaşımını doldurmuşsa düşme talebi temyizde dahi sonuç verir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla