Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/787 E. , 2025/12298 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/346 E., 2023/396 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık KARAR : Mahkûmiy
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/787 E. , 2025/12298 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/346 E., 2023/396 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2023 tarihli ve 2022/346 Esas, 2023/396 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi ve 52. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 2.120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 23.10.2023 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/12727 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.02.2025 tarihli ve KYB-2025/12408 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.02.2025 tarihli ve KYB-2025/12408 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 245/1, 62... /2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2021 tarihli ve 2020/101 esas, 2021/59 sayılı kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 20/09/2022 tarihli ve 2021/888 esas, 2022/1529 sayılı kararı ile bozulmasını müteâkip, yeniden yapılan yargılama sonunda, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan sanığın 5237 sayılı Kanun’un 158/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 2.120,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/09/2023 tarihli ve 2022/346 esas, 2023/396 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 16/09/2020 tarihli ve 2020/596 esas, 2020/9590 karar sayılı ilâmında yer alan, "Bozma öncesindeki hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi karşısında, bozma sonrası verilen kararda sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağı gözetilmeyerek fazla cezaya hükmolunması suretiyle, 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesine aykırı davranılması" şeklindeki açıklamalar ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307/5. maddesinde yer alan, "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklindeki düzenleme uyarınca, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2021 tarihli ilk kararının sadece sanık tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile bozulduğu nazara alındığında, bozma öncesi tayin olunan cezanın sanık lehine kazanılmış hak teşkil edeceğinin anlaşılması karşısında, yeniden kurulan hükümde netice cezanın 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları olarak belirlenmesi gerekirken, 4 yıl hapis ve 2.120,00 Türk lirası adli para cezaları olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) “Vekile ve kanuni mümessile tebligat” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.” şeklinde hüküm içermektedir. 3. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; bozma sonrası sanığın savunmasının alındığı 02.06.2023 tarihli duruşma tutanağında, sanık müdafii Av. ...'in hazır olduğunun bildirildiği ve sanık savunmasını müteakip müdafiden sorulduğunda; "...savunmaya iştirak ediyoruz, müvekkil müştekiyi tanımamaktadır, müvekkilin müştekiyi dolandırdığına ya da hesap bilgisini kullanarak kendi yararına menfaat temin ettiğine dair herhangi bir delil yoktur, bozma ilamı doğrultusunda gelen cevabi yazıları inceleyip yazılı beyanda bulunacağız, müvekkil atılı suçlamayı kabul etmemekle birlikte zararı gidermek istemektedir, tüm bu hususlar dikkate alınarak müvekkilin serbest bırakılmasını talep ederiz..." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla; sanık müdafiine gerekçeli kararın tebliğ edilmesinin gerektiği, bu nedenle inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. 4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, bu aşamada olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.09.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık, kendini banka çalışanı olarak tanıtma yöntemiyle dolandırıcılıktan mahkum edilmiş; ilk kararı yalnızca kendisinin istinaf etmesiyle lehe bozulmasına rağmen yeniden kurulan hükümde daha ağır ceza aldığı gerekçesiyle kanun yararına bozma istenmiştir. Ancak sanık müdafiine gerekçeli karar tebliğ edilmemiştir.
Hukuki İlke: 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna yalnız istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden KESİNLEŞEN kararlar aleyhine gidilebilir; 7201 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereği vekille takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır, dolayısıyla müdafiye gerekçeli karar tebliğ edilmedikçe hüküm kesinleşmez.
Uygulama Sonucu: Hüküm henüz kesinleşmediğinden olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirtilerek istem reddedilmiştir.
Dava Strateji Notu: Müdafi varsa gerekçeli kararın müdafiye tebliği zorunludur; tebliğ yapılmadıysa süre işlemez ve aleyhe hatalı kesinleştirmeye karşı olağan kanun yolu (istinaf/temyiz) hâlâ açıktır.