Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2026/11 E. , 2026/656 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/483 E., 2025/41 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCE
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2026/11 E. , 2026/656 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/483 E., 2025/41 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2025 tarihli ve 2024/483 Esas, 2025/41 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-l-son, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten 4 yıl hapis ve 26.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 24.04.2025 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/26039 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147165 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147165 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 25.05.2023 tarihli ve 2022/14008 esas, 2023/3628 karar sayılı ilâmında "İddianame ve ekleri sanığa okunmadan, 5271 sayılı CMK'nın 147. maddesi uyarınca yasal hakları hatırlatılmadan savunmasının alınması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 191/3-b ve 147. maddelerine aykırı davranılması..." şeklinde belirtildiği üzere, sanığın talimat yoluyla savunmasının alındığı 08.01.2025 tarihli celsede 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 147. maddesi uyarınca yasal hakları hatırlatılmadan savunmasının alınması suretiyle aynı kanuun 191/3-b ve 147. maddelerine aykırı davranılması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun'un "İfade ve Sorgunun Tarzı" başlıklı 147. maddesi; "(1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur: a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür. b) Kendisine yüklenen suç anlatılır. c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir. e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir. f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır. g) İfade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır. h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır. i) İfade veya sorgu bir tutanağa bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır: 1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih. 2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği. 3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri. 4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı. 5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri." Şeklindedir. 2. 5271 sayılı Kanun'un "Duruşmanın Başlaması" başlıklı 191. maddesinde; "(1) Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar. (2) Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar. (3) Duruşmada, sırasıyla; a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır, b) (Değişik: 24/11/2016-6763/29 md.) İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır, c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir, d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır." Denilmektedir. 3. 5271 sayılı Kanun'un "Sanığın duruşmadan bağışık tutulması" başlıklı 196. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise; "(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir. (2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur." Hükümleri yer almaktadır. 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılanan ve talimat mahkemesince sorgusu yapılan sanığa; sorgusundan önce, 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesi uyarınca ifadesini asıl mahkemesinde vermek isteyip istemediği sorulmadan, aynı Kanun'un 147. maddesindeki yasal hakları hatırlatılmadan, okunmuş ve hatırlatılmış ise denetime olanak sağlayacak biçimde bu husus tutanağa geçirilmeden savunma hakkının kısıtlanması suretiyle sorgusu yapılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen nedenlerle yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2025 tarihli ve 2024/483 Esas, 2025/41 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Sanık hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı kendisini kamu görevlisi veya banka çalışanı olarak tanıtmak suretiyle dolandırıcılık suçundan TCK 158/1-l-son uyarınca 4 yıl hapis ve 26.400 TL adli para cezasına mahkûm etmiş, hüküm istinaf edilmeksizin kesinleşmişti. Sanığın sorgusu talimat mahkemesinde yapılmış, ancak sorgudan önce yasal hakları hatırlatılmamıştı; Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kanun yararına bozma yoluna başvurdu.
Hukuki İlke: Talimat yoluyla sorgusu yapılan sanığa, sorgudan önce CMK 196/2 uyarınca ifadesini asıl mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmalı ve CMK 147'deki yasal hakları hatırlatılmalı, bu hususlar denetime olanak verecek biçimde tutanağa geçirilmelidir; bunlar yapılmadan sorgu alınarak mahkûmiyet kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde bir hukuka aykırılıktır.
Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma istemi kabul edilerek mahkûmiyet kararı CMK 309/3 uyarınca bozuldu; Daire ayrıca sanık hakkındaki infazın durdurulmasına ve başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhâl tahliyesine hükmedip dosyayı gerekli işlemler için mahkemesine gönderdi.
Dava Strateji Notu: Talimatla alınan sorguda hak hatırlatmasının ve asıl mahkemede ifade verme tercihinin sorulduğunun tutanakta yer almaması, hüküm kesinleşmiş ve infaz başlamış olsa bile kanun yararına bozma ile mahkûmiyeti çökertip tahliye sağlayabilir; müdafi, cezaevindeki müvekkilinin dosyasında talimat sorgu tutanağını bu gözle mutlaka incelemelidir.