Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/552 E. , 2025/2232 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/399 E., 2024/30 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiye
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/552 E. , 2025/2232 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/399 E., 2024/30 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2024 tarihli ve 2023/399 Esas, 2024/30 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-f-son, 43/1, 62 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca neticeten 4 yıl 2 ay hapis ve 9.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 16.02.2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/12976 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11062 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11062 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; katılanın 01/04/2022 tarihinde tombala oynamak amacıyla 651meritking.com isimli internet sitesine giriş yaparak, üyelik hesabına yatırmak amacıyla sitede bildirilen sanığın adına kayıtlı ... Bankası hesabına 100,00 Türk lirası gönderdiği, yatırdığı parayı üyelik hesabında göremeyince sitenin canlı destek bölümüne yazdığı, yazıştığı şahsın oyun oynamak için taban limitin 500,00 Türk lirası olduğunu söylemesi ile aynı hesaba 400,00 Türk daha gönderdiği, daha sonra katılana tek seferde 500,00 Türk lirası yatırması gerektiğinin söylenmesi ile aynı hesaba 500,00 Türk lirası daha göndererek dolandırılması eylemi hakkında yapılan yargılama sonucunda, Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/01/2024 tarihli kararı ile 02/09/2022 tarihli video izleme raporunda parayı çeken şahsın sanık olabileceğine dair rapor, paranın geldiği hesabın sanığa ait olması ve sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceğinden bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 04/06/2024 tarihli ve 2021/16966 esas, 2024/7470 karar sayılı ilamında ''.. Sanık ..., sanık ... komşusu olduğu ve aynı iş yerinde çalıştıkları için tanıdığını, kendisine para geleceğini ancak kartının iptal olduğunu söyleyince güvendiği için hesap numarasını verdiğini ve hesabına gelen paradan pay almadığını savunması; sanık ... sanık Muhammet dışında tanıdığı kişilerden de benzer bahanelerle hesap ve kart bilgilerini aldığının ve bu kişiler gibi sanık ... de ... tanışıklığından dolayı duydukları güvenle hesap ve kart bilgilerini paylaştığının anlaşılması karşısında, sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi..'' şeklindeki açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, hesapları suçlarda kullanılan kişilerin mahkumiyetine karar verilebilmesi için, sanığın eylemden menfaat elde ettiğinin ayrıntılı, çeşitli, detaylı delillerle desteklenerek sabit olmasının gerektiği, Sanığın aşamalarda vermiş olduğu beyanlarında, içerisinde nüfus cüzdanı, banka kartları ile şifrelerinin bulunduğu cüzdanını kaybettiği, kimlik kartının yenisini çıkarttığı, banka hesaplarının da kapatılması yönünde müşteri hizmetlerini aradığını belirttiği cihetle, sanığın üzerine kayıtlı telefon numarasının paranın çekildiği bankanın bulunduğu adrese yakın yerlerde bulunan baz istasyonlarından sinyal alıp almadığı değerlendirilerek, paranın çekildiğine ilişkin ıslak imzalı dekonttaki imzanın sanığa ait olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu alınarak ve sanığın belirtmiş olduğu banka hesaplarını kapattığı ve nüfus cüzdanının yenisini çıkarttığı yönündeki beyanlarının doğruluğu ilgili kurumlardan sorularak teyit edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır. 2. Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre bozma nedenleri; 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 5271 sayılı Kanun'un 309. Maddesinin (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. Aynı Kanun'un dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir. 3. Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün hangi hallerde kanun yararına bozulabileceği, kanun yararına bozma kararının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır. Dava konusu olayda mahkemece kanıtların toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen hükümde, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğinden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkün değildir. Zira böyle bir durumda ortada hukuka aykırılık hali bulunmamakta olup, varolan kanıtların mahkûmiyete yeterli olup olmamasına ilişkin değerlendirme yanlışlığından kaynaklanan bir uyuşmazlık hali söz konusudur. 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin istemde belirtilen "..sanığın üzerine kayıtlı telefon numarasının paranın çekildiği bankanın bulunduğu adrese yakın yerlerde bulunan baz istasyonlarından sinyal alıp almadığı değerlendirilerek, paranın çekildiğine ilişkin ıslak imzalı dekonttaki imzanın sanığa ait olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu alınarak ve sanığın belirtmiş olduğu banka hesaplarını kapattığı ve nüfus cüzdanının yenisini çıkarttığı yönündeki beyanlarının doğruluğu ilgili kurumlardan sorularak teyit edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi." şeklindeki nedenin kanun yararına bozma yolunda ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2025 tarihinde karar verildi.